Geç Konsültasyon Tazminat Davası: Kapsam, Süreç Ve Sık Sorulan Sorular İzmir

Sağlık hukuku, hasta hakları, doktor sorumluluğu

Sağlık hizmeti, doğası gereği multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Hekimler, hastalarının teşhis ve tedavi süreçlerinde zaman zaman kendi uzmanlık alanlarının dışına çıkan veya farklı bir bakış açısı gerektiren durumlarla karşılaşabilirler. İşte bu noktada “konsültasyon”, yani diğer bir uzman hekimden görüş alma mekanizması devreye girer. Ancak bu sürecin zamanında ve doğru bir şekilde işletilmemesi, “geç konsültasyon” olarak adlandırılan ve hem hasta sağlığı hem de hekimin hukuki sorumluluğu açısından ciddi sonuçlar doğurabilen bir tıbbi uygulama hatasına (malpraktis) yol açabilir. Bu yazımızda, özellikle İzmir özelinde geç konsültasyon kaynaklı tazminat davalarının kapsamını, işleyişini ve merak edilen yönlerini ele alacağız.

Geç Konsültasyon Nedir ve Neden Hukuki Bir Sorun Teşkil Eder?

Geç konsültasyon, bir hekimin, hastanın durumu gerektirdiği halde başka bir uzman hekimin görüşüne başvurmakta gecikmesi veya hiç başvurmaması durumudur. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği gibi mevzuatlar, hekimin gerekli gördüğü takdirde veya hastanın talebi üzerine konsültasyon isteme yükümlülüğünü düzenlemiştir. Hekimin, kendi uzmanlık alanının sınırlarını bilmesi ve teşhis veya tedavide kararsız kaldığı, farklı bir uzmanlık alanının bilgisine ihtiyaç duyduğu anlarda bu mekanizmayı çalıştırması özen yükümlülüğünün bir gereğidir.

Konsültasyon istemekte gecikilmesi, hastanın teşhisinin gecikmesine, yanlış tedavi uygulanmasına, hastalığın ilerlemesine, kalıcı sakatlıklar oluşmasına ve hatta hayatını kaybetmesine neden olabilir. Bu gibi durumlarda, geç konsültasyon bir hekim hatası olarak kabul edilir ve zarar gören hasta veya yakınlarının maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı doğar.

Geç Konsültasyona Dayalı Tazminat Davasının Şartları Nelerdir?

İzmir’de veya Türkiye’nin herhangi bir yerinde geç konsültasyon nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için belirli şartların bir araya gelmesi gerekmektedir:

  • Hekimin Konsültasyon İstemesi Gerekirken İstememesi veya Geç İstemiş Olması: Hastanın tıbbi durumu, standart bir hekimlik uygulaması çerçevesinde başka bir uzmanın görüşünü almayı gerektiriyor olmalıdır.
  • Zararın Meydana Gelmesi: Gecikme sonucunda hastanın sağlığında olumsuz bir gelişme (sakatlık, hastalığın ilerlemesi, ölüm vb.) yaşanmış olmalıdır.
  • Nedensellik (İlliyet) Bağı: Meydana gelen zarar ile hekimin konsültasyona geç başvurması veya hiç başvurmaması arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Yani, “Eğer konsültasyon zamanında istenseydi bu zarar meydana gelmezdi” denilebilmelidir.
  • Hekimin Kusuru: Hekimin bu gecikmedeki kusuru, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, genellikle bir ihmal olarak değerlendirilir.

Dava Süreci Nasıl İşler ve İspat Yükü Kimdedir?

Geç konsültasyona dayalı tazminat davaları, karmaşık ve teknik bilgi gerektiren süreçlerdir. Genellikle bir sağlık hukuku avukatı aracılığıyla yürütülür. Dava sürecinde mahkeme, tıbbi kayıtları, hasta dosyasını, epikriz raporlarını ve diğer tüm delilleri inceler. En önemli aşamalardan biri, Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından alınacak olan bilirkişi raporudur. Bu rapor, hekimin uygulamasının tıp bilimi kurallarına uygun olup olmadığını, konsültasyonun gerekli olup olmadığını, geç kalınıp kalınmadığını ve oluşan zararla bu gecikme arasındaki illiyet bağını bilimsel olarak ortaya koyar.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre ispat yükü, iddia edene aittir. Dolayısıyla, davacı (hasta veya yakınları), hekimin konsültasyonda geciktiğini ve bu nedenle zarar gördüğünü ispatlamakla yükümlüdür. Ancak Yargıtay’ın hekimin sorumluluğuna ilişkin kararlarında, hekimin özen yükümlülüğü çerçevesinde hareket ettiğini ispatlaması gerektiği yönünde bir eğilim de bulunmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Aşağıda, İzmir’deki hasta ve hekimlerin bu konuda en çok merak ettiği sorulara kısa yanıtlar verilmiştir:

Dava açma süresi (zamanaşımı) ne kadardır?

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Ancak, eylemin aynı zamanda suç teşkil etmesi durumunda, ceza kanunlarında öngörülen daha uzun dava zamanaşımı süreleri uygulanabilir.

Ne kadar tazminat alabilirim?

Tazminat miktarı her somut olayın özelliğine göre değişir. Maddi tazminat, tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı, kazanç kaybı ve (ölüm halinde) destekten yoksun kalma gibi kalemleri içerir. Manevi tazminat ise, yaşanan acı, elem ve ızdırap nedeniyle belirlenir ve hakimin takdirine bağlıdır.

Dava sadece hekime mi açılır, hastanenin sorumluluğu var mıdır?

Dava, kusurlu hekime karşı açılabileceği gibi, hekimin çalıştığı özel hastaneye karşı da açılabilir. Özel hastaneler, çalıştırdıkları personelin kusurlarından dolayı “adam çalıştıranın sorumluluğu” ilkesi gereğince müteselsilen sorumludur. Kamu hastanelerinde ise dava, hizmet kusuru nedeniyle idareye (Sağlık Bakanlığı) karşı tam yargı davası olarak idare mahkemesinde açılır.

İzmir’de bu tür davalara hangi mahkeme bakar?

Özel hastane veya hekime karşı açılacak davalarda görevli mahkeme genellikle Tüketici Mahkemeleridir. Kamu hastanelerine karşı açılacak davalarda ise görevli mahkeme İzmir İdare Mahkemeleridir.

Sağlık hukuku, hasta hakları, doktor sorumluluğu
Anahtar Kelime : sağlık hukuku

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız