Tıbbi uygulama hatası, yani kamuoyunda bilinen adıyla “malpraktis”, hem hastalar hem de hekimler için oldukça hassas ve karmaşık bir konudur. Tıbbi müdahale sonucunda zarar gördüğünü düşünen hasta veya hasta yakınlarının başvurabileceği yollardan biri de hekimin bağlı bulunduğu Tabip Odası’na şikayette bulunmaktır. İzmir özelinde de süreç, Türk Tabipleri Birliği (TTB) mevzuatı çerçevesinde İzmir Tabip Odası tarafından yürütülür. Bu yazı, Tabip Odası’na yapılan hekim hatası şikayetlerinin disiplin sürecini, olası yaptırımları ve bu sürecin hukuk davalarına etkisini ana hatlarıyla açıklamayı amaçlamaktadır.
Tabip Odası Disiplin Soruşturması Nasıl Başlar ve İşler?
Bir hekim hakkında disiplin soruşturması başlatılması, genellikle zarar gören hasta veya yakınlarının şikayet dilekçesi ile mümkündür. Şikayet, olayı açıklayan detaylı bir dilekçe ve mevcut tıbbi belgelerle birlikte hekimin kayıtlı olduğu ildeki (örneğin İzmir’deki bir hekim için İzmir Tabip Odası) Tabip Odası Yönetim Kurulu’na yapılır. Bu süreç, adli ve idari davalardan bağımsız, meslek örgütü bünyesinde yürütülen bir disiplin mekanizmasıdır.
Yönetim Kurulu, şikayeti öncelikle usul yönünden inceler. Yetki ve zaman aşımı gibi koşullar kontrol edilir. Ağır cezaları gerektiren durumlarda 5 yıl, diğer hallerde ise 2 yıl içinde soruşturmanın başlatılması gerekmektedir. Eğer şikayet ciddiye alınırsa, Yönetim Kurulu soruşturma açılmasına karar verir. Bu aşamada hakkında şikayet bulunan hekime iddialar yazılı olarak bildirilir ve savunmasını sunması için genellikle 15 günlük bir süre tanınır. Soruşturma evresinde tarafların tüm delilleri toplanır, tanıklar dinlenebilir ve bilirkişi görüşlerine başvurulabilir. Tamamlanan soruşturma dosyası, karar verilmek üzere Tabip Odası Onur Kurulu’na sevk edilir.
Disiplin Sürecinin Temel Aşamaları
- Şikayet ve Ön İnceleme: Hasta veya yakınının ilgili Tabip Odası Yönetim Kurulu’na başvurması.
- Soruşturma: Yönetim Kurulu kararıyla başlayan, delillerin toplandığı ve hekimin yazılı savunmasının alındığı evre.
- Kovuşturma (Karar): Dosyanın Onur Kurulu’na gönderilmesi ve Onur Kurulu tarafından bir karar verilmesi.
- İtiraz: Onur Kurulu’nun kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’na itiraz edilebilir.
Uygulanabilecek Disiplin Yaptırımları Nelerdir?
Tabip Odası Onur Kurulları, yapılan soruşturma neticesinde hekimin meslek etiğine veya yasal yükümlülüklere aykırı bir eylemi olduğuna kanaat getirirse, çeşitli disiplin cezaları verebilir. Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’ne göre verilebilecek cezalar şunlardır:
- Uyarı Cezası: Hekimin mesleki davranışında daha dikkatli olması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir. Hasta haklarına saygı göstermemek gibi eylemler bu cezayı gerektirebilir.
- Para Cezası: Yasada belirtilen sınırlar dahilinde belirlenen bir miktar paranın odaya ödenmesidir.
- Geçici Meslekten Men Cezası: Hekimin belirli bir süre (örneğin on beş günden altı aya kadar) mesleğini icra etmesinin yasaklanmasıdır. Yanlış tanı ve tedavi ile hastaya kalıcı zarar vermek gibi durumlar bu cezayı gerektirebilir.
- Meslekten Men Cezası: En ağır yaptırım olup, hekimin mesleğini hayat boyu icra etmesinin engellenmesidir.
Verilen disiplin cezaları, hekimin siciline işlenir. Uyarı ve para cezaları itiraz edilmediği takdirde kesinleşir. Meslekten men cezaları ise TTB Yüksek Onur Kurulu’nun onayı ve Sağlık Bakanlığı’nın uygulamasıyla yürürlüğe girer.
Disiplin Sürecinin Tazminat ve Ceza Davalarına Etkisi
Hekim hatası iddiaları genellikle üç farklı hukuki süreci beraberinde getirebilir: ceza davası, hukuk (tazminat) davası ve Tabip Odası disiplin soruşturması. Bu süreçler birbirinden bağımsız işler ve farklı amaçlar güder.
Tabip Odası’nın verdiği bir disiplin cezası, hukuk mahkemesinde görülen bir tazminat davası için doğrudan bağlayıcı bir delil değildir. Ancak, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, disiplin soruşturması dosyasında toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve Onur Kurulu’nun hekimin kusurlu olduğuna dair tespiti, tazminat davasında hakim tarafından “takdiri delil” olarak dikkate alınabilir. Yani, Tabip Odası’nın kararı, davada hakimin kanaatinin oluşmasına yardımcı olabilir ve hekimin kusur oranının belirlenmesinde bir emsal teşkil edebilir. Benzer şekilde, disiplin soruşturması sonucunda ceza verilmemesi de hukuk mahkemesinde hekimin kesinlikle kusursuz olduğu anlamına gelmez. Hukuk hakimi, kendi dosyasındaki delillere göre farklı bir sonuca varabilir.
Sonuç olarak, hekim hatası iddiasıyla Tabip Odası’na başvurmak, hastalar için önemli bir hak arama yoludur. Hekimler için ise mesleki bir denetim ve özeleştiri mekanizmasıdır. Sürecin her iki taraf için de adil, şeffaf ve hukuka uygun yürütülmesi esastır.

Anahtar Kelime : hekim hatası

