Psikoloji, bireylerin zihinsel ve duygusal sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan, güven ilişkisine dayalı hassas bir alandır. Danışanlar, en özel bilgilerini ve en savunmasız anlarını psikologlara emanet eder. Ancak her mesleki faaliyette olduğu gibi, psikoloji uygulamalarında da zaman zaman hatalar veya ihmaller yaşanabilir. “Psikolog uygulama hatası” veya daha yaygın bilinen adıyla “malpraktis”, bu gibi durumlarda ortaya çıkan hukuki sorumluluğu ifade eder.
Psikologun Hukuki Sorumluluğunun Kapsamı Nedir?
Psikologların hukuki sorumluluğu, tıp doktorlarından farklı bir zeminde değerlendirilir. Psikologlar tıp fakültesi mezunu olmadıkları için hataları doğrudan “tıbbi malpraktis” olarak değil, daha çok mesleki özensizlik ve sözleşmeye aykırılık çerçevesinde ele alınır. Danışan ile psikolog arasındaki ilişki, hukuken bir “vekalet sözleşmesi” niteliğindedir. Bu sözleşme, yazılı olmasa bile seansların başlamasıyla kurulmuş sayılır ve psikologa belirli yükümlülükler getirir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, vekalet sözleşmesinde vekil (psikolog), işini özen ve sadakatle görmekle yükümlüdür. Bu kapsamda psikologun temel hukuki sorumlulukları şunlardır:
- Özen Yükümlülüğü: Psikolog, mesleğinin gerektirdiği bilimsel standartlara, etik kurallara ve genel kabul görmüş terapi yöntemlerine uygun hareket etmelidir. Bilimsel olmayan yöntemler kullanmak, yetkin olmadığı bir alanda terapi yapmak veya terapi sürecini gerektiği gibi planlayamamak özen yükümlülüğünün ihlali sayılabilir.
- Sadakat ve Sır Saklama Yükümlülüğü: Terapi sürecinde paylaşılan her türlü bilgi “meslek sırrı” kapsamındadır ve danışanın rızası olmaksızın üçüncü kişilerle (aile, eş, işveren vb.) paylaşılamaz. Bu yükümlülüğün ihlali, hem hukuki tazminat sorumluluğu doğurur hem de Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edebilir.
Sorumluluk Doğuran Yaygın Uygulama Hataları
- Gizliliğin İhlali: Danışana ait bilgilerin izinsiz olarak ifşa edilmesi en sık karşılaşılan ve en ağır sonuçları olan hatalardan biridir.
- Sınır İhlalleri: Terapist ve danışan arasındaki profesyonel ilişkinin dışına çıkarak duygusal veya cinsel bir ilişki kurmak, etik bir ihlal olmasının yanı sıra hukuki sorumluluk da doğurur.
- Yetkinlik Dışı Uygulamalar: Psikologların ilaç önermesi veya mevcut bir ilaç tedavisini değiştirmeye yönelik telkinde bulunması yasal yetkilerinin aşımıdır ve ciddi bir sorumluluk nedenidir.
- Yanlış veya Zarar Verici Teknikler: Bilimsel dayanağı olmayan, danışanın ruhsal durumunu daha da kötüleştirebilecek yöntemlerin uygulanması bir uygulama hatasıdır.
- Terk Etme: Özellikle kriz anında (örneğin intihar riski olan bir danışan) olan bir danışanın, gerekli yönlendirmeler yapılmadan ve makul bir sebep olmaksızın aniden bırakılması sorumluluk doğurabilir.
Uygulama Hatası Durumunda Hukuki Süreç Nasıl İşler?
Psikologun bir uygulama hatası nedeniyle zarar gördüğünü düşünen bir danışan, hukuki yollara başvurabilir. Süreç genellikle şu adımları içerir:
- Tazminat Davası: Danışan, uğradığı zararların karşılanması için Asliye Hukuk Mahkemesi’nde veya uyuşmazlığın niteliğine göre Tüketici Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Maddi tazminat, ödenen seans ücretleri veya yanlış uygulama nedeniyle ortaya çıkan ek tedavi masraflarını kapsayabilir. Manevi tazminat ise yaşanan ruhsal çöküntü, güven kaybı ve travmanın derinleşmesi gibi nedenlerle talep edilir.
- Ceza Şikayeti: Eğer psikologun eylemi aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan bir suçu (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal, görevi kötüye kullanma) oluşturuyorsa, Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulabilir.
- Mesleki Şikayet: Danışanlar, etik ihlaller için Türk Psikologlar Derneği gibi meslek odalarına da şikayette bulunabilirler. Ancak bu kuruluşların vereceği disiplin cezaları, mahkemelerin vereceği tazminat veya hapis cezalarından ayrıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Her başarısız terapi süreci bir uygulama hatası mıdır?
Hayır. Terapinin doğası gereği her zaman istenen sonuca ulaşılamayabilir. Psikolog bir “iyileşme garantisi” vermez. Hukuki sorumluluğun doğması için psikologun mesleki standartlardan sapmış, özen yükümlülüğünü ihlal etmiş ve bu nedenle bir zarara yol açmış olması gerekir.
Psikologumun bir suçu itiraf etmem durumunda bunu ihbar etme zorunluluğu var mıdır?
Bu konu karmaşık bir hukuki değerlendirme gerektirir. “İşlenmiş ve bitmiş” suçlar için ihbar yükümlülüğü tartışmalıdır. Ancak, danışanın kendisine veya bir başkasına yönelik yakın ve ciddi bir hayati tehlike (intihar veya cinayet planı gibi) söz konusuysa veya suç “devam eden” bir nitelik taşıyorsa (örneğin, devam eden bir çocuk istismarı), terapistin durumu yetkili makamlara bildirme yükümlülüğü doğabilir. Bu durumda sır saklama yükümlülüğü istisnai olarak ortadan kalkar.
Dava sürecinde neyi ispatlamam gerekir?
Davayı açan danışanın (davacı), psikologun mesleki bir hata yaptığını, bu hata sonucunda kendisinin bir zarara uğradığını ve hata ile zarar arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi (illiyet bağı) olduğunu ispatlaması gerekir. Bu süreçte mahkeme, genellikle bilirkişi olarak başka uzman psikologların görüşüne başvurur.
“`

Anahtar Kelime : psikolog uygulama hatasi hukuki sorumluluk

