Tıbbi müdahaleler, insan sağlığını koruma ve iyileştirme amacı taşıyan kutsal bir mesleğin parçasıdır. Ancak her tıbbi girişim, aynı zamanda hastanın vücut bütünlüğüne yönelik bir eylem niteliğindedir. Bu nedenle, bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için belirli şartları taşıması zorunludur. Hem hastaların haklarını bilmesi hem de hekimlerin mesleklerini icra ederken hukuki güvence altında olmaları, bu şartların doğru bir şekilde anlaşılmasına bağlıdır.
Tıbbi Müdahalenin Hukuka Uygunluk Şartları Nelerdir?
Bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve ilgili mevzuat çerçevesinde dört temel şartın bir arada bulunması gerekmektedir. Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği, müdahaleyi hukuka aykırı hale getirebilir ve hekimin hukuki veya cezai sorumluluğuna yol açabilir.
- Yetkili Kişi Tarafından Yapılması: Tıbbi müdahale, yalnızca tıp mesleğini icra etmeye kanunen yetkili olan hekim veya diğer sağlık profesyonelleri tarafından yapılabilir.
- Tıbbi Gereklilik (Endikasyon): Yapılacak müdahalenin, tıp biliminin verilerine göre gerekli olması, yani bir endikasyonun bulunması şarttır. Tedavi amacı taşımayan, bilimsel olarak gerekliliği ispatlanmamış müdahaleler hukuka aykırıdır. Ancak estetik veya psikolojik nedenlerle yapılan müdahalelerde “sosyal endikasyon” kavramı da kabul görmektedir.
- Hastanın Aydınlatılmış Rızası: Belki de en kritik şart, hastanın yapılacak müdahale hakkında yeterli ve anlayabileceği bir dilde bilgilendirilmesi ve buna dayalı olarak özgür iradesiyle rıza göstermesidir. Bu rıza, “aydınlatılmış onam” olarak adlandırılır.
- Tıp Biliminin Kural ve Standartlarına Uygunluk: Müdahalenin, güncel tıp biliminin genel kabul görmüş kural ve standartlarına uygun bir şekilde, özenle gerçekleştirilmesi zorunludur.
Aydınlatılmış Onamın Önemi
Yargıtay kararlarında ısrarla vurgulanan aydınlatılmış onam, hastanın kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkının bir gereğidir. Hekim, hastasını; teşhis, uygulanacak tedavi yöntemi, bu yöntemin başarı şansı, olası riskler, yan etkiler, alternatif tedavi seçenekleri ve tedaviyi reddetmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar hakkında detaylıca bilgilendirmelidir. Bu bilgilendirmenin hastanın kültürel ve sosyal durumuna uygun, anlaşılır bir dille yapılması esastır. Sadece matbu bir onam formunun imzalatılması, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği anlamına gelmez.
İspat Yükü Kimdedir?
Tıbbi müdahaleden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ispat yükü, davanın dayandığı hukuki sebebe göre değişiklik gösterir. Hekim ile hasta arasındaki ilişki genellikle bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu durumda, hekimin müdahaleyi tıp biliminin standartlarına ve özen yükümlülüğüne uygun yaptığını ve özellikle hastayı yeterli düzeyde aydınlatarak rızasını aldığını ispat etme yükümlülüğü hekime aittir. Hasta ise zararının varlığını ve müdahale ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispatlamakla yükümlüdür. Eğer dava haksız fiil hükümlerine dayandırılırsa, bu durumda hasta, hekimin kusurunu da ispat etmek durumunda kalabilir.
Zamanaşımı Süreleri
Tıbbi müdahaleden kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süreleri, hukuki ilişkinin niteliğine göre farklılık gösterir. Kamu hastanelerindeki hizmet kusurlarına karşı açılacak davalarda, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıllık süre söz konusudur. Özel hastane veya muayenehanelerde gerçekleşen müdahalelerde ise durum daha karmaşıktır:
- Sözleşme İlişkisi (Vekalet): Genellikle 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
- Eser Sözleşmesi (Estetik Amaçlı Müdahaleler): Bazı estetik operasyonlar ve diş tedavileri eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilebilir ve bu durumda zamanaşımı süresi daha kısa olabilmektedir.
- Haksız Fiil: Zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
Önemli Not: Eğer tıbbi müdahale neticesinde ortaya çıkan eylem, ceza kanunları uyarınca daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi bir suç teşkil ediyorsa, tazminat davasında da bu “uzamış ceza zamanaşımı” süresi uygulanır.
Tazminat Türleri
Hukuka aykırı bir tıbbi müdahale sonucunda zarar gören hasta, maddi ve manevi zararlarının tazminini talep edebilir.
- Maddi Tazminat: Tedavi giderleri, ameliyat masrafları, ilaç bedelleri, çalışma gücü kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılması gibi parasal olarak ölçülebilen tüm kayıpları kapsar. Hastanın vefatı durumunda, onun desteğinden yoksun kalan yakınları da “destekten yoksun kalma tazminatı” talep edebilir.
- Manevi Tazminat: Hastanın, hukuka aykırı müdahale nedeniyle yaşadığı acı, elem, keder ve yaşama sevincindeki azalmanın bir karşılığı olarak hükmedilen tazminattır. Yargıtay, aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde, müdahale tıbbi olarak başarılı olsa bile hastanın kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilebileceğini kabul etmektedir.
“`

Anahtar Kelime : tıbbi müdahale hukuka uygunluk

