Diş Hekimliğinde Tıbbi Malpraktis ve Gereksiz Tedavinin Tanımı
Ağız ve diş sağlığı, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en hassas tıp alanlarından biridir. Diş hekimlerinin gerçekleştirdiği her türlü tanı, teşhis ve tedavi sürecinde mesleki standartlara ve tıp biliminin kurallarına uyma yükümlülüğü bulunmaktadır. Tıbbi malpraktis (hekimlik hatası), hekimin bilgisizliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği nedeniyle hastaya uyguladığı standart dışı veya hatalı tedavi sonucunda zarar vermesidir. Ancak malpraktis sadece yanlış bir cerrahi müdahale ya da hatalı ilaç kullanımı ile sınırlı değildir; hastanın durumuna uygun olmayan, tıbbi olarak gerekli bulunmayan işlemlerin (gereksiz diş tedavisi) uygulanması da bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Tıbbi Endikasyon Şartı ve Anayasal Temel
Hukuki açıdan bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için en temel şartlardan biri tıbbi endikasyon yani tedavinin tıbbi bir gereklilik taşımasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesi, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını güvence altına almaktadır. Kişinin vücut bütünlüğüne yapılacak her türlü müdahale, ancak tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı hallerde mümkündür. Dolayısıyla, hastanın rızası olsa bile, tıbbi bir gereklilik (endikasyon) bulunmadan sağlıklı bir dişe kanal tedavisi uygulanması, gereksiz implant yapılması ya da sağlam dişlerin estetik amaçlarla aşırı derecede aşındırılması gibi işlemler, hukuka uygunluk sebebini ortadan kaldırır. Bu durum, doğrudan hastanın vücut bütünlüğüne yönelik haksız bir müdahale olarak kabul edilmektedir.
Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Diş Hekiminin Özen Borcu
Diş hekimi ile hasta arasındaki hukuki ilişki, kural olarak bir vekalet sözleşmesi niteliğindedir. Bazı protez ve estetik diş uygulamaları ise eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilebilmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 506. maddesi uyarınca, vekil (hekim), üstlendiği işi ve hizmetleri, vekalet verenin (hastanın) haklı menfaatlerini gözeterek, özenle yürütmekle yükümlüdür. Diş hekimi, tıp ve diş hekimliği biliminin güncel kurallarına uygun olarak hareket etmeli, hastaya en az zarar verecek ve en etkili sonucu sağlayacak yöntemi seçmelidir.
TBK m. 49 kapsamında ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Gerekli olmadığı halde ticari kaygılar veya hatalı teşhisler nedeniyle uygulanan her fazla tedavi, hastanın sağlıklı dokularına zarar verdiği için hekimin özen borcuna aykırılık oluşturur ve haksız fiil sorumluluğunu doğurur. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi hükümleri de hekimlerin hastaya sadece tıbbi zorunluluk sınırları içinde müdahale etmesini emreder.
Yargıtay İçtihatlarında Gereksiz Diş Tedavisi
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hekimin hastasını tedavi ederken tıp biliminin kurallarına ve mesleki özen yükümlülüğüne eksiksiz uyması gerekmektedir. Yargıtay kararlarında, endikasyon dışı veya gereksiz yere yapılan tıbbi müdahalelerin hekimin özen borcuna aykırı davranışlar olduğu açıkça belirtilmektedir. Yargıtay prensiplerine göre:
- Tıbbi açıdan zorunlu olmadığı halde hastaya ek maliyet ve fiziksel acı yükleyen tedaviler malpraktis olarak nitelendirilir.
- Aydınlatılmış onam formunun varlığı, gereksiz bir tedaviyi hukuka uygun hale getirmez. Hasta, tıbbi gerekliliği olmayan bir zararlı işleme onay vermiş olsa dahi, hekimin mesleki özen yükümlülüğü bu rıza ile ortadan kalkmaz.
- Teşhis ve tedavi yönteminin seçiminde hata yapılması, hafif kusur dahi olsa hekimin tazminat sorumluluğunu doğurur.
Hastalar ve Hekimler İçin Hukuki Sonuçlar
Gereksiz diş tedavisi uygulandığının tespit edilmesi durumunda, hastaların maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken önemli hususlar şunlardır:
- Maddi Tazminat: Gereksiz tedavi için ödenen ücretler, bu tedavinin düzeltilmesi için yapılması gereken ek harcamalar ve iş gücü kaybı talep edilebilir.
- Manevi Tazminat: Hastanın yaşadığı fiziksel acı, estetik kayıplar ve psikolojik yıpranma nedeniyle manevi zarar tazmin edilir.
- Cezai Sorumluluk: Tıbbi gereklilik olmaksızın yapılan cerrahi müdahaleler, Türk Ceza Kanunu kapsamında “kasten yaralama” veya “taksirle yaralama” suçunu oluşturabilir.
Sonuç olarak; diş hekimlerinin hastalarına uygulayacakları her işlemi tıbbi gerekçelere dayandırması, hastaların ise şüpheli durumlarda haklarını bilerek hareket etmesi hem tıp etiğinin korunması hem de hukuki güvenliğin sağlanması açısından hayati önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : diş tedavisi malpraktis

