Sağlık kuruluşları, şifa ve bakım arayışının merkezleridir. Ancak bu mekanlar, zaman zaman hasta yakınlarının taşkınlıkları, ihmalleri veya kasıtlı eylemleri sonucu çeşitli zararların meydana geldiği yerler de olabilmektedir. Hasta yakınları tarafından sağlık çalışanlarına, diğer hastalara veya hastane demirbaşlarına verilen zararlar, hem hukuki hem de cezai sorumlulukları gündeme getiren karmaşık bir konudur. Bu yazıda, bu tür durumlarda sorumluluğun nasıl belirlendiği ve zarar görenlerin haklarının neler olduğu detaylı bir şekilde incelenecektir.
Zarar Veren Hasta Yakınının Hukuki Sorumluluğu
Temel kural, “herkesin kendi eyleminden sorumlu olması” ilkesidir. Bir hasta yakını, hastane içerisinde hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar verirse, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu sorumluluk, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen haksız fiil hükümlerine dayanmaktadır. Haksız fiilden söz edebilmek için dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir:
- Hukuka Aykırı Fiil: Kişilik haklarına, vücut bütünlüğüne veya mülkiyet hakkına yönelik her türlü saldırı (darp, hakaret, tehdit, eşyaya zarar verme vb.) hukuka aykırı bir fiildir.
- Zarar: Fiil sonucunda bir başkasının malvarlığında (maddi zarar) veya manevi dünyasında (manevi zarar) bir eksilme meydana gelmelidir. Örneğin, bir sağlık çalışanının gözlüğünün kırılması maddi, aynı çalışanın hakarete uğraması ise manevi zarardır.
- Kusur: Zarar veren kişinin bu fiili kasten veya ihmal göstererek işlemiş olması gerekir.
- İlliyet Bağı: Meydana gelen zarar ile hukuka aykırı fiil arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır.
Bu şartlar oluştuğunda, zarara sebep olan hasta yakını, zarar gören kişinin (sağlık çalışanı, başka bir hasta, ziyaretçi) veya kurumun (hastane) maddi ve manevi tazminat talepleriyle karşı karşıya kalabilir.
Ceza Hukuku Boyutu ve Sağlıkta Şiddet
Hasta yakınının eylemi, Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil ediyorsa, hukuki sorumluluğun yanı sıra cezai sorumluluk da doğar. Özellikle sağlık çalışanlarına yönelik şiddet eylemleri, kanun koyucu tarafından daha ağır yaptırımlara tabi tutulmuştur. Sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen; kasten yaralama, tehdit, hakaret gibi suçlarda cezaların yarı oranında artırılacağı kanunda açıkça düzenlenmiştir. Bu tür eylemler, sadece kişilere değil, aynı zamanda kamu hizmetinin aksamasına da neden olduğu için ciddi şekilde ele alınmaktadır.
Hastanenin (İdarenin) Sorumluluğu ve Sınırları
Hasta yakınlarının verdiği zararlarda asıl sorumlu fiili gerçekleştiren kişi olsa da, bazı durumlarda hastane işletmesinin veya idarenin de sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu sorumluluk, organizasyon kusuru veya adam çalıştıranın sorumluluğu gibi hukuki kavramlara dayanır.
Güvenlik Zafiyeti ve Organizasyon Kusuru
Hastaneler, hem hastaların hem de çalışanların can ve mal güvenliğini sağlamak için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hastane yönetiminin yeterli güvenlik personelini bulundurma, riskli alanları denetleme ve olası taşkınlıklara karşı hazırlıklı olma gibi bir organizasyon yükümlülüğü vardır. Eğer bir hasta yakınının saldırısı, hastanenin güvenlik önlemlerindeki bariz bir ihmal veya zafiyet nedeniyle önlenememişse, hastane işletmesinin de tazminat sorumluluğu doğabilir. Özellikle bilinen riskli (örneğin psikiyatri servisleri gibi) birimlerde bu yükümlülük daha da artmaktadır.
Adam Çalıştıranın Sorumluluğu
Hastanenin sorumluluğu genellikle kendi çalışanlarının (doktor, hemşire, güvenlik görevlisi) kusurlarından kaynaklanır. Ancak, bir çalışanın başka bir hasta yakını tarafından uğradığı zararda, eğer hastane yönetimi o çalışanın güvenliğini sağlama konusunda gerekli özeni göstermemişse, dolaylı bir sorumluluktan bahsedilebilir. Örneğin, riskli bir hasta yakını hakkında personeli uyarmamak veya yeterli güvenlik desteği sağlamamak gibi durumlar, idarenin sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Zarar Görenlerin Hakları ve Başvuru Yolları
Hasta yakını tarafından zarara uğrayan bir sağlık çalışanı, başka bir hasta veya ziyaretçi, hukuki haklarını aramak için çeşitli yollara başvurabilir:
- Maddi Tazminat Davası: Tedavi masrafları, kırılan veya zarar gören eşyalar, iş gücü kaybı gibi maddi kayıpların karşılanması için açılır.
- Manevi Tazminat Davası: Yaşanan olay nedeniyle duyulan elem, keder, acı ve psikolojik travmanın bir nebze de olsa telafi edilmesi amacıyla talep edilir.
- Suç Duyurusu: Eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa (kasten yaralama, hakaret vb.), Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunularak failin cezalandırılması talep edilebilir.
Önemli Not: Kamu hastanelerinde idarenin sorumluluğuna gidilecekse, dava adli yargıda değil, idare mahkemelerinde “tam yargı davası” olarak açılmalıdır. Özel hastanelerde ise sorumluluk davaları genel mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemesi) görülür.
Sonuç olarak, hastanelerde hasta yakınları tarafından verilen zararlar, hem fiili gerçekleştiren kişinin şahsi sorumluluğunu hem de belirli şartlar altında hastane idaresinin organizasyonel sorumluluğunu doğuran çok yönlü bir hukuki meseledir. Zarar görenlerin, haklarını doğru ve etkin bir şekilde kullanabilmeleri için hukuki süreci bir uzman avukat aracılığıyla takip etmeleri büyük önem taşımaktadır.
“`

Anahtar Kelime : hasta yakini zarar

