Sünnet, kültürel ve dini bir gelenek olmasının yanı sıra, hukuki açıdan önemli sorumlulukları beraberinde getiren ciddi bir cerrahi müdahaledir. İzmir ve çevresindeki özel hastanelerde gerçekleştirilen sünnet işlemlerinde, hem sağlık kuruluşunun hem de operasyonu gerçekleştiren hekimin hukuki yükümlülükleri bulunmaktadır. Ailelerin ve hastaların bu süreçteki haklarını bilmesi, olası bir olumsuzluk durumunda haklarını koruyabilmeleri açısından büyük önem taşır.
Sünnet Operasyonunun Hukuki Niteliği ve Tarafların Sorumluluğu
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre sünnet, estetik bir müdahale olarak değil, tıbbi bir cerrahi işlem olarak kabul edilmektedir. Bu durum, hekim ile hasta (veya kanuni temsilcisi olan aile) arasında bir vekalet sözleşmesi ilişkisi doğurur. Bu sözleşme uyarınca hekim, operasyonu tıp biliminin güncel standartlarına ve mesleki özen yükümlülüğüne uygun olarak gerçekleştirmeyi taahhüt eder. Hekim, en hafif kusurundan dahi sorumlu olup, bilim ve teknolojinin getirdiği tüm imkanları kullanarak hastanın zarar görmemesi için gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür.
Özel hastaneler ise “organizasyon sorumluluğu” ilkesi gereği, bünyesinde çalışan hekimlerin eylemlerinden ve sundukları sağlık hizmetinin kalitesinden müteselsilen sorumludur. Bu sorumluluk, yeterli ve yetkin personeli istihdam etme, gerekli hijyen ve güvenlik koşullarını sağlama ve acil durumlar için gerekli donanıma sahip olma gibi yükümlülükleri de kapsar.
Tıbbi Hata (Malpraktis) ve Komplikasyon Ayrımı Çok Önemli
Her cerrahi işlemde olduğu gibi, sünnet operasyonunda da öngörülebilen ve hekimin kusuru olmaksızın ortaya çıkabilen istenmeyen sonuçlar olabilir. Bu duruma “komplikasyon” denir. Ancak hekimin tecrübesizliği, dikkatsizliği, yanlış teknik kullanması veya özensizliği sonucu hastaya zarar vermesi durumu “tıbbi hata” yani “malpraktis” olarak tanımlanır.
Sıkça karşılaşılan ve tıbbi hata olarak değerlendirilebilecek durumlar şunlardır:
- Sünnet derisinin gereğinden az veya fazla kesilmesi.
- Penis damar ve sinir yapılarının veya idrar yolunun (üretra) zarar görmesi.
- Koter gibi tıbbi aletlerin hatalı kullanımına bağlı yanıklar ve doku kayıpları.
- Operasyon sırasında ve sonrasında hijyen kurallarına uyulmamasından kaynaklanan enfeksiyonlar.
- Operasyon sonrası yetersiz takip nedeniyle kanama gibi komplikasyonların zamanında fark edilememesi.
Meydana gelen zararın komplikasyon mu yoksa tıbbi hata mı olduğunun tespiti, açılacak bir davada bilirkişi raporları ile belirlenir. Yargıtay, bu ayrımın titizlikle yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Hasta Hakları Çerçevesinde “Aydınlatılmış Onam” Yükümlülüğü
Sağlık hukukunun en temel ilkelerinden biri “aydınlatılmış onam”dır. Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca, hekim operasyondan önce hastanın kanuni temsilcilerini (anne-baba) yapılacak işlem hakkında detaylıca bilgilendirmek zorundadır. Bu bilgilendirme; işlemin nasıl yapılacağı, kim tarafından yapılacağı, potansiyel riskleri, olası komplikasyonları, alternatif tedavi yöntemleri ve işlem yapılmadığı takdirde ortaya çıkabilecek sonuçları kapsamalıdır. Bilgilendirmenin, ailenin anlayabileceği sade bir dille yapılması ve sonrasında yazılı onaylarının alınması şarttır. Yargıtay’a göre, usulüne uygun bir aydınlatılmış onam alınmadan yapılan müdahale hukuka aykırıdır ve ortaya çıkan zararın komplikasyon dahi olsa hekim ve hastanenin sorumluluğunu doğurabilir.
Haklarınızı Nasıl Arayabilirsiniz?
Özel hastanede yapılan hatalı sünnet operasyonu sonucunda zarar gören hastanın ailesi, hukuki yollara başvurma hakkına sahiptir. Bu süreçte aşağıdaki haklar kullanılabilir:
- Maddi ve Manevi Tazminat Davası: Hatalı operasyon nedeniyle yapılan ek tedavi masrafları, çocuğun gelecekteki olası kazanç kayıpları gibi maddi zararlar ile çocuğun ve ailenin yaşadığı acı, elem ve ızdırap için manevi tazminat talep edilebilir. Bu dava, hem operasyonu yapan hekime hem de özel hastaneye karşı birlikte açılabilir.
- Şikayet Hakkı: İlgili hekim ve hastane, İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve Tabip Odası’na şikayet edilebilir.
- Ceza Davası: Tıbbi hatanın, Türk Ceza Kanunu kapsamında taksirle yaralama suçunu oluşturması halinde, savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.
Hatalı sünnet iddiaları, ispatı teknik bilgi gerektiren karmaşık hukuki süreçlerdir. Bu nedenle, mağduriyet yaşayan ailelerin, hasta dosyası, raporlar ve fotoğraflar gibi delilleri muhafaza ederek sağlık hukuku alanında uzman bir avukattan destek alması, hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.

Anahtar Kelime : sağlıkhukuku

