Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) iddialarına dayalı hukuki süreçlerde, hastaya uygulanan teşhis ve tedavi adımlarını gösteren tıbbi kayıtlar en temel delil niteliğindedir. Ancak uygulamada, hasta dosyalarının, epikriz raporlarının veya ameliyat notlarının kaybolduğu, tahrip edildiği veya eksik tutulduğu durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Tıbbi belgelerin bulunamaması, hem hak arayan hastalar hem de savunma yapan hekimler açısından ciddi bir hukuki belirsizlik yaratır. Bu tür durumlarda ispat kuralının nasıl işleyeceği, Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla şekillenmiştir.
Sağlık Kurumlarının Tıbbi Kayıt Saklama Yükümlülüğü
Sağlık mevzuatı uyarınca, kamu ve özel tüm sağlık kuruluşları ile hekimler, hastaya yapılan her türlü müdahaleyi eksiksiz kayıt altına almak ve bu kayıtları mevzuatta öngörülen süreler boyunca güvenli bir şekilde saklamakla yükümlüdür. Hasta Hakları Yönetmeliği ve ilgili mevzuat hükümleri, hastanın kendi sağlık durumuna ilişkin kayıtlara doğrudan veya temsilcisi vasıtasıyla ulaşma hakkını açıkça güvence altına almaktadır. Tıbbi belgelerin düzgün ve zamanında tutulması sadece idari bir zorunluluk değil, aynı zamanda hekimin sadakat ve özen borcunun bir gereğidir.
Tıbbi Kayıtlar Kaybolduğunda İspat Yükü Nasıl Dağılır?
Hukuk yargılamasında genel kural, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca iddiasını dayandırdığı vakıaları ispat yükünün davacı tarafa ait olmasıdır. Normal şartlarda zarara uğradığını iddia eden hasta; hekimin kusurunu, zararı ve bu ikisi arasındaki nedensellik bağını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak tıbbi kayıtların kaybolması veya hiç tutulmamış olması durumunda bu genel kural dürüstlük kuralı ve ispat kolaylığı ilkeleri doğrultusunda farklı bir boyut kazanır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, tıbbi kayıtları tutma ve saklama yükümlülüğü tamamen sağlık kuruluşu ve hekime aittir. Belgenin kaybolması veya mahkemeye sunulamaması durumunda şu hukuki ilkeler işletilir:
- İspat Kolaylığı ve Aleyhe Karine: Belgeyi saklama yükümlülüğü altında olan tarafın bu yükümlülüğü yerine getirememesi, yargılamada kendisi aleyhine bir durum oluşturur. Tıbbi kaydın yokluğu, iddianın haklılığı hususunda hasta lehine bir karine teşkil edebilir.
- Belge İbrazından Kaçınmanın Sonuçları: Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca, elinde belge bulunan tarafın haklı bir sebep göstermeksizin bunu mahkemeye sunmaması halinde, hakim karşı tarafın o belgeye ilişkin beyanlarını kabul edebilir.
- Özen Borcunun İhlali: Eksik veya kayıp tutulan kayıtlar, sağlık sunucusunun ve hekimin gerekli mesleki özeni göstermediğinin dolaylı bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Kayıp Tıbbi Kayıtlarda Başvurulacak İkincil Deliller
Asıl tıbbi dosyanın veya ameliyat notlarının kaybolması halinde davanın ispatı imkansız hale gelmez. Yan deliller ve dijital veriler vasıtasıyla olay örgüsü ve kusur durumu yeniden inşa edilebilir. Bu süreçte yararlanılabilecek başlıca ikincil deliller şunlardır:
- Dijital Veriler ve e-Nabız: Sağlık Bakanlığı bünyesindeki e-Nabız sistemi, Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) ve SGK Medula kayıtları üzerinden reçete, tahlil, tetkik ve muayene girişlerine ulaşılabilir.
- Tanık Beyanları: Tedavi sürecine tanıklık eden diğer sağlık çalışanları veya hasta yakınlarının anlatımları, maddi olayın somutlaşmasına katkı sağlar.
- Fatura ve Eczane Kayıtları: Kullanılan ilaçlar, tıbbi malzemeler ve yapılan işlemlerin mali kayıtları, uygulanan tedavinin niteliğini doğrulamak için delil teşkil eder.
- Bilirkişi İncelemesi: Adli Tıp Kurumu veya uzman bilirkişi heyetleri; hastanın mevcut fiziki durumunu, diğer kurumlardaki sağlık verilerini ve tıp biliminin genel kurallarını inceleyerek kayıp belgenin yokluğunda dahi tıp standartlarına aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkin hukuki mütalaa sunabilir.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Tıbbi kayıtların kaybolması veya sunulamaması, hak arama hürriyetini kısıtlayan bir engel oluşturmaz. Türk hukuk sisteminde saklama yükümlülüğünü ihlal eden tarafın bu eksiklikten yarar sağlamasına izin verilmemektedir. Muhtemel hak kayıplarının önüne geçebilmek adına hem hastaların hem de hekimlerin tedavi sürecine ilişkin evrakların birer suretini zamanında temin etmeleri ve hukuki uyuşmazlık durumunda delil tespiti imkanlarından yararlanmaları büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : kayıp tıbbi kayıt ispat

