Sağlık hukuku, hekimlerin tıbbi müdahaleler öncesinde hastayı ve duruma göre hasta yakınlarını bilgilendirme yükümlülüğünü (aydınlatılmış onam) temel bir prensip olarak kabul eder. Bu yükümlülüğün ihlali, hekim ve sağlık kuruluşu aleyhine ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. “Hasta yakınını bilgilendirmeme davası” olarak bilinen bu hukuki süreç, aydınlatma yükümlülüğünün hasta yakını boyutunu ele alır ve hem hastalar hem de hekimler için önemli dinamikler içerir.
Aydınlatma Yükümlülüğünün Hukuki Dayanağı ve Kapsamı
Hekimin hastayı aydınlatma yükümlülüğü, temel olarak Anayasa’nın güvence altına aldığı kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına dayanır. Ayrıca, Hasta Hakları Yönetmeliği ve Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları gibi düzenlemeler bu yükümlülüğün çerçevesini çizer. Tıbbi bir müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için en temel şartlardan biri, hastanın yeterli ve anlayabileceği bir dilde bilgilendirilerek rızasının alınmasıdır. Buna “aydınlatılmış onam” denir.
Hasta Yakınının Bilgilendirilmesi Ne Zaman Gerekir?
Asıl olan, tıbbi müdahaleye ilişkin bilginin doğrudan hastanın kendisine verilmesidir. Hasta, bilgilendirilecek diğer kişileri kendisi belirleyebilir. Ancak bazı durumlarda bu kuralın istisnaları devreye girer ve hasta yakınının bilgilendirilmesi zorunlu hale gelir:
- Hastanın Bilincinin Kapalı Olması: Hastanın bilincinin kapalı olduğu veya karar verme yeterliliğine sahip olmadığı acil durumlarda, yasal temsilcisi veya yakınlarının bilgilendirilmesi ve onamlarının alınması gerekir.
- Hastanın Küçük veya Kısıtlı Olması: Hasta reşit değilse veya mahkeme kararıyla kısıtlanmışsa, aydınlatma yükümlülüğü yasal temsilcilerine (veli veya vasi) karşı yerine getirilir.
- Hastanın Talep Etmesi: Hasta, sağlık durumuyla ilgili bilgilerin yakınlarına da verilmesini açıkça talep edebilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hastanın ayırt etme gücü yerindeyse, onun yerine bir yakınının aydınlatılması, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği anlamına gelmez. Esas olan, hastanın kendi geleceğini belirleme hakkına saygı gösterilmesidir.
Bilgilendirmeme (Aydınlatma Eksikliği) Halinde Dava Süreci
Aydınlatma yükümlülüğünün hiç veya gereği gibi yerine getirilmediği iddiasıyla açılan davalar, hukuki niteliği itibarıyla bir “malpraktis” yani tıbbi uygulama hatası davasıdır. Hekim, müdahaleyi tıbbi standartlara uygun yapmış olsa bile, olası riskler ve komplikasyonlar hakkında yeterli bilgilendirme yapmamışsa sorumlu tutulabilir. Bu tür bir durumda dava süreci genel hatlarıyla şu şekilde işler:
1. Dava Şartları: Davanın açılabilmesi için öncelikle aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması ve bu ihlal sonucunda bir zararın (maddi veya manevi) meydana gelmesi gerekir.
2. İspat Yükü: Bu tür davalarda en kritik konulardan biri ispat yüküdür. Yargıtay kararlarına göre, hastayı veya yakınını usulüne uygun olarak aydınlattığını ispat etme yükümlülüğü hekim veya sağlık kuruluşuna aittir. Sadece matbu onam formlarının imzalatılmış olması, aydınlatma yükümlülüğünün tam olarak yerine getirildiğini kanıtlamak için her zaman yeterli görülmemektedir.
3. Görevli Mahkeme: Dava, sağlık hizmetinin alındığı kuruma göre farklı mahkemelerde görülür. Kamu hastanelerine karşı açılacak davalarda İdare Mahkemeleri, özel hastane veya muayenehanesi olan hekimlere karşı açılacak davalarda ise Tüketici Mahkemeleri görevlidir.
4. Yargılama ve Sonuç: Mahkeme, yargılama sırasında genellikle Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından bilirkişi raporu alır. Bu raporlarda, aydınlatmanın tıp bilimi ve hukuk kurallarına uygun yapılıp yapılmadığı değerlendirilir. Mahkeme, bu raporları ve diğer delilleri değerlendirerek hekimin veya hastanenin kusurlu olup olmadığına karar verir ve zararın tazminine hükmedebilir.
Sık Sorulan Sorular
Her komplikasyon dava konusu edilebilir mi?
Hayır. Tıbbi müdahalelerin doğasında olan ve hekim hatası olmaksızın da ortaya çıkabilen istenmeyen sonuçlara “komplikasyon” denir. Hekim, bu komplikasyon riskleri hakkında hastayı veya yakınını önceden bilgilendirmişse ve gerekli tüm özeni göstermişse, ortaya çıkan komplikasyondan sorumlu tutulmaz. Ancak aydınlatma eksikse, komplikasyon sonucu doğan zarardan sorumluluk doğabilir.
Dava sonucunda hangi tazminatlara hükmedilir?
Aydınlatma eksikliği nedeniyle hastanın veya yakınlarının uğradığı zarara göre maddi tazminat (tedavi giderleri, kazanç kaybı vb.) ve manevi tazminat (çekilen acı, elem ve ıstırap için) talep edilebilir. Yargıtay, aydınlatma yükümlülüğünün ihlali durumunda hem maddi hem de manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Dava açma süresi ne kadardır?
Dava zamanaşımı süreleri, davanın açılacağı mahkemeye ve hukuki dayanağa göre değişmektedir. Özel hastanelere karşı açılacak vekalet sözleşmesine dayalı davalarda zamanaşımı süresi genellikle 5 yıldır. Haksız fiil durumunda ise zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde 10 yıldır. Kamu hastanelerine karşı açılacak tam yargı davalarında ise süreler farklılık gösterdiğinden, bir avukata danışmak en doğrusudur.
“`

Anahtar Kelime : hasta yakını bilgilendirmeme davası

