Kamu hastanelerinde veya üniversite tıp fakültelerinde gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler esnasında hatalı teşhis, yanlış tedavi veya özen eksikliği (tıbbi malpraktis) gibi nedenlerle hastaların bedensel veya ruhsal zarara uğraması durumunda hukuki sorumluluğun kime ait olduğu en sık merak edilen konulardan biridir. Hem sağlık çalışanları hem de hak arayışındaki hastalar açısından kritik önem taşıyan temel soru şudur: Kamu hastanesinde çalışan bir hekime doğrudan tazminat davası açılabilir mi?
Anayasal Güvence ve Hukuki Dayanak
Türk hukuk sisteminde kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederken verdikleri zararlara ilişkin açık ve emredici düzenlemeler yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 129. maddesinin 5. fıkrası ile Anayasa’nın 40. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılabilir. Benzer şekilde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesi de bu ilkeyi pekiştirmektedir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; kamu hastanesinde görev yapan hekim, kamu personeli statüsündedir. Hekimin sağlık hizmetini sunarken gerçekleştirdiği tıbbi hatalar, hukuki niteliği itibarıyla idarenin “hizmet kusuru” sayılmaktadır. Dolayısıyla vatandaşların kamu görevlisi hekim aleyhine doğrudan adli yargıda (Asliye Hukuk veya Tüketici Mahkemesi) maddi ve manevi tazminat davası açma imkanı hukuken bulunmamaktadır.
Dava Hangi Mahkemede ve Kime Karşı Açılmalıdır?
Kamu sağlık kurumlarında yaşanan tıbbi müdahale hatalarında husumet doğrudan hekime değil, kamu kurumunun kendisine yöneltilmelidir. Zarar gören hasta veya yakınlarının izlemesi gereken hukuki yol şu şekildedir:
- Davalı Taraf: Sağlık Bakanlığı’na bağlı devlet veya şehir hastanelerinde yaşanan olaylarda davalı T.C. Sağlık Bakanlığı; devlet üniversitesi hastanelerinde ise ilgili Üniversite Rektörlüğüdür.
- Görevli Mahkeme: Tazminat talepleri adli yargıda değil, İdare Mahkemelerinde dava konusu edilir.
- Dava Türü: İdarenin hizmet kusuruna dayalı olarak açılan dava türü Tam Yargı Davasıdır.
Özel hastanelerde veya serbest çalışan hekimlerin muayenehanelerinde meydana gelen malpraktis vakalarında ise durum farklıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil hükümleri veya vekalet sözleşmesi hükümleri uyarınca, özel sektör hekimlerine ve özel hastane işleticilerine karşı doğrudan adli yargıda tazminat davası açılması mümkündür.
İdarenin Hekime Rücu Etmesi ve Mesleki Sorumluluk Kurulu
Kamu hastanesine açılan tam yargı davası sonucunda idarenin tazminat ödemesine karar verilmesi, hekimin tamamen sorumluluktan kurtulduğu anlamına gelmez. İdare, hastaya ödediği tazminat miktarını kanuni şartlar oluştuğunda ilgili hekimden talep etme (rücu) hakkına sahiptir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu çerçevesinde, kamu kurumlarında görev yapan hekimlerin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle idare tarafından ödenen tazminatların rücu edilip edilmeyeceği ve rücu miktarı, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu değerlendirmesi ve ilgili mevzuat esasları doğrultusunda belirlenmektedir. Rücu mekanizmasında hekimin kasten veya görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle ağır kusurlu davranıp davranmadığı esas alınır ve öncelikli olarak hekimin zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası hükümleri işletilir.
Ceza Sorumluluğu ile Tazminat Sorumluluğu Arasındaki Fark
Tazminat davalarında doğrudan hekime husumet yöneltilememesi, hekimin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Tıbbi hata sonucunda yaralanma veya ölüm meydana gelmişse, Türk Ceza Kanunu kapsamında ilgili hekim hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Ceza soruşturması yürütülebilmesi için mevzuat gereği yetkili mercilerden soruşturma izni alınması gerekmekte olup, ceza yargılaması tazminat davası sürecinden bağımsız ilerler.
Özet ve Değerlendirme
Özetle; kamu hastanesinde görev yapan hekimlerin tıbbi uygulamalarından kaynaklanan zararların tazmini için doğrudan hekime tazminat davası açılamaz. Kanun koyucu, hem kamu hizmetinin kesintisiz yürümesini sağlamak hem de mağdur olan vatandaşın zararının devlet güvencesiyle tazmin edilmesini garantilemek amacıyla tazminat sorumluluğunu idareye yüklemiştir. Bu nedenle mağdur kişilerin zamanaşımı ve görevli mahkeme kurallarına dikkat ederek idari yargıda Tam Yargı Davası açması gerekmektedir.

Anahtar Kelime : hekim tazminat davasi

