Kamu hastanelerinde (devlet hastaneleri ve üniversite hastaneleri) sunulan sağlık hizmetleri esnasında meydana gelen tıbbi teşhis ve tedavi hataları (malpraktis) veya hastane organizasyonundaki aksaklıklar, hastaların bedensel ve ruhsal bütünlüğünde zarara yol açabilmektedir. Bu tür durumlarda haksızlığa uğradığını düşünen kişilerin maddi ve manevi tazminat talebiyle idari yargıda tam yargı davası açma hakkı bulunmaktadır. Ancak idari yargı sisteminde geçerli olan katı usul kuralları sebebiyle dava açılmadan önce yerine getirilmesi zorunlu aşamalar yer almaktadır.
Kamu Hastanelerine Karşı Dava Açmadan Önce İdareye Başvuru Zorunlu mu?
Evet, kamu hastanelerinde gerçekleşen tıbbi müdahaleler neticesinde doğan zararların tazmini amacıyla dava açılmadan önce ilgili idareye başvuru yapılması yasal bir zorunluluktur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 13. maddesi uyarınca, idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilen kişilerin, idari yargıda dava açmadan önce zararı doğuran idari makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmesi bir dava şartıdır.
Kamu hastanelerinde görev yapan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının tıbbi uygulamaları, kamu hizmetinin ifası kapsamında değerlendirilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 129. maddesi uyarınca, kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları doğrudan devlete, yani Sağlık Bakanlığına veya üniversite rektörlüklerine karşı açılmalıdır. Dolayısıyla adli yargıda hekimin şahsına karşı doğrudan tazminat davası açılması mümkün olmadığı gibi, idari yargıda da idareye ön başvuru yapılmaksızın doğrudan dava sürecine geçilememektedir.
Zamanaşımı Süreleri ve İdari Başvuru Usulü
Hak kaybı yaşanmaması adına kanunda öngörülen başvuru sürelerine riayet edilmesi son derece kritik bir konudur. İYUK m. 13 gereğince ön idari başvuru süreleri şu şekilde düzenlenmiştir:
- 1 Yıllık Süre: İdari eylemin, yani hatalı tıbbi uygulamanın ve bunun sonucunda doğan zararın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde idareye başvuru yapılmalıdır.
- 5 Yıllık Azami Süre: Tıbbi eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren her halde 5 yıl geçmekle başvuru hakkı düşer.
Hazırlanacak idari başvuru dilekçesinde zararın niteliği, tıbbi hata iddiaları ve talep edilen maddi ve manevi tazminat tutarı somut verilere dayandırılarak açıkça ifade edilmelidir.
İdarenin Cevap Süresi ve Tam Yargı Davası Açılması
Başvurunun ilgili idari makama sunulmasının ardından idareye değerlendirme süresi tanınır:
- İdarenin başvuruya cevap vermek için 30 günlük yasal süresi bulunmaktadır.
- İdarenin başvuruyu açıkça reddetmesi ya da 30 gün içinde hiç cevap vermeyerek sükut etmesi (zımni ret) durumunda idari başvuru olumsuz sonuçlanmış sayılır.
- Red kararının tebliğinden veya 30 günlük cevap süresinin dolduğu tarihten itibaren 60 gün içinde yetkili İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılmalıdır.
İdareye Başvuru Yapılmadan Dava Açılırsa Ne Olur?
Zorunlu idari başvuru yapılmadan doğrudan İdare Mahkemesinde tam yargı davası açılması halinde dava esastan reddedilmez. Danıştay ve Yargıtay’ın yerleşik içtihat ilkeleri ile İYUK hükümleri uyarınca, mahkeme “dava şartı noksanlığı” tespiti yaparak dava dilekçesini görevli idari makama (Sağlık Bakanlığı veya Üniversite Rektörlüğü) tevdi eder. Bu durumda dava dilekçesi idareye verilmiş bir başvuru dilekçesi sayılır ve idari süreç başlatılır. Ancak bu durum, yargılama sürecinin gereksiz yere uzamasına ve usuli zaman kayıplarına yol açar.
Hukuki Değerlendirme ve Sorumluluk Esasları
Danıştay içtihatlarında vurgulandığı üzere, kamu hastanelerinin hukuki sorumluluğu hizmet kusuru ilkesine dayanır. Sağlık hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde idarenin tazminat yükümlülüğü doğar. Tıbbi malpraktis iddialarında, hem hastaların haklarını güvence altına almak hem de hekimlerin mesleki güvencelerini korumak adına sürecin mevzuata uygun yönetilmesi şarttır.

Anahtar Kelime : idareye başvuru

