Günümüzde implant tedavileri, diş eksikliklerinin giderilmesinde en çok tercih edilen ve başarı oranı oldukça yüksek olan dental uygulamalardır. Ancak cerrahi bir müdahale gerektiren bu süreçte, hekimin bilgi, beceri ve özen yükümlülüğü hayati önem taşır. İmplantın çene kemiğine yerleştirilmesi esnasında yapılan teknik hatalardan biri de implantın yanlış açıyla konumlandırılmasıdır. Bu durum hem estetik hem de fonksiyonel kayıplara yol açarak hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Peki, implantın yanlış açıyla yerleştirilmesi malpraktis sayılır mı? Bu sorunun yanıtı, hem sağlık hukuku mevzuatımız hem de yargı organlarının yerleşik içtihatları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Dental İmplant Tedavilerinde Hukuki Niteliğin Belirlenmesi
Hukuki açıdan bir tıbbi müdahalenin sorumluluk sınırlarını çizebilmek için öncelikle hekim ile hasta arasındaki ilişkinin niteliğini doğru belirlemek gerekir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, genel tıbbi tedaviler çoğunlukla bir “vekalet sözleşmesi” (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 506) kapsamında değerlendirilirken; implant, protez ve estetik amaçlı dental uygulamalar genellikle “eser sözleşmesi” (TBK m. 470 ve devamı) hükümlerine tabi tutulmaktadır.
Eser sözleşmesinde hekim, sadece tıbbi bir özen göstermeyi değil, aynı zamanda hastanın beklentilerine uygun, estetik ve fonksiyonel açıdan kusursuz bir “sonuç” meydana getirmeyi taahhüt eder. Bu doğrultuda, implantın yanlış açıyla yerleştirilmesi nedeniyle üst yapının (kron/kaplama) yapılamaması veya çiğneme fonksiyonunun sağlanamaması durumu, doğrudan sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve hekimin hukuki sorumluluğunu doğurur.
İmplantın Yanlış Açıyla Yerleştirilmesi Neden Tıbbi Malpraktistir?
Tıbbi malpraktis (uygulama hatası), hekimin tedavi sürecinde standart tıp kurallarına, mesleki özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu hastaya zarar vermesidir. İmplant cerrahisinde doğru açı, derinlik ve konumlandırma tedavinin temelini oluşturur. İmplantın yanlış açıyla yerleştirilmesi şu durumlara yol açtığında malpraktis olarak nitelendirilir:
- Anatomik Yapılara Zarar Verilmesi: Yanlış açı sebebiyle implantın mandibular sinire bası yapması, sinüs boşluğuna kaçması veya komşu diş köklerine zarar vermesi durumunda açık bir özen borcuna aykırılık söz konusudur.
- Kemik Rezorbsiyonu (Erimesi): Yanlış açıyla yerleştirilen implanta gelen çiğneme kuvvetlerinin dengesiz dağılması, zamanla implant çevresindeki kemiğin erimesine ve implantın kaybına yol açar.
- Protez Yapımının İmkansızlaşması: İmplantın yerleştirildiği açının, üzerine konulacak porselen veya zirkonyum dişin takılmasına izin vermeyecek ölçüde hatalı olması teknik bir uygulama hatasıdır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; hekim, teşhis ve tedavi aşamasında tıbbi imkanların elverdiği tüm önlemleri almak, gerekli radyolojik (panoromik röntgen, tomografi vb.) planlamaları eksiksiz yapmakla yükümlüdür. Bu planlamaların eksik yapılması veya hiç yapılmaması nedeniyle ortaya çıkan açılanma hataları doğrudan tıbbi malpraktis teşkil eder.
Komplikasyon mu, Yoksa Malpraktis mi?
Her cerrahi işlemin olduğu gibi implant tedavisinin de öngörülemeyen veya engellenemeyen bazı riskleri (komplikasyonları) mevcuttur. Ancak bir durumun komplikasyon olarak kabul edilebilmesi için;
- Hekimin tüm tıp kurallarına ve rehberlerine uygun hareket etmiş olması,
- Olası riskler hakkında hastanın ameliyat öncesinde “Aydınlatılmış Onam” formu ile detaylıca bilgilendirilmiş olması,
- Hata ortaya çıktıktan sonra hekimin durumu düzeltmek için gerekli tıbbi müdahaleyi (komplikasyon yönetimi) zamanında yapmış olması gerekir.
İmplantın yanlış açıyla yerleştirilmesi çoğunlukla “öngörülemeyen bir risk” değil; yanlış planlama, yetersiz radyolojik inceleme veya hekimin el becerisi/deneyim eksikliğinden kaynaklanan, yani önlenebilir bir “beceri hatası”dır. Bu nedenle, literatürde ve yargı pratiklerinde bu tür vakalar nadiren komplikasyon kabul edilmekte, ekseriyetle malpraktis kapsamında değerlendirilmektedir.
Mağduriyet Durumunda Hukuki Haklar Nelerdir?
İmplantın yanlış açıyla yerleştirilmesi sonucu fiziksel veya psikolojik zarar gören hastalar, TBK m. 49 (Haksız Fiil) ve TBK m. 112 (Sözleşmeye Aykırılık) hükümleri uyarınca maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Bu süreçte hastalar;
- Hatalı implantın çıkarılması ve yeni tedavi masraflarını,
- İş ve güç kaybından kaynaklanan zararlarını,
- Çekilen acı ve ızdırap için uygun bir manevi tazminatı talep edebilirler.
Hekimler açısından ise, yapılan tüm tedavi aşamalarının, alınan onamların ve çekilen radyolojik görüntülerin eksiksiz arşivlenmesi, olası bir uyuşmazlıkta en güçlü savunma aracını oluşturacaktır.

Anahtar Kelime : diş implantı malpraktis

