Bilirkişi Raporundaki Çelişkiler Nasıl Giderilir? İzmir

Bilirkişi raporu çelişkileri çözüm hukuki süreç

Sağlık hukuku ve özellikle tıbbi uygulama hatası (malpraktis) davaları, teknik ve özel bilgi gerektiren karmaşık süreçlerdir. İzmir gibi büyük şehirlerde, bu tür davaların seyrini belirleyen en önemli delillerden biri bilirkişi raporlarıdır. Ancak yargılama sırasında dosyaya sunulan farklı bilirkişi raporları arasında çelişkiler bulunması, hem hastalar hem de hekimler için ciddi bir hukuki belirsizlik yaratabilir. Peki, bilirkişi raporlarındaki bu çelişkiler nasıl giderilir ve adil bir yargılama için hangi adımlar atılmalıdır?

Bilirkişi Raporunun Sağlık Davalarındaki Rolü

Sağlık hukuku davalarında hakim, tıbbi bir uygulamanın standartlara uygun olup olmadığını, hekimin bir kusuru bulunup bulunmadığını veya meydana gelen zararın uygulanan tedaviden kaynaklanıp kaynaklanmadığını tek başına değerlendiremez. Bu noktada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, çözümü özel veya teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulur. Bilirkişi, uzmanlık alanına giren tıbbi konularda dosyayı inceleyerek bilimsel ve teknik görüşlerini içeren bir rapor hazırlar ve mahkemeye sunar.

Raporlar Arasındaki Çelişki Durumunda Ne Yapılmalı?

Yargılama sürecinde, tarafların talebi veya mahkemenin re’sen (kendiliğinden) kararıyla birden fazla bilirkişi raporu alınabilir. Örneğin, ilk rapora itiraz edilmesi üzerine yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilebilir. Ancak bu raporlar arasında kusur tespiti, nedensellik bağı veya tıbbi standartlar gibi temel konularda çelişkiler ortaya çıkabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, raporlar arasında çelişki bulunması halinde hakim bu çelişkiyi gidermeden hüküm kuramaz. Aksi takdirde verilen karar, üst mahkemeler tarafından “eksik inceleme” gerekçesiyle bozulabilir.

Çelişkinin giderilmesi için mahkemenin başvurabileceği birkaç temel yöntem bulunmaktadır:

  • Ek Rapor Alınması: Mahkeme, çelişkinin nedenlerini ve hangi noktalarda yoğunlaştığını belirterek, raporu hazırlayan aynı bilirkişi veya heyetten ek rapor isteyebilir. Bu yolla, rapordaki belirsiz veya eksik hususların netleştirilmesi amaçlanır.
  • Yeni Bir Bilirkişi Heyeti Görevlendirilmesi: Mevcut raporlardaki çelişkiyi gidermek üzere, önceki bilirkişilerden farklı, genellikle üniversitelerin ilgili anabilim dallarında görevli öğretim üyelerinden oluşan yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulabilir. Yargıtay, özellikle ciddi çelişkiler varlığında bu yolun izlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Adli Tıp Kurumu’ndan Rapor Alınması: Sağlık hukuku davalarında en sık başvurulan kurumlardan biri Adli Tıp Kurumu’dur (ATK). Mahkeme, diğer raporlardaki çelişkiyi gidermek amacıyla dosyayı Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas dairesine veya gerekirse Adli Tıp Genel Kurulu’na gönderebilir.

Adli Tıp Kurumu Raporunun Niteliği ve Bağlayıcılığı

Uygulamada, Adli Tıp Kurumu raporlarının diğer bilirkişi raporlarına göre daha üstün olduğu yönünde yaygın bir kanı bulunsa da, bu hukuken doğru bir yaklaşım değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre bilirkişi raporları, hakimi bağlayıcı nitelikte olmayan “takdiri deliller” arasındadır. Hakim, ATK raporu da dahil olmak üzere tüm raporları ve diğer delilleri serbestçe değerlendirir.

Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, Adli Tıp Kurumu raporu ile diğer uzman raporları arasında bir çelişki varsa, mahkeme bu çelişkiyi gidermekle yükümlüdür. Hakimin, gerekçesini açıklamadan raporlardan birini diğerine üstün tutarak karar vermesi hukuka aykırıdır. Çelişkinin giderilemediği durumlarda, tüm raporları değerlendirecek ve son bir görüş sunacak, genellikle üniversitelerden seçilen, konusunda duayen isimlerden oluşan bir heyetten nihai rapor alınması adil yargılanma hakkının bir gereğidir.

İzmir’deki Hastalar ve Hekimler İçin Sonuç

İzmir’de bir sağlık davasıyla karşı karşıya olan hasta veya hekimlerin, dosyaya giren bilirkişi raporlarını dikkatle incelemesi ve aleyhe olan veya diğer raporlarla çelişen hususlara yasal süresi içinde (raporun tebliğinden itibaren iki hafta) itiraz etmesi hayati önem taşır. İtiraz edilmeyen bir rapor, itiraz etmeyen taraf açısından usuli kazanılmış hak doğurabilir. Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için mahkemeden ek rapor, yeni bir heyet veya Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması talep edilmelidir. Bu süreçte bir sağlık hukuku avukatından profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek adına en doğru yaklaşım olacaktır.

Bilirkişi raporu çelişkileri çözüm hukuki süreç
Anahtar Kelime : bilirkişi raporu çelişkileri

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız