Lazerle göz çizdirme (LASIK) ameliyatları, gözlük veya lens kullanımına son verme potansiyeli sunan popüler estetik müdahaleler arasında yer almaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu operasyonlara başvuran hasta sayısı artmaktadır. Ancak her tıbbi müdahalede olduğu gibi, bu operasyonların da belirli riskleri bulunmaktadır. Operasyon sonrası arzu edilmeyen sonuçlarla, özellikle de görme kaybı gibi ciddi durumlarla karşılaşan hastaların hukuki hakları, sağlık hukukunun önemli bir konusunu teşkil etmektedir.
Hukuki Sorumluluğun Temeli: Komplikasyon ve Tıbbi Hata (Malpraktis) Ayrımı
Lazerle göz ameliyatı sonrası ortaya çıkan her olumsuz sonuç, hekim hatası olarak nitelendirilemez. Bu noktada “komplikasyon” ve “tıbbi hata (malpraktis)” kavramlarının doğru bir şekilde ayırt edilmesi, hukuki sürecin temelini oluşturur.
- Komplikasyon: Tıp biliminin standartlarına ve tüm kurallara uygun bir müdahale yapılmasına rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilen ancak her zaman önlenemeyen istenmeyen sonuçlardır.
- Tıbbi Hata (Malpraktis): Hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik, ihmal veya özensizliği sonucu tıp biliminin genel kabul görmüş standartlarına aykırı bir müdahalede bulunarak hastaya zarar vermesidir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bir zararın komplikasyon olarak kabul edilmesi, hekimi her zaman sorumluluktan kurtarmaz. Hekimin en temel yükümlülüklerinden biri, hastasını operasyon öncesinde tüm olası riskler ve komplikasyonlar hakkında detaylı bir şekilde bilgilendirmektir.
Aydınlatma Yükümlülüğü ve Aydınlatılmış Onam
Hekim, planlanan tedavi yöntemini, bu yöntemin başarı oranını, potansiyel risklerini, olası komplikasyonlarını ve alternatif tedavi seçeneklerini hastanın anlayabileceği bir dilde anlatmakla yükümlüdür. Bu bilgilendirme sonrası hastadan alınan rıza, “aydınlatılmış onam” olarak adlandırılır ve hukuken geçerli bir rızanın temel şartıdır. Yargıtay kararlarında, hastalara imzalatılan matbu ve genel ifadeler içeren onam formlarının, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispatlamaya tek başına yeterli olmadığı sıklıkla vurgulanmaktadır. İspat yükü, hastayı yeterli düzeyde aydınlattığını kanıtlamakla mükellef olan hekim ve sağlık kuruluşundadır.
Eğer hekim, görme kaybı gibi ciddi bir risk hakkında hastayı yeterince bilgilendirmemişse ve bu risk operasyon sonrası gerçekleşmişse, ortaya çıkan durum bir komplikasyon dahi olsa hekimin ve sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğu doğabilir. Çünkü hasta, bu riski bilseydi belki de operasyona rıza göstermeyecekti.
Görme Kaybı Sonrası Hukuki Süreç ve Tazminat Hakları
LASIK ameliyatı sonrası görme kaybı yaşayan bir hasta, zararın bir tıbbi hatadan kaynaklandığını veya aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edildiğini düşünüyorsa hukuki yollara başvurabilir. Bu süreçte talep edilebilecek tazminat türleri şunlardır:
- Maddi Tazminat: Görme kaybı nedeniyle yapılan ek tedavi masrafları, ilaç giderleri, hastanın iş gücü kaybından doğan kazanç kayıpları gibi somut ve parasal zararları kapsar.
- Manevi Tazminat: Hastanın, görme yetisinin azalması veya kaybedilmesi nedeniyle yaşadığı derin elem, üzüntü ve yaşam kalitesindeki düşüşün bir nebze de olsa telafi edilmesi amacıyla talep edilen tazminattır. Manevi tazminat miktarı, olayın özelliklerine ve hastanın yaşadığı mağduriyetin derecesine göre mahkeme tarafından belirlenir.
Dava Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Lazer operasyonu sonrası görme kaybı nedeniyle açılacak tazminat davalarında, operasyonun yapıldığı sağlık kuruluşunun niteliğine göre görevli mahkeme değişiklik göstermektedir.
- Özel Hastane veya Muayenehane: Bu gibi özel sağlık kuruluşlarında yapılan işlemlerde genellikle Tüketici Mahkemeleri görevlidir.
- Devlet, Üniversite veya Vakıf Hastanesi: Kamu hizmeti veren bu kurumlara karşı açılacak davalar İdare Mahkemelerinde görülür.
Dava sürecinde, yaşanan zararın tıbbi standartlara aykırı bir uygulamadan mı kaynaklandığı, yoksa tüm özen gösterilmesine rağmen gelişen bir komplikasyon mu olduğu, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından alınacak bilirkişi raporları ile tespit edilir. Hekimin aydınlatma yükümlülüğünü usulüne uygun şekilde yerine getirip getirmediği de mahkeme tarafından titizlikle değerlendirilir.
Sonuç olarak, lazerle göz çizdirme ameliyatları sonrası yaşanan görme kayıplarında hastaların hukuki hakları bulunmaktadır. Sürecin karmaşıklığı, malpraktis ve komplikasyon ayrımının teknik detayları ve ispat külfetinin önemi göz önüne alındığında, mağduriyet yaşayan hastaların sağlık hukuku alanında uzman bir avukattan destek alması hak kayıplarını önlemek adına kritik bir öneme sahiptir.
“`

Anahtar Kelime : malpraktis davalari

