Dijital çağın bir getirisi olarak akıllı telefonlar ve anlık mesajlaşma uygulamaları, hekim ile hasta arasındaki iletişimin de önemli bir parçası haline gelmiştir. Tıbbi süreçle ilgili bilgilendirmeler, randevu düzenlemeleri veya tedavi sonrası takip gibi konularda sıkça kullanılan WhatsApp, bir uyuşmazlık anında “delil” niteliği taşıyıp taşımadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Bu yazı, hem hastaların haklarını ararken hem de hekimlerin mesleki sorumluluklarını değerlendirirken önemli bir referans noktası olan bu konuyu, güncel hukuki çerçeve ve Yargıtay’ın yaklaşımları ışığında ele almaktadır.
Hukuki Açıdan WhatsApp Yazışmalarının Niteliği
Türk hukuk sisteminde deliller, kesin ve takdiri deliller olarak ikiye ayrılır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), uyuşmazlık konusu olayları ispata elverişli her türlü veriyi “belge” olarak tanımlar. Bu tanıma elektronik ortamdaki veriler de dahildir. Dolayısıyla WhatsApp yazışmaları, HMK kapsamında bir belge ve takdiri delil olarak kabul edilebilir. Takdiri deliller, hâkimin vicdani kanaatinin oluşmasında rol oynar ancak tek başlarına hükme esas alınmaları her zaman mümkün olmayabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tür dijital yazışmalar genellikle diğer yan delillerle desteklendiğinde bir anlam kazanır ve ispat gücü artar.
Delilin “Hukuka Uygun” Olarak Elde Edilmesi Zorunluluğu
Bir delilin mahkemede kullanılabilmesinin en temel şartı, hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmasıdır. Anayasa’nın 38. maddesi, kanuna aykırı olarak elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini açıkça belirtir. Bu ilke, adil yargılanma hakkının ve özel hayatın gizliliğinin bir gereğidir. Başka bir deyişle, bir kişinin telefonuna gizlice girerek, rızası dışında veya hileli yollarla ele geçirilen yazışmalar, hukuka aykırı delil niteliği taşıyacak ve mahkeme tarafından dikkate alınmayacaktır. Bu tür eylemler, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında haberleşmenin gizliliğini ihlal gibi suçları da oluşturabilir.
Malpraktis davasında WhatsApp yazışmalarının delil olarak sunulabilmesi için temel kural, yazışmayı sunan tarafın o konuşmanın tarafı olmasıdır. Yani, hasta ile hekim arasındaki bir konuşmayı, delil olarak ancak hasta veya hekim sunabilir. Taraflardan birinin, kendi telefonundan aldığı ekran görüntüleri veya noter aracılığıyla yaptıracağı tespitler, hukuka uygun delil olarak kabul edilme potansiyeline sahiptir.
Malpraktis Davalarında WhatsApp Yazışmalarının Rolü
Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) davaları, hem haksız fiil hem de sözleşme ilişkisi temelinde açılabilir. Bu davalarda ispat yükü, hukuki dayanağa göre değişkenlik gösterebilir. Hasta, genellikle hekimin kusurlu bir tıbbi müdahalede bulunduğunu, bu müdahalenin hukuka aykırı olduğunu ve bundan bir zarar doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür. İşte bu noktada, taraflar arasındaki WhatsApp konuşmaları önemli ipuçları sunabilir:
- Aydınlatma Yükümlülüğünün İhlali: Hekimin, tıbbi müdahalenin riskleri, sonuçları ve alternatifleri hakkında hastayı yeterince bilgilendirdiğini ispatlaması gerekir. Operasyon öncesi veya sonrası yapılan WhatsApp konuşmaları, bu aydınlatmanın yapılıp yapılmadığı, ne ölçüde yapıldığı veya hastanın onamının hangi bilgilere dayandığı konusunda değerli veriler içerebilir.
- Talimatlara Uymama ve Komplikasyon Yönetimi: Tedavi sonrası hastanın hekime sorduğu sorular, hekimin verdiği talimatlar ve öneriler, olası bir komplikasyon durumunda hastanın bilgilendirilme şekli ve hekimin yönlendirmeleri, tarafların kusur durumunun aydınlatılmasında kullanılabilir.
- İkrar Niteliğindeki Beyanlar: Nadiren de olsa, hekim veya hasta tarafından yapılan yazışmalarda, uyuşmazlık konusu olaya ilişkin ikrar niteliğinde ifadelere rastlanabilir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yargıtay, son yıllardaki kararlarında dijital delillere daha fazla önem vermektedir. Özellikle alacak ve boşanma gibi davalarda WhatsApp yazışmalarının delil başlangıcı veya yan delil olarak kabul edildiği görülmektedir. Delil başlangıcı, bir hukuki işlemi tam olarak ispat etmese de onu muhtemel kılan ve karşı taraftan sadır olan bir belge anlamına gelir. Malpraktis davaları açısından da benzer bir yaklaşım benimsenebilir.
Ancak unutulmamalıdır ki, WhatsApp yazışmaları üzerinde oynama yapılması veya mesajların değiştirilmesi teknik olarak mümkündür. Bu nedenle, mahkemeler bu tür delillere ihtiyatlı yaklaşır. Yazışmaların delil olarak sunulması halinde, karşı tarafın itirazı üzerine mahkeme, bilirkişi incelemesi talep ederek konuşmaların gerçek olup olmadığını ve tahrifata uğrayıp uğramadığını araştırabilir. Bu sebeple, yazışmaların ekran görüntüsü alınmasının yanı sıra, noter aracılığıyla resmi olarak tespit ettirilmesi, delilin gücünü artıracaktır.
Sonuç olarak, hasta ile hekim arasındaki WhatsApp yazışmaları, hukuka uygun olarak elde edilmiş olmaları ve diğer delillerle desteklenmeleri şartıyla, malpraktis davalarında önemli bir takdiri delil olarak kullanılabilir. Bu yazışmalar, özellikle aydınlatma yükümlülüğü, tedavi süreci ve komplikasyon yönetimi gibi konuların aydınlatılmasında hâkime yol gösterebilir. Ancak tek başına kesin bir delil olarak kabul edilmeyebileceği ve her somut olayın kendi özel koşulları içinde değerlendirileceği unutulmamalıdır.

Anahtar Kelime : malpraktis davasi whatsapp delil

