Tıbbi Uygulama Hataları ve İstenmeyen Gebelik: “Wrongful Conception” Davaları
Modern tıp, aile planlaması konusunda bireylere önemli seçenekler sunmaktadır. Kısırlaştırma (tüp ligasyonu veya vazektomi gibi) operasyonları da bu yöntemlerden biridir. Ancak, tıbbi bir müdahalenin başarısız olması veya hekimin gerekli özeni göstermemesi sonucu istenmeyen bir gebelik meydana geldiğinde, “yanlışlıkla hamile kalma” veya uluslararası literatürdeki adıyla “wrongful conception” davaları gündeme gelmektedir. Bu yazıda, bu davaların hukuki temelleri, tarafların hak ve yükümlülükleri ile Yargıtay’ın konuya yaklaşımı hasta ve hekim perspektifinden, anlaşılır bir dille ele alınacaktır.
“Wrongful Conception” Davalarının Hukuki Dayanağı Nedir?
Bu tür davaların temelinde, hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki yatmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, hekim ile hasta arasındaki ilişki, vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Bu sözleşme kapsamında hekim, tıbbi müdahaleyi güncel tıp biliminin standartlarına ve özen yükümlülüğüne uygun bir şekilde gerçekleştirmeyi taahhüt eder. Kısırlaştırma ameliyatı gibi müdahalelerde hekimin, işlemi doğru teknikle yapmaması, eksik yapması veya operasyon sonrası gerekli bilgilendirmeyi ve kontrolleri sağlamaması, özen yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir. Bu durum, hekimin hukuki sorumluluğunu doğurur ve tazminat yükümlülüğü gündeme gelebilir.
Davaların bir diğer önemli hukuki dayanağı ise haksız fiil sorumluluğudur. Özellikle hekimin kusurlu bir eylemiyle (tıbbi uygulama hatası) hastanın maddi veya manevi bir zarara uğraması durumunda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca tazminat talep edilebilir.
Tarafların Hak ve Sorumlulukları
Başarısız bir kısırlaştırma operasyonu sonucu hamile kalan hasta ve ailesi, beklemedikleri bir durumla karşı karşıya kalır. Bu süreçte ortaya çıkan maddi ve manevi zararların tazmini için dava açma hakkına sahiptirler.
- Maddi Tazminat Talepleri: İstenmeyen gebelik nedeniyle yapılan doğum masrafları, gebelik ve doğum sonrası tedavi giderleri, çocuğun bakımı, eğitimi ve yetiştirilmesi için gereken masraflar bu kapsamda değerlendirilebilir.
- Manevi Tazminat Talepleri: Ailelerin, istenmeyen gebelik ve doğum nedeniyle yaşadıkları üzüntü, elem, stres ve psikolojik sarsıntı için manevi tazminat talep etme hakları bulunmaktadır. Yargıtay kararlarında da bu husus kabul görmektedir.
Hekimin ise en temel sorumluluğu, hastasını operasyon öncesinde detaylı bir şekilde bilgilendirmektir. Bu, “aydınlatılmış onam” olarak adlandırılır. Hekim, kısırlaştırma operasyonunun kalıcı bir yöntem olduğunu ancak çok düşük bir oranda da olsa başarısızlık ihtimali bulunduğunu, operasyon sonrası dikkat edilmesi gerekenleri ve olası komplikasyonları hastaya açık ve net bir şekilde anlatmalıdır. Bu bilgilendirmenin yapıldığının ispatı hekime aittir ve yazılı onam formları bu noktada büyük önem taşır.
Yargıtay’ın Konuya Bakışı
Yargıtay, bu tür davalarda birkaç temel unsuru dikkate almaktadır:
- Hekimin Kusuru: Ameliyatın tıp bilimi ve sanatının kurallarına uygun yapılıp yapılmadığı, hekimin bir ihmali, dikkatsizliği veya beceri eksikliğinin olup olmadığı titizlikle incelenir. Adli Tıp Kurumu raporları bu aşamada belirleyici olmaktadır.
- Aydınlatma Yükümlülüğü: Hekimin, operasyonun riskleri ve başarı oranı hakkında hastayı yeterince bilgilendirip bilgilendirmediği değerlendirilir. Yetersiz bilgilendirme, hekimin sorumluluğuna gidilmesinde önemli bir etkendir.
- İlliyet Bağı: Meydana gelen gebelik ile hekimin kusurlu eylemi arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisinin bulunması gerekir.
Yargıtay, sağlıklı bir çocuğun doğumunun “zarar” olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği konusunda hassas bir denge gözetmektedir. Ancak, ailenin iradesi dışında, hekimin kusurlu bir eylemi sonucu dünyaya gelen bir çocuk nedeniyle katlanılan ek külfetlerin ve yaşanan manevi sıkıntıların bir zarar olduğu ve bunun tazmin edilmesi gerektiği prensip olarak kabul edilmektedir.
Sonuç
“Wrongful conception” davaları, hem hasta hakları hem de hekim sorumluluğu açısından önemli ve hassas bir konudur. Hastaların, aile planlaması konusundaki iradelerine saygı gösterilmesi ve tıbbi müdahalelerin özenle yapılması esastır. Hekimlerin ise mesleki standartlara uyması ve aydınlatma yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmesi, bu tür hukuki uyuşmazlıkların önüne geçilmesi için kritik öneme sahiptir. Tarafların, bu süreçte haklarını ve yükümlülüklerini bilmesi, adil bir çözüme ulaşılmasına katkı sağlayacaktır.
“`

Anahtar Kelime : yanlislikla hamile kalma davalari

