Tourette Sendromunun Hukuki Sorumluluğa Etkisi Nasıl Değerlendirilir?

Tourette sendromu ve hukuki sorumluluk tourette sendromu hukuki

Tourette Sendromu (TS), bireyin kontrolü dışında gelişen, istem dışı motor ve vokal tiklerle karakterize nörogelişimsel bir tablodur. Tıbbi boyutuyla sıklıkla ele alınan bu sendrom, özellikle istemsiz davranışların üçüncü kişilere zarar vermesi veya hukuki işlemler tesis edilmesi süreçlerinde hukuki sorumluluk boyutunu gündeme getirmektedir. Türk hukuk sisteminde bir kişinin fiillerinden sorumlu tutulabilmesi irade ve ayırt etme gücü prensiplerine dayanır. Bu bağlamda, Tourette Sendromunun hukuki, cezai ve borçlar hukuku sorumluluğuna etkisinin doğru analiz edilmesi hem hastalar hem de hekimler açısından kritik öneme sahiptir.

Medeni Hukuk ve Fiil Ehliyeti Açısından Değerlendirme

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca, bir kişinin kendi davranışlarının hukuki sonuçlarından sorumlu tutulabilmesi için ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip olması gerekir (TMK m. 13). Tourette Sendromu, doğası gereği kişinin zihinsel kapasitesini veya genel ayırt etme yeteneğini tamamen ortadan kaldıran bir durum değildir. Ancak sendromun çok ağır seyrettiği, nörolojik ve psikiyatrik ek tanıların (DEHB, obsesif kompulsif bozukluk vb.) eşlik ettiği durumlarda, geçici veya sürekli olarak irade kontrolü zayıflayabilir.

TMK m. 15 uyarınca, ayırt etme gücü bulunmayan kişilerin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir kişinin hukuki işlem gerçekleştirdiği esnada iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı veya ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı her somut olayın özelliklerine göre hekim raporlarıyla titizlikle belirlenmelidir.

Haksız Fiil Sorumluluğu ve Türk Borçlar Kanunu Uygulaması

Gündelik yaşamda Tourette Sendromlu bireylerin fiziksel veya sözel tikleri, çevreye istem dışı zararlar verilmesine (örneğin bir eşyanın kırılması veya hakaret benzeri sözlerin sarf edilmesi) yol açabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Ancak haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurlarından biri kusurdur. Kusur ise ancak iradi davranışlarla mümkündür. Tamamen istemsiz, refleksif veya nörolojik kökenli bir tik nedeniyle meydana gelen zararlarda, kişinin kusurundan söz etmek hukuken mümkün olmayabilir. Bununla birlikte, kanun koyucu adaleti sağlamak adına TBK m. 54 veya m. 59 kapsamında “hakkaniyet sorumluluğu” esasına dayanarak ayırt etme gücü olmayan kişilerin de bazı durumlarda zararın tamamından veya bir kısmından sorumlu tutulabileceğini öngörmüştür. Yargıtay prensiplerine göre, tarafların ekonomik durumları ve olayın gerçekleşme şekli gözetilerek hakkaniyet gerektiriyorsa, kusursuz olan Tourette hastasının da tazminat ödemesine hükmedilebilir.

Ceza Hukuku Açısından Sorumluluk ve TCK m. 32

Tourette Sendromunun en çok tartışıldığı alanlardan biri de ceza hukukudur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 32, akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan ya da davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli ölçüde azalmış olan kişilere ceza verilemeyeceğini, ancak güvenlik tedbirlerine hükmedilebileceğini düzenler.

Tourette Sendromuna bağlı olarak gelişen istemsiz ses çıkarma (koprolali gibi) veya hareketlerin, hakaret ya da fiziksel müdahale teşkil ettiği durumlarda, failin kastı bulunmadığı için ceza sorumluluğu ortadan kalkabilir veya azalabilir. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarında belirtildiği üzere, sanığın suç tarihindeki irade yeteneğinin derecesini saptamak adına tam teşekküllü bir hastaneden veya Adli Tıp Kurumundan resmi sağlık kurulu raporu alınması zorunludur.

Mahkemelerin Sorumluluk Değerlendirmesinde Dikkate Aldığı Kriterler

  • İrade Unsurunun Varlığı: Zarar veren eylemin istemsiz bir tik sonucu mu yoksa bilinçli bir kararla mı gerçekleştirildiği incelenir.
  • Tıbbi Raporların Niteliği: Sağlık Bakanlığı onaylı sağlık kuruluşlarından alınan ve sendromun şiddetini gösteren resmi raporlar esas alınır.
  • Eşlik Eden Klinik Durumlar: Tourette Sendromuna eşlik eden diğer nörolojik veya psikiyatrik rahatsızlıkların irade üzerindeki etkisi bütüncül olarak değerlendirilir.
  • Hakkaniyet İlkesi: Kusursuz sorumluluk hallerinde, zarar gören tarafın mağduriyeti ile failin durumu dengelenerek karar verilir.

Hekimlerin ve Sağlık Kurulu Raporlarının Rolü

Sağlık Bakanlığı yönergeleri ve tıp hukuku ilkeleri çerçevesinde, Tourette Sendromlu bireylerin hukuki durumlarının tayininde hekimlerin düzenleyeceği raporlar belirleyici role sahiptir. Hekimler, hastanın klinik tablosunu, tiklerin sıklığını ve iradi kontrol üzerindeki etkisini objektif kriterlerle raporlaştırmalıdır. Bu raporlar, mahkemelerin hukuki veya cezai sorumluluk sınırlarını çizerken en önemli delil niteliğini taşır.

Tourette sendromu ve hukuki sorumluluk
Anahtar Kelime : tourette sendromu hukuki

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız