Yenidoğan işitme tarama testi, bebeklerin yaşamlarının ilk birkaç gününde işitme yetilerini değerlendirmek amacıyla yapılan kritik bir sağlık uygulamasıdır. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı kapsamında, her bebeğe hastaneden taburcu olmadan önce bu testin yapılması hedeflenmektedir. Erken teşhis, işitme kaybı olan bir çocuğun dil, konuşma, bilişsel ve sosyal gelişiminin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için hayati öneme sahiptir. Testin yapılmaması veya sonuçların yanlış değerlendirilmesi gibi durumlar, teşhisin gecikmesine yol açarak çocuğun geleceği üzerinde kalıcı olumsuz etkiler bırakabilir. Bu noktada sağlık profesyonellerinin ve kurumlarının hukuki sorumluluğu gündeme gelmektedir.
Yenidoğan İşitme Taramasının Hukuki Önemi ve Yasal Zemin
Türkiye’de yenidoğan işitme taraması, bir halk sağlığı programı olarak ulusal düzeyde ve sistematik bir şekilde uygulanmaktadır. Programın temel amacı, işitme kaybı olan bebeklerin yaşamın ilk üç ayında tanılanması ve altı aylık olana kadar gerekli müdahale ve rehabilitasyon programlarına başlatılmasıdır. Bu süreç, hekimlerin ve sağlık kurumlarının hastaya karşı özen yükümlülüğünün bir parçasını oluşturur. Hekim, mesleki standartlar ve tıp biliminin güncel verileri çerçevesinde hareket etmekle yükümlüdür. İşitme testinin gerekliliğine rağmen yapılmaması, eksik yapılması veya sonuçlarının aileye doğru bir şekilde bildirilmemesi, hekimin ve bağlı bulunduğu sağlık kuruluşunun sorumluluğunu doğurabilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hekimin mesleki kusuru (malpraktis), bilgisizlik, deneyimsizlik, ilgisizlik veya standart prosedürlere uymama gibi nedenlerle hastanın zarar görmesi durumunda ortaya çıkar. Yenidoğan işitme testinin atlanması, bu kapsamda değerlendirilebilecek önemli bir hizmet kusurudur.
Geç Teşhisin Sonuçları ve Tıbbi Malpraktis (Hekim Hatası)
İşitme, konuşma becerisinin temelidir. Bir bebeğin hayatının ilk altı ayı, dil gelişimi için en kritik dönemdir. Bu dönemde işitme kaybının teşhis edilememesi, çocuğun konuşmayı öğrenmesinde ve buna bağlı olarak zihinsel ve sosyal gelişiminde ciddi gecikmelere yol açar.
Yenidoğan işitme testinin yapılmaması veya hatalı yapılması sonucu teşhisin gecikmesi, hukuki anlamda bir “tıbbi uygulama hatası” yani malpraktis olarak kabul edilebilir. Bu durumda, sağlık personelinin veya kurumun ihmali ile çocuğun gelişimindeki olumsuzluklar arasında bir neden-sonuç (illiyet) bağı kurulabilir. Hukuki süreçte ispatlanması gereken temel unsurlar şunlardır:
- Standart Uygulamadan Sapma: Sağlık Bakanlığı’nın protokollerine göre yapılması gereken testin yapılmadığının veya eksik yapıldığının kanıtlanması.
- Zararın Varlığı: Geç teşhis nedeniyle çocuğun dil, konuşma ve sosyal gelişiminde meydana gelen gerilikler ve bu durumun yarattığı olumsuz sonuçlar.
- İlliyet Bağı: Çocuğun yaşadığı zararın, doğrudan doğruya testin yapılmaması veya geç yapılması eyleminden kaynaklandığının ortaya konulması.
Haklarınız ve Hukuki Süreç
Bebeğine yenidoğan işitme testi yapılmadığını veya geç teşhis nedeniyle çocuğunun zarar gördüğünü düşünen aileler için hukuki yollar mevcuttur. Hatanın yapıldığı sağlık kurumunun niteliğine göre (devlet hastanesi, üniversite hastanesi veya özel hastane) başvurulacak hukuki yol farklılık göstermektedir.
- Özel Sağlık Kuruluşları İçin: Hekimin veya özel hastanenin kusuru nedeniyle oluşan zararlar için doğrudan adli yargıda (Tüketici veya Asliye Hukuk Mahkemeleri) maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
- Kamu Sağlık Kuruluşları İçin: Devlet veya üniversite hastanelerinde yaşanan bir ihmal söz konusu ise bu durum “hizmet kusuru” olarak nitelendirilir. Bu durumda dava, doğrudan hekime değil, ilgili idareye (Sağlık Bakanlığı veya ilgili Üniversite Rektörlüğü) karşı idari yargıda (İdare Mahkemesi) açılacak bir tam yargı davası ile yürütülür.
Yargıtay kararları, tıbbi standartlara uyulmamasının ve hastanın aydınlatma yükümlülüğünün ihlal edilmesinin tazminat sorumluluğu doğuracağını istikrarlı bir şekilde belirtmektedir. Geç teşhisin çocuğun geleceği üzerindeki etkileri, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde önemli bir ölçüt olarak kabul edilir.
Sonuç olarak, yenidoğan işitme tarama testi basit bir prosedürden öte, bir çocuğun geleceğini şekillendiren yasal bir sorumluluk ve kritik bir adımdır. Bu sürecin aksaması, ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek bir hizmet kusuru niteliğindedir.
“`

Anahtar Kelime : yenidogan isitme testi

