Sağlık hizmeti sunumu sırasında meydana geldiği iddia edilen tıbbi uygulama hataları (malpraktis) neticesinde bir zarara uğrayan hasta veya yakınlarının, bu zararın tazmini için hangi kuruma başvuracağı önemli bir hukuki sorundur. Özellikle tedavinin bir üniversite hastanesinde yapılmış olması durumunda, davanın Sağlık Bakanlığı’na mı yoksa ilgili üniversitenin Rektörlüğü’ne mi yöneltileceği konusunda tereddütler yaşanabilmektedir. Bu yazıda, kamu hastanesi niteliğindeki üniversite hastanelerinde yaşanan tıbbi hatalar sonucu doğan tazminat taleplerinin hukuki muhatabının kim olduğu, güncel mevzuat ve yerleşik yargı kararları ışığında açıklanacaktır.
Üniversite Hastanelerinin Hukuki Statüsü ve Sorumluluk
Türkiye’deki devlet üniversiteleri, Anayasa ve Yükseköğretim Kanunu uyarınca kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlardır. Bu üniversitelere bağlı tıp fakültesi hastaneleri de bu kamu tüzel kişiliğinin bir parçası olarak kamu hizmeti sunan sağlık kuruluşlarıdır. Dolayısıyla bu hastanelerde görev yapan hekimler ve diğer sağlık personeli, kamu görevlisi statüsündedir. Anayasa’nın 129. maddesi gereğince, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken verdikleri zararlardan doğan tazminat davaları, doğrudan memurun kendisine değil, çalıştığı idareye karşı açılır. Bu temel ilke, üniversite hastaneleri için de geçerlidir.
Tazminat Taleplerinde Neden Rektörlük Muhataptır?
Üniversite hastanelerinde verilen sağlık hizmetinden kaynaklanan bir zarar iddiası söz konusu olduğunda, davanın muhatabı doğrudan hastanenin bağlı olduğu üniversitenin rektörlüğüdür. Bunun temel nedenleri şunlardır:
- Tüzel Kişilik: Üniversiteler, kendilerine ait bütçeleri ve idari özerklikleri olan kamu tüzel kişileridir. Hastaneler ise bu tüzel kişilik altında faaliyet gösteren birimlerdir. Ayrı bir tüzel kişilikleri bulunmadığından, davalarda üniversiteyi rektörlük temsil eder.
- Hizmet Kusuru: İdare hukukunda devletin sorumluluğu “hizmet kusuru” ilkesine dayanır. Sağlık hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi durumlarda idarenin hizmet kusuru oluşur. Üniversite hastanesindeki bir tıbbi hata, idarenin yani üniversitenin sağlık hizmetini gereği gibi organize edememesi ve yürütememesi anlamına gelir ve bu durum bir hizmet kusurudur. Bu nedenle sorumluluk, hizmeti sunan ve organize eden üniversite yönetimine aittir.
- İdari Yargı Görevi: Kamu hizmeti sunan üniversite hastanelerine karşı açılacak tazminat davaları, “tam yargı davası” niteliğindedir ve görevli mahkeme idare mahkemeleridir. İdari yargıda dava, eylem veya işlemi gerçekleştiren idareye karşı açılır ki bu durumda idare, ilgili üniversite rektörlüğüdür.
Sağlık Bakanlığı Neden Doğrudan Sorumlu Değildir?
Devlet hastanelerinde yaşanan tıbbi uygulama hatalarında davanın muhatabı doğrudan Sağlık Bakanlığı’dır. Çünkü bu hastaneler, bakanlığın merkezi idare teşkilatına bağlı birimlerdir ve ayrı bir tüzel kişilikleri yoktur. Ancak üniversite hastaneleri, idari ve mali açıdan Sağlık Bakanlığı’ndan özerk kurumlardır. Her ne kadar Sağlık Bakanlığı’nın denetim ve gözetim yetkileri bulunsa da, üniversite hastanelerinin işleyişinden ve personelinin eylemlerinden doğan birincil sorumluluk, kendi tüzel kişiliğine sahip olduğu için üniversite rektörlüğüne aittir.
Tazminat Süreci Nasıl İşler?
Üniversite hastanesinde bir tıbbi hata nedeniyle zarar gördüğünü düşünen hasta veya yakınlarının izlemesi gereken hukuki yol genel hatlarıyla şöyledir:
- Ön Başvuru: İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince, idare mahkemesinde tam yargı davası açmadan önce, zarara neden olan eylemin öğrenildiği tarihten itibaren belirli süreler içinde ilgili idareye, yani üniversite rektörlüğüne yazılı olarak başvurarak zararın tazmin edilmesi talebinde bulunulması zorunludur.
- Dava Açma: Üniversite rektörlüğünün bu talebi reddetmesi veya yasal süre içinde cevap vermemesi durumunda, idare mahkemesinde rektörlüğe karşı maddi ve manevi tazminat talepli tam yargı davası açılabilir.
Sonuç olarak, bir üniversite hastanesinde meydana gelen tıbbi uygulama hatası (malpraktis) iddiasıyla açılacak tazminat davalarında hukuki muhatap Sağlık Bakanlığı değil, hastanenin bağlı olduğu üniversitenin rektörlüğüdür. Üniversitelerin kamu tüzel kişiliğine sahip özerk yapısı, bu hukuki sorumluluğun temelini oluşturmaktadır. Mağduriyet yaşayan hastaların ve haklarını arayan hekimlerin, doğru muhataba karşı ve yasal süreler içinde hukuki süreci başlatmaları, hak kaybı yaşanmaması adına büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : tazminat kamu hastanesi

