Çalışma hayatında işçi ve işveren arasındaki ilişkiler, yalnızca karşılıklı hak ve borçlardan ibaret değildir; aynı zamanda ciddi bir kişisel veri paylaşım sürecini de beraberinde getirir. Bu süreçte en çok merak edilen ve hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırlayan konuların başında, işverenin çalışanın sağlık verilerini talep edip edemeyeceği sorusu gelmektedir. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri ile çalışanın mahremiyet hakkı arasındaki bu ince çizgi, hem çalışanlar hem de işyeri hekimleri için büyük önem taşımaktadır.
Sağlık Verisi Nedir ve Neden Özeldir?
Kişisel verilerin korunması mevzuatında sağlık verileri sıradan bilgiler olarak kabul edilmez. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, kişilerin sağlık geçmişi, geçirdikleri rahatsızlıklar, tahlil sonuçları veya engellilik durumları gibi veriler “özel nitelikli kişisel veri” sınıfına girmektedir. Bu veriler, ifşa edilmeleri halinde kişinin ayrımcılığa uğramasına, sosyal hayatta dışlanmasına veya mesleki kayıplar yaşamasına neden olabilecek niteliktedir. Bu nedenle kanun koyucu, sağlık verilerinin işlenmesini çok daha sıkı şartlara bağlamıştır.
İşveren Çalışanın Sağlık Verisini Doğrudan İsteyebilir mi?
Kural olarak işverenin, çalışanından doğrudan detaylı sağlık raporları, teşhis belgeleri veya geçmiş tıbbi kayıtlarını talep etme yetkisi bulunmamaktadır. KVKK çerçevesinde, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi ancak ilgili kişinin açık rızası ile mümkündür. Dolayısıyla, işverenin yasal bir dayanak veya çalışanın özgür iradesiyle verdiği açık rızası olmaksızın bu verileri talep etmesi hukuka aykırılık teşkil eder. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 419. maddesi uyarınca, işveren çalışanın kişisel verilerini ancak iş sözleşmesinin ifası veya adayın işe uygunluğuyla doğrudan ilgili olduğu ölçüde kullanabilir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kapsamında İşyeri Hekiminin Rolü
Buradaki en büyük istisna ve denge unsuru, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında karşımıza çıkmaktadır. İşverenler, çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimi yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Ancak bu gözetim süreci doğrudan işveren eliyle değil, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan işyeri hekimleri aracılığıyla yürütülür. KVKK m. 6/3 uyarınca; koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla sır saklama yükümlülüğü altındaki kişiler (hekimler), çalışanın açık rızası olmaksızın da sağlık verilerini işleyebilir.
Bu süreçte işyeri hekimi, çalışanın detaylı sağlık verilerini inceler, gerekli tetkikleri yapar ancak işverene sadece çalışanın o işte “çalışmaya elverişli olup olmadığına” dair uygunluk raporunu sunar. Hastalığın detaylı tıbbi teşhisi, tedavi süreci veya reçeteler gibi mahrem detaylar işverene aktarılmaz.
Yasal Sorumluluklar ve Yargıtay Prensipleri
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, işverenin işçiyi gözetme borcu (TBK m. 417) ve işçinin kişilik haklarının korunması esastır. İşverenin, iş sağlığı ve güvenliği sınırlarını aşarak çalışanın mahrem sağlık bilgilerini zorla talep etmesi, bu verileri diğer çalışanlarla paylaşması veya rızasız şekilde saklaması ağır hukuki sonuçlar doğurur. Bu tür durumlarda işveren; hem KVKK kapsamında Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından uygulanacak yüksek idari para cezaları ile karşı karşıya kalabilir hem de Türk Ceza Kanunu uyarınca kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan yargılanabilir. Ayrıca, sağlık verilerinin rızasız paylaşılması işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme ve tazminat talep etme hakkı tanır.
Hekimler ve Çalışanlar İçin Altın Kurallar
İş yerinde kişisel verilerin korunması ve yasal sınırların aşılmaması adına şu temel kurallara dikkat edilmelidir:
- Veri Minimizasyonu: İşverenler, sadece yapılan işin niteliğine uygun ve gerekli olan en az miktarda sağlık verisinin (örneğin sadece uygunluk raporunun) sisteme işlenmesini sağlamalıdır.
- Aydınlatma Yükümlülüğü: Sağlık verisi işlenirken çalışana mutlaka hangi amaçla, kimler tarafından ve ne kadar süreyle bu verilerin saklanacağına dair net bir aydınlatma yapılmalıdır.
- Hekim-Hasta Mahremiyeti: İşyeri hekimleri, kanundan doğan sır saklama yükümlülüklerine sadık kalmalı ve çalışanın onayını almadan tıbbi teşhis detaylarını işverenin insan kaynakları veya yönetim birimleriyle paylaşmamalıdır.
Sonuç itibarıyla; işveren, çalışanın sağlık durumuna ilişkin detaylı verileri keyfi olarak isteyemez. İş sağlığı için gerekli olan sağlık gözetimi ancak işyeri hekimi aracılığıyla yapılmalı, işverene ise sadece işe uygunluk durumu bildirilmelidir. Çalışanların mahremiyet hakkı ile işverenin yasal yükümlülükleri arasındaki bu dengeye uymak, hem hukuki ihtilafları önler hem de sağlıklı bir çalışma ortamı yaratır.

Anahtar Kelime : sağlık verisi

