Tıbbi bir müdahale sonrası beklenmedik bir sonuçla karşılaşmak, hem hastalar hem de hekimler için son derece zorlayıcı bir süreçtir. “Malpraktis” yani tıbbi uygulama hatası iddiaları, bu sürecin hukuki boyutunu oluşturur. Bu noktada, hakların doğru bir şekilde korunabilmesi için alanında uzman bir malpraktis davası avukatıyla çalışmak kritik bir öneme sahiptir. Peki, doğru avukat nasıl seçilir, bu davaların maliyeti nedir ve süreç nasıl işler? Bu yazıda, bu önemli soruların yanıtlarını bulacaksınız.
Malpraktis Davası Avukatı Nasıl Seçilir?
Malpraktis davaları, hem tıp hem de hukuk bilgisini bir arada gerektiren özel bir uzmanlık alanıdır. Bu nedenle avukat seçimi yaparken dikkat edilmesi gereken bazı önemli kriterler bulunmaktadır:
- Uzmanlık ve Deneyim: Avukatın sağlık hukuku ve özellikle malpraktis davaları konusunda tecrübeli olması en önemli kriterdir. Daha önce benzer davalarda yer alıp almadığını, bu alandaki akademik çalışmalarını veya katıldığı eğitimleri sorgulamak, doğru bir fikir edinmenizi sağlar.
- Tıp Terminolojisine Hakimiyet: Malpraktis dosyaları, karmaşık tıbbi raporlar ve terimler içerir. Avukatınızın bu terminolojiye hakim olması, dava dosyanızı doğru analiz edebilmesi ve savunmanızı güçlü bir şekilde kurabilmesi için elzemdir.
- Referanslar ve İletişim: Avukatın daha önceki müvekkilleriyle olan ilişkileri ve hakkındaki yorumlar, çalışma prensipleri hakkında bilgi verebilir. Ayrıca, süreç boyunca size düzenli bilgi verecek, ulaşılabilir ve sorularınıza anlaşılır yanıtlar sunan bir avukatla çalışmak, dava sürecindeki stresi azaltacaktır.
Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir?
Malpraktis davalarında avukatlık ücreti, çeşitli faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterir. Ücretlendirme genellikle iki temel yöntemle yapılır:
- Nispi Vekalet Ücreti: Bu yöntemde avukat, dava sonucunda elde edilecek tazminat tutarı üzerinden belirli bir yüzde ile anlaşır. Bu oran, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki oranlardan az olmamak kaydıyla, avukat ile müvekkil arasında serbestçe belirlenir.
- Maktu Vekalet Ücreti: Davanın başında, davanın karmaşıklığı, süresi ve avukatın harcayacağı emek gibi unsurlar göz önünde bulundurularak sabit bir ücret belirlenmesidir.
Ayrıca, dava sürecinde ortaya çıkacak olan bilirkişi ücretleri, tebligat ve posta giderleri gibi masraflar da müvekkil tarafından karşılanır. Malpraktis davalarının tüketici uyuşmazlığı sayılması durumunda harçtan muaf olabileceği unutulmamalıdır.
Malpraktis Davası Süreci Nasıl İşler?
Tıbbi uygulama hatası iddiasıyla başlayan hukuki süreç, belirli aşamalardan oluşur ve titizlikle yürütülmesi gerekir.
- Ön Değerlendirme ve Delil Toplama: Süreç, hasta veya yakınlarının bir avukata başvurmasıyla başlar. Avukat, olayı değerlendirmek için tüm tıbbi kayıtları, raporları ve epikrizleri talep eder. Bu aşamada, tıbbi hatanın varlığına dair güçlü kanıtlar toplanması hedeflenir.
- Dava Açılması: Delillerin toplanmasının ardından, görevli ve yetkili mahkemede dava açılır. Hatalı tıbbi müdahalenin özel bir sağlık kuruluşunda yapılması durumunda genellikle Tüketici Mahkemeleri, kamuda yapılması halinde ise İdare Mahkemeleri görevlidir.
- Bilirkişi İncelemesi: Malpraktis davalarının en kritik aşamasıdır. Mahkeme, tıbbi uygulama hatasının olup olmadığını, hekimin bir kusuru bulunup bulunmadığını ve standart tıbbi uygulamalara uyulup uyulmadığını tespit etmek için dosyayı uzman hekimlerden oluşan bir bilirkişi heyetine veya Adli Tıp Kurumu’na gönderir. Mahkeme, kararını büyük ölçüde bu raporda yer alan teknik değerlendirmelere dayandırır.
- Yargılama ve Karar: Bilirkişi raporunun mahkemeye sunulmasının ardından duruşmalar devam eder. Taraflar rapora karşı beyanlarını sunar ve mahkeme tüm delilleri değerlendirerek bir karar verir. Bu süreç, mahkemelerin iş yüküne göre değişmekle birlikte genellikle 1 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Malpraktis nedir, komplikasyon ile farkı nedir?
Malpraktis; hekimin veya sağlık personelinin bilgisizlik, tecrübesizlik veya ilgisizliği nedeniyle standart tıbbi uygulamadan saparak hastaya zarar vermesidir. Komplikasyon ise, tıp biliminin kurallarına uygun davranılmasına rağmen öngörülemeyen veya öngörülse de engellenemeyen istenmeyen sonuçlardır. Ancak, hekimin öngörülebilir bir komplikasyona karşı gerekli önlemleri almaması veya hastayı bu konuda aydınlatmaması durumunda sorumluluğu doğabilir.
Dava kime karşı açılır?
Eğer tıbbi müdahale özel bir hastanede veya klinikte gerçekleştiyse dava doğrudan hekime ve/veya ilgili sağlık kuruluşuna karşı açılabilir. Eğer müdahale bir devlet hastanesinde yapıldıysa, dava doğrudan hekime değil, ilgili kamu kurumu olan idareye (Sağlık Bakanlığı gibi) karşı açılır.
Malpraktis davalarında zaman aşımı süresi ne kadardır?
Zamanaşımı süresi, davanın hukuki dayanağına göre değişiklik göstermektedir. Haksız fiile dayanan davalarda genellikle zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Ancak sözleşmesel ilişkiye dayanan (örneğin özel hastane) davalarda veya fiilin aynı zamanda suç teşkil etmesi durumunda daha uzun zamanaşımı süreleri uygulanabilir. Hak kaybı yaşamamak için en kısa sürede bir avukata danışmak önemlidir.

Anahtar Kelime : sağlıkhukuku

