Sağlık sektöründe, özellikle yoğun randevu trafiğine sahip diş hekimliği kliniklerinde randevu iptalleri sıkça karşılaşılan bir durumdur. Tedavi planlaması yapılmış ancak henüz tedavi başlamadan iptal edilen diş hekimi randevusunda ücret sorunu, tıp hukuku ve tüketici hukuku açısından en çok tartışılan uyuşmazlıklar arasındadır. Bu durum, bir yandan hekimin zaman ve emek kaybını, diğer yandan ise hastanın almadığı bir hizmet için ücret ödeme yükümlülüğünü karşı karşıya getirmektedir.
Hekim ve Hasta Arasındaki İlişkinin Hukuki Niteliği
Diş hekimi ile hasta arasında kurulan hukuki ilişki, tıp hukukunun ve borçlar hukukunun temel prensiplerine tabidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, dolgu ve kanal tedavisi gibi işlemler kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında bir vekalet sözleşmesi (TBK m. 502) niteliğindedir. Protez veya implant gibi sonuç taahhüdü barındıran uygulamalar ise eser sözleşmesi (TBK m. 470) kapsamında değerlendirilir. Randevu iptali halinde doğacak haklar, bu sözleşmelerin genel hükümlerine göre şekillenir.
Tedavi Başlamadan Ücret Talep Edilebilir mi?
Hukukumuzun temel ilkelerinden biri, ifa edilmeyen bir hizmet karşılığında ücret talep edilemeyeceğidir. Diş hekimi, hastaya herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmamış ve tedaviye fiilen başlamamışsa, tedavinin tam ücretini isteyemez. Aksi bir durum, TBK kapsamında yer alan sebepsiz zenginleşme (TBK m. 77) hükümlerine aykırılık teşkil eder. Çünkü hekim, gerçekleştirmediği bir tedavinin bedelini tahsil ederek haklı bir sebep olmaksızın malvarlığında artış sağlamış olacaktır.
Uygunsuz Zamanda Fesih ve Zararın Tazmini
Tedavi ücretinin tamamı istenemese de, randevunun son dakikada iptal edilmesi hekim açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilir. TBK m. 512 uyarınca, vekalet sözleşmesi taraflarca her zaman tek taraflı feshedilebilir. Ancak bu hakkın dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerekir. Hasta randevuyu haklı bir gerekçe göstermeksizin, randevu saatine çok kısa bir süre kala iptal ederse (uygunsuz zamanda fesih), hekimin bu yüzden uğradığı somut zararları tazmin etmekle yükümlüdür.
Bu kapsamda hekimin talep edebileceği olası zararlar şunlardır:
- Menfi Zarar (Kaçırılan Fırsat): Hekimin o saat dilimini başka bir hastaya ayıramaması nedeniyle uğradığı somut gelir kaybı.
- Fiili Masraflar: Sadece o hasta için sipariş edilen özel malzemeler veya yapılan klinik hazırlık harcamaları.
Tüketici Hukuku Açısından Sınırlar ve Haksız Şartlar
Özel muayenehanelerden veya kliniklerden hizmet alan hastalar tüketici sıfatına sahiptir. Bu nedenle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de devreye girer. Randevu formlarında yer alan “Randevuya gelinmemesi halinde ücretin tamamı tahsil edilir” şeklindeki tek taraflı cezai şartlar, kanunun haksız şart (m. 5) düzenlemesi gereğince geçersizdir. Bir cezai şartın geçerli olabilmesi için karşılıklılık ilkesine uygun olması şarttır.
Hasta Hakları Yönetmeliği Sınırları
Sağlık Bakanlığı Hasta Hakları Yönetmeliği, hastaya hekimini seçme ve tedaviyi dilediği aşamada reddetme hakkı tanımaktadır. Hastanın tedaviyi reddetmesi yasal bir hakkın kullanımı olsa da, bu hakkın kullanımı Türk Medeni Kanunu m. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralı sınırlarını aşarak karşı tarafı zarara uğratmamalıdır.
Sonuç ve Çözüm Önerileri
Tedavi başlamadan iptal edilen diş hekimi randevularında tam tedavi ücretinin talep edilmesi hukuken mümkün değildir. Ancak hekimin son dakika iptali nedeniyle uğradığı kanıtlanabilir zararlar hastadan talep edilebilir. İhtilafları önlemek adına şu adımlar atılmalıdır:
- Klinikler, randevu formlarında makul bir “Randevu İptal Politikası” (en geç 24 saat önce iptal bildirimi gibi) belirlemelidir.
- İptal durumunda talep edilecek bedel, tedavinin tamamı değil, yalnızca rezervasyon kaybı veya somut hazırlık giderleri ile sınırlandırılmalıdır.

Anahtar Kelime : randevu iptali ücret

