Üniversite Kurul Raporlarının Adli Tıp Raporuna Üstünlüğü İzmir

Sağlık hukuku rapor üstünlüğü mahkeme kararı

Tıbbi Uygulama Hatalarında Raporlar Savaşı: Üniversite Kurulu mu, Adli Tıp Kurumu mu?

Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) iddialarıyla açılan davalar, hem hastalar hem de hekimler için oldukça karmaşık ve yıpratıcı süreçlerdir. Bu süreçlerin en kritik noktalarından birini ise bilirkişi raporları oluşturur. Mahkemeler, tıbbi bir hatanın olup olmadığını tespit etmek için uzman görüşüne başvurur. Türkiye’de bu konuda iki temel kurum öne çıkar: Adli Tıp Kurumu (ATK) ve üniversitelerin ilgili anabilim dallarından oluşturulan üniversite profesörler kurulu. Peki, bu iki kurumdan gelen raporlar arasında bir çelişki yaşandığında hangisi üstün kabul edilir? Özellikle İzmir gibi büyük şehirlerdeki mahkemelerin bu konudaki yaklaşımı nasıldır?

Bilirkişi Raporlarının Hukuki Niteliği ve Hakim Takdiri

Öncelikle belirtmek gerekir ki, hukuk sistemimizde hakimin bilirkişi raporlarıyla mutlak surette bağlı olduğuna dair bir kural yoktur. Hâkim, dosyayı bir bütün olarak değerlendirir ve delilleri serbestçe takdir eder. Bilirkişi raporları, hâkimin karar vermesine yardımcı olan önemli birer delildir ancak tek ve nihai delil değildir. Yani kanunen, Adli Tıp Kurumu raporu ile üniversite kurul raporu arasında hiyerarşik bir üstünlük bulunmamaktadır.

Ancak uygulamada durum biraz daha farklı şekillenebilmektedir. Mahkemeler, bir raporun diğerine göre neden daha üstün tutulması gerektiğini gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelendirme genellikle şu kriterlere dayanır:

  • Raporun Kapsamı ve Detayı: Raporun, olayı tüm tıbbi yönleriyle ne kadar detaylı incelediği ve bilimsel literatüre ne kadar uygun olduğu.
  • Uzmanlık Alanının Uygunluğu: Davanın konusunu oluşturan tıbbi alanın, raporu hazırlayan kurulun uzmanlık alanıyla ne kadar örtüştüğü. Örneğin, son derece spesifik bir cerrahi alana ilişkin bir davada, o alanda uzmanlaşmış profesörlerden oluşan bir üniversite kurulunun raporu daha dikkate alınabilir.
  • Gerekçenin Gücü: Raporun, ulaştığı sonuçları hangi bilimsel kanıtlara ve mantıksal çıkarımlara dayandırdığının net ve ikna edici olması.

Raporlar Arasında Çelişki Varsa Yargıtay Ne Diyor?

Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, Adli Tıp Kurumu raporu ile üniversiteden alınan bilirkişi raporu arasında ciddi bir çelişki bulunmasıdır. Bir rapor “hekim hatası yoktur” derken, diğeri “hekimin uygulaması tıp kurallarına aykırıdır” sonucuna varabilir. Bu durumda ne yapılacaktır?

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Hâkimin, bu raporlardan birini diğerine üstün tutarak karar vermesi, genellikle üst mahkeme tarafından bozma sebebi sayılmaktadır. Yargıtay, bu gibi durumlarda çelişkiyi ortadan kaldıracak üçüncü bir bilirkişi raporunun alınmasını istemektedir. Bu üçüncü rapor, genellikle her iki kurumdan da farklı, yine saygın bir üniversitenin konusunda uzman profesörlerinden oluşan bir kuruldan talep edilir. Bu rapora “hakem bilirkişi raporu” da denilmektedir ve mahkemenin kararını büyük ölçüde bu rapor şekillendirir.

İzmir ve Çevresindeki Uygulamalar

Hukuki prensipler tüm Türkiye’de aynı olmakla birlikte, uygulamalar mahkemelerin bulunduğu çevrelere göre küçük farklılıklar gösterebilir. İzmir ve Ege Bölgesi’ndeki mahkemeler de Yargıtay’ın bu genel yaklaşımını benimsemektedir. Taraflardan birinin, mevcut raporun yetersiz veya hatalı olduğunu güçlü delillerle ortaya koyması durumunda, İzmir’deki mahkemeler de genellikle İstanbul veya Ankara gibi büyük şehirlerdeki bir başka üniversite hastanesinin akademik kurulundan yeni bir rapor alınmasına karar verebilmektedir. Dolayısıyla süreç, raporların nereden geldiğinden çok, içeriklerinin ne kadar bilimsel, gerekçeli ve ikna edici olduğuna bağlıdır.

Sonuç

Sonuç olarak, üniversite kurul raporlarının Adli Tıp Kurumu raporlarına mutlak bir üstünlüğü yoktur. Asıl olan, raporun bilimsel niteliği, gerekçesi ve olayın özel koşullarını aydınlatmadaki başarısıdır. Raporlar arasında bir çelişki meydana geldiğinde ise Yargıtay içtihatları doğrultusunda, bu çelişkiyi giderecek yeni ve kapsamlı bir rapor alınması yoluna gidilmektedir. Bu nedenle, tıbbi uygulama hatası davalarında tarafların, raporların içeriğini dikkatle analiz etmesi ve hukuki argümanlarını raporların güçlü veya zayıf yönleri üzerine kurması büyük önem taşımaktadır.

“`
Sağlık hukuku rapor üstünlüğü mahkeme kararı
Anahtar Kelime : kurul raporu adli tıp raporu üstünlüğü

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız