Sağlık hizmeti sunumunda en önemli aşamalardan biri olan teşhis, tedavinin doğru planlanması ve hastanın sağlığına kavuşması için kritik bir role sahiptir. Ancak hekimin bilgi, deneyim eksikliği veya dikkatsizliği sonucu konulan yanlış teşhis, hastanın tedavi sürecinin gecikmesine, sağlık durumunun kötüleşmesine ve hatta kalıcı zararlara uğramasına neden olabilir. Bu gibi durumlarda, hastanın yaşadığı manevi çöküntü, elem ve ızdırabın bir nebze de olsa telafi edilmesi amacıyla manevi tazminat talep etme hakkı doğmaktadır.
Yanlış Teşhis (Malpraktis) Nedir?
Yanlış teşhis, tıp biliminin genel kabul görmüş standartlarına ve tecrübelere aykırı olarak, hekimin gerekli özeni göstermemesi sonucu hastanın durumu hakkında hatalı bir kanıya varmasıdır. Tıbbi uygulama hatası yani “malpraktis” olarak kabul edilen bu durum; yetersiz muayene, hasta öyküsünün eksik alınması, gerekli tetkiklerin yapılmaması veya yapılan tetkiklerin hatalı yorumlanması gibi birçok nedenden kaynaklanabilir. Türk Tabipleri Birliği Meslek Etiği Kuralları’na göre de bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle hastanın zarar görmesi, “hekimliğin kötü uygulaması” olarak tanımlanır.
Manevi Tazminatın Hukuki Dayanağı
Yanlış teşhis nedeniyle manevi tazminat talebinin hukuki temelini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen maddeleri oluşturmaktadır. Bir kişinin hukuka aykırı bir fiil ile başkasının kişilik haklarına (bedensel bütünlük, ruhsal huzur vb.) zarar vermesi durumunda, zarar görenin manevi tazminat talep edebileceği kanunla güvence altına alınmıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da hekimin özen borcuna aykırı davranarak yanlış teşhiste bulunması ve bu nedenle hastanın acı, elem ve keder duyması halinde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Manevi Tazminat Davası Süreci
Yanlış teşhis nedeniyle manevi tazminat davası açma süreci, teşhisin konulduğu sağlık kuruluşunun niteliğine göre farklılık göstermektedir.
- Özel Sağlık Kuruluşları ve Bağımsız Hekimler: Eğer yanlış teşhis özel bir hastanede, tıp merkezinde veya muayenehanede konulmuşsa, dava doğrudan hekime ve/veya ilgili sağlık kuruluşuna karşı açılabilir. Bu tür davalarda görevli mahkeme genellikle Tüketici Mahkemeleridir.
- Kamu Hastaneleri: Yanlış teşhisin bir devlet hastanesi, üniversite hastanesi veya aile sağlığı merkezi gibi bir kamu kurumunda gerçekleşmesi durumunda ise dava doğrudan hekime değil, idareye (Sağlık Bakanlığı veya ilgili rektörlük) karşı açılır. Bu durumda görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir ve “tam yargı davası” olarak adlandırılan bir dava türü söz konusudur. Kamu kurumlarına karşı dava açmadan önce, zararın ve fiilin öğrenildiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde idareye yazılı olarak başvuruda bulunma zorunluluğu vardır.
İspat Yükü ve Bilirkişi Raporu
Tazminat davalarında, yanlış teşhisin varlığını, bu teşhis nedeniyle manevi bir zarar oluştuğunu ve teşhis ile zarar arasında bir neden-sonuç (illiyet) bağı bulunduğunu ispatlama yükümlülüğü davacıya, yani hastaya aittir. Yargılama sürecinde mahkeme, konunun uzmanı hekimlerden oluşan bir bilirkişi heyetinden rapor alarak hekimin tıbbi standartlara uygun hareket edip etmediğini ve bir kusuru olup olmadığını değerlendirir. Bu rapor, davanın sonucunu büyük ölçüde etkilemektedir.
Sık Sorulan Sorular
- Dava açma süresi (zamanaşımı) ne kadardır?
Özel hastane ve hekimlere karşı açılacak davalarda zamanaşımı süresi, hasta ile hekim arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine (vekâlet sözleşmesi, haksız fiil vb.) göre değişmekle birlikte genellikle zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Kamu hastanelerine karşı açılacak davalarda ise, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde önce idareye başvurulması, idarenin cevabından sonra ise 60 gün içinde dava açılması gerekir. - Manevi tazminat miktarı nasıl belirlenir?
Manevi tazminat, bir zenginleşme aracı değildir. Hakim, tazminat miktarını belirlerken olayın özelliklerini, hastanın yaşadığı acı ve ızdırabın derecesini, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını ve hakkaniyet ilkesini göz önünde bulundurarak bir takdirde bulunur. - Her yanlış teşhis tazminat gerektirir mi?
Hayır. Tıpta her zaman kesin sonuçlara ulaşılamayabilir ve bazı hastalıkların teşhisi zor olabilir. Tazminat sorumluluğunun doğması için hekimin, tıp biliminin standartlarına göre tecrübeli bir uzmandan beklenen özeni göstermemiş olması, yani kusurlu olması gerekir. Tıbbi müdahalenin doğasında var olan ve öngörülebilir riskler (komplikasyon) ile hekim hatası (malpraktis) arasındaki ayrım, yargılama sırasında bilirkişi raporlarıyla netleştirilir.
“`

Anahtar Kelime : yanlisteşhismanevitazminat

