Hastanenin Temizlik Ve Hijyen Kusuru Nedeniyle Tazminat

Hasta hakları ve hastane sorumluluğu rehberi

Sağlık hizmeti almak amacıyla başvurulan hastaneler, bireylerin en temel haklarından olan yaşama ve sağlık hakkını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün en önemli unsurlarından biri, hastane ortamının her türlü zararlı mikroorganizmadan arındırılmış, yani hijyenik ve steril olmasıdır. Ancak ne yazık ki, zaman zaman hastanelerin temizlik ve hijyen standartlarına yeterli özeni göstermemesi sonucu “hastane enfeksiyonu” olarak da bilinen ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, hastanın mevcut rahatsızlığının yanı sıra yeni ve bazen daha tehlikeli bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalmasına neden olur. Peki, böyle bir durumda hastanın veya yakınlarının hukuki hakları nelerdir?

Hastane Enfeksiyonu ve Hukuki Sorumluluk

Hukuki olarak hastane enfeksiyonu, hastanın hastaneye başvuru anında mevcut olmayan veya kuluçka döneminde bulunmayan, ancak hastanede verilen sağlık hizmeti sırasında ortaya çıkan enfeksiyonlar olarak tanımlanır. Hastaneler, hem kamu hem de özel olsun, hastalarına karşı bir özen yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, sadece doğru teşhis ve tedaviyi değil, aynı zamanda hastanın hastanede bulunduğu süre boyunca güvenli ve hijyenik bir ortamda bakım görmesini de kapsar.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, hastanelerin organizasyonel bir kusuru olarak değerlendirilen hijyen eksiklikleri, tazminat sorumluluğunu doğurur. Yani, hastanenin sterilizasyon zincirini kırması, personelin hijyen kurallarına uymaması veya genel temizlik standartlarının yetersiz olması gibi nedenlerle hastanın enfeksiyon kapması, bir “hizmet kusuru” olarak kabul edilir.

Tazminat Sorumluluğunun Hukuki Dayanakları

Hastanenin temizlik ve hijyen kusuru nedeniyle doğan sorumluluğunun temelini 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen maddeleri oluşturur. Kanuna göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu çerçevede, hastanenin hijyen standartlarına uymaması “kusurlu bir fiil”, hastanın bu nedenle enfeksiyon kaparak sağlığının bozulması ise “zarar” olarak nitelendirilir. Zarar ile kusurlu fiil arasındaki neden-sonuç bağı (illiyet bağı) kurulduğunda, hastanenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğar.

  • Maddi Tazminat: Hastanın enfeksiyon nedeniyle yapmak zorunda kaldığı ek tedavi masrafları, ilaç giderleri, ameliyat ücretleri, çalışamadığı süre boyunca mahrum kaldığı kazanç (gelir kaybı) ve varsa kalıcı bir sakatlık durumunda sürekli iş göremezlik zararları maddi tazminat kapsamında talep edilebilir.
  • Manevi Tazminat: Hastanın, enfeksiyon nedeniyle çektiği fiziksel acı, elem, keder ve yaşadığı psikolojik travma nedeniyle yaşam kalitesinin düşmesi karşılığında manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır.

Dava Süreci ve İspat Yükü

Hastanenin hijyen kusuru nedeniyle tazminat davası açmak isteyen hastanın, enfeksiyonun hastane kaynaklı olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Bu süreçte aşağıdaki adımlar önem taşır:

Delillerin Toplanması: Hastanın tedavi sürecine ilişkin tüm tıbbi kayıtlar, epikriz raporları, laboratuvar sonuçları, kültür testleri ve enfeksiyonun niteliğini gösteren diğer belgeler toplanmalıdır.

Bilirkişi İncelemesi: Dava sürecinde mahkeme, dosyanın uzman bir bilirkişi heyeti tarafından incelenmesine karar verir. Bu heyet, genellikle enfeksiyon hastalıkları uzmanı, mikrobiyolog ve adli tıp uzmanlarından oluşur. Bilirkişi raporunda, enfeksiyonun hastane kaynaklı olup olmadığı, hastane yönetiminin hijyen konusunda gerekli önlemleri alıp almadığı ve bir ihmalin bulunup bulunmadığı gibi teknik konular değerlendirilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme: Enfeksiyonun meydana geldiği hastanenin statüsüne göre dava açılacak mahkeme değişiklik gösterir.

  • Eğer hijyen kusuru bir kamu hastanesinde (devlet, üniversite) yaşanmışsa, idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak “tam yargı davası” açılmalıdır ve görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir. Dava açmadan önce ilgili idareye (örneğin, Sağlık Bakanlığı veya üniversite rektörlüğü) başvurarak zararın tazmininin talep edilmesi yasal bir zorunluluktur.
  • Eğer olay bir özel hastanede meydana gelmişse, hasta ve hastane arasındaki sözleşmesel ilişki nedeniyle görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Bu davalarda da dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak bir dava şartıdır.

Sonuç

Hastanelerin temizlik ve hijyen standartlarına uymaması, basit bir ihmalden öte, hastanın en temel sağlık ve yaşama hakkını ihlal eden ciddi bir kusurdur. Bu tür bir durumla karşılaşan hastaların ve hasta yakınlarının, maruz kaldıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi için yasal yollara başvurma hakkı bulunmaktadır. Sürecin teknik ve hukuki detaylar içermesi nedeniyle, alanında uzman bir sağlık hukuku avukatından destek almak, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

“`
Hasta hakları ve hastane sorumluluğu rehberi
Anahtar Kelime : saglik hukuku

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız