Sağlık hukuku alanındaki davalarda, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve hak kayıplarının önlenmesi için en önemli delillerden biri tanık beyanlarıdır. Hastalar veya hekimler, iddialarını ispatlamak için çoğu zaman olaya bizzat şahit olmuş kişilerin bilgilerine başvurma ihtiyacı duyarlar. Bu noktada, “tanık listesi”nin usulüne uygun olarak hazırlanması ve mahkemeye sunulması, yargılamanın seyri açısından kritik bir öneme sahiptir. Aynı derecede önemli bir diğer konu ise kimlerin kanunen tanıklık yapmaktan çekinebileceğidir.
Davalarda Tanık Listesi Nedir ve Nasıl Hazırlanır?
Tanık listesi, bir davada tarafların, iddia veya savunmalarını ispatlamak amacıyla dinletmek istedikleri kişilerin isim ve adres bilgilerini içeren resmi bir belgedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, tanık deliline dayanan tarafın, bu listeyi mahkemeye sunması gerekmektedir. Liste hazırlanırken dikkat edilmesi gereken temel unsurlar şunlardır:
- Tanık Bilgileri: Her tanığın adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve tebligata elverişli açık adresi listede eksiksiz olarak yer almalıdır. Adresin yanlış veya eksik olması, tanığın mahkemeye çağrılamamasına ve dolayısıyla dinlenememesine yol açabilir.
- Vakıa Bağlantısı: Tanık gösteren taraf, dilekçesinde her bir tanığın hangi olay veya konu (vakıa) hakkında bilgi sahibi olduğunu açıklamalıdır. Bu, mahkemenin hangi tanığı hangi konuda dinleyeceğini belirlemesine yardımcı olur ve yargılamayı hızlandırır.
- Sunulma Zamanı: Tanık listesi, genellikle dava veya cevap dilekçesi ekinde sunulabilir. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, ön inceleme duruşmasından sonra mahkemenin vereceği kesin süre içinde de sunulması mümkündür. Bu sürelerin kaçırılmaması hak kaybı yaşamamak için çok önemlidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, tanık listesi için kesin süre verilmiş ve dinlenme günü belirlenmişse, liste sunulmamış olsa dahi taraf, duruşmada tanıklarını hazır ederse dinletebilir.
- İkinci Tanık Listesi Yasağı: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, kural olarak ikinci bir tanık listesi verilemez. Bu nedenle ilk listede tüm tanıkların bildirilmesi büyük önem taşır.
Kimler Tanıklıktan Çekinebilir?
Tanıklık yapmak, bir kamu görevi ve vatandaşlık borcu olsa da kanun koyucu bazı durumlarda kişilere bu görevden kaçınma hakkı tanımıştır. Bu hak, kişisel yakınlık, meslek sırrı veya kişinin kendisini ya da yakınlarını zor durumda bırakacak beyanlarda bulunmasını önleme amacı taşır. Tanıklıktan çekinme hakkı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir ve mahkeme, çekinme hakkı olan kişilere bu haklarını dinlemeden önce hatırlatmak zorundadır. Çekinme hakkı olanlar temel olarak üç grupta incelenebilir:
1. Kişisel Nedenlerle Tanıklıktan Çekinme
Bu durum, tanığın dava taraflarıyla olan yakın ilişkisinden kaynaklanır. HMK’nın 248. maddesine göre aşağıdaki kişiler tanıklıktan çekinebilirler:
- İki taraftan birinin nişanlısı.
- Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.
- Kendisi veya eşinin altsoyu veya üstsoyu (çocukları, torunları, annesi, babası, dedesi gibi).
- Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar.
- Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kayın hısımları (kardeş, amca, dayı, teyze, hala, yeğen gibi).
- Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.
2. Sır Nedeniyle Tanıklıktan Çekinme
Bu hak, mesleki sır saklama yükümlülüğüne dayanır. Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgilere sahip olan meslek mensupları bu konularda tanıklıktan çekinebilirler. Sağlık hukuku açısından en önemli grup burada yer almaktadır:
- Hekimler ve Diğer Sağlık Çalışanları: Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve diğer tüm tıp mesleği mensupları, görevleri nedeniyle hastaları ve onların yakınları hakkında öğrendikleri sır niteliğindeki bilgilerle ilgili olarak tanıklık yapmaktan çekinme hakkına sahiptir. Bu hak, hekimin sır saklama yükümlülüğünün bir gereğidir.
- Avukatlar, Noterler ve Mali Müşavirler: Bu meslek grupları da meslekleri gereği öğrendikleri bilgiler hakkında tanıklıktan çekilebilirler.
Önemli Not: Sır sahibi olan kişinin (örneğin hastanın) sırrın açıklanmasına izin vermesi durumunda, bu meslek mensupları tanıklıktan çekinemezler. Ancak Avukatlık Kanunu’ndaki özel düzenleme gereği, müvekkil izin verse dahi avukat tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilir.
3. Menfaat İhlali Tehlikesi Nedeniyle Tanıklıktan Çekinme
Bir kişinin tanıklığı, kendisini veya kişisel nedenlerle çekinme hakkı olan yakınlarını zarara uğratacaksa, tanıklık yapmaktan kaçınabilir. Bu durumlar şunlardır:
- Tanığın beyanının, kendisine veya kanunda sayılan yakınlarına doğrudan maddi bir zarar verecek olması.
- Beyanın, kendisinin veya yakınlarının şeref ve itibarını zedeleyecek ya da haklarında bir ceza soruşturması veya kovuşturması başlatılmasına neden olacak olması.
- Tanığın beyanının, meslek veya sanatına ait sırların ortaya çıkmasına sebebiyet verecek olması.
Sonuç olarak, tanık listesinin doğru ve zamanında hazırlanması, davanın ispat aşaması için hayati önem taşır. Öte yandan, tanıklık yapmak istemeyen kişilerin kanuni haklarını bilmesi ve bu hakkı usulüne uygun olarak kullanması, hem kişisel haklarının korunması hem de adil bir yargılama sürecinin temini açısından gereklidir.

Anahtar Kelime : aydınlatılmış onam

