Yurt Dışında Tedavi Olup Mağdur Olanların Türkiye’De Dava Açması

yurt-disinda-tedavi-olup-magdur-olanlarin-turkiyede-dava-acmasi

Yurt Dışında Tedavi Olup Mağdur Olanların Türkiye’de Dava Açma Hakkı

Sağlık turizmi ve yurt dışında tedavi hizmetleri, son yıllarda birçok hasta tarafından çeşitli nedenlerle tercih edilmektedir. Ancak, yabancı ülkelerde gerçekleştirilen tedavilerde istenmeyen sonuçlarla karşılaşılması halinde hastaların yaşadığı mağduriyetler önemli hukuki soruları da gündeme getirir. Türkiye’de yaşayan kişiler, yurt dışında aldıkları sağlık hizmetleri sonucunda zarar gördüklerinde, belirli koşullarda Türk yargı mercilerinde dava açabilmektedir.

Türk Hukukunda Yurt Dışındaki Tedaviye İlişkin Sorumluluk

Yurt dışında tedavi gören ve mağdur olan bireyler açısından hukuki sorumluluğun temel dayanağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesi oluşturmaktadır. Bu maddeye göre, kasıt veya ihmal sonucu bir başkasına hukuka aykırı olarak zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Tedavi hizmeti nedeniyle oluşan zararlar, karmaşık tıbbi ve hukuki değerlendirmeleri gerektirdiğinden, mağdur hastaların hak arama süreçlerinde dikkatli hareket etmeleri gerekir.

Yetkili ve Görevli Mahkemeler

Yabancı bir ülkede gerçekleşen tıbbi müdahale nedeniyle Türkiye’de dava açılması için, öncelikle Türk mahkemelerinin yetkili olup olmadığına bakılır. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu (MÖHUK) kapsamında, zararın Türkiye’de meydana gelmiş etkileri bulunuyorsa veya davacının yerleşim yeri Türkiye ise, Türk mahkemelerinin yetkisi söz konusu olabilir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, tedavi sonucu ortaya çıkan zararın Türkiye’deki yaşamı, çalışma gücünü veya psikolojik bütünlüğü etkilediği durumlarda, talep edilen tazminatın Türk mahkemelerinde istenmesi mümkün olabilmektedir.

Dava Açma Şartları ve İzlenmesi Gereken Süreç

  • Hukuki Dayanak: Tedavi eden kurum veya hekimin ihmal ya da kusuru sonucunda ortaya çıkan bir zarar bulunmalı ve bu zararın tıbbi belgelerle ispatı gereklidir.
  • Zararın Delillendirilmesi: Yurt dışında alınan tedaviye ilişkin epikriz, reçete, tıbbi rapor ve iletişim kayıtları gibi deliller davanın temelini oluşturmaktadır. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın duyurularından veya resmi tıbbi değerlendirmelerden destek alınabilir.
  • Zamanaşımı: TBK gereğince zararı ve sorumluyu öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve her hâlükârda fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılması gerekmektedir.
  • Dava Sırasında: Mahkeme, genellikle Adli Tıp Kurumu ve ilgili tıp branşlarından uzman bilirkişilerden görüş alır.

Yabancı Unsurlu Davalarda Uygulanacak Hukuk ve Kararların Tenfizi

Yurt dışında yaşanan tıbbi mağduriyetler sıklıkla “yabancı unsurlu uyuşmazlık” olarak nitelendirilir. Bu durumda, çoğu zaman yabancı ülke hukukunun da dikkate alınması gerekebilir. Ancak mağdurlar, Türk mahkemelerinde açacakları davalar sonucunda alınan tazminat kararlarını, ilgili ülkeye tanıtarak (tenfiz işlemi) tazminatın tahsilini sağlayabilirler. Bu alanda, tenfiz koşulları ve uluslararası anlaşmalar çok büyük önem taşımaktadır.

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı bilgilendirme ve uyarılarda da, yurt dışında tedavi hizmeti alacak vatandaşların hak kaybına uğramamaları için tedavi öncesinde mutlaka sözleşmesel hak ve sorumluluklarını öğrenmeleri tavsiye edilmektedir.

Sonuç ve Öneriler

Yurt dışında tedavi olup, mağduriyet yaşayan hastaların Türkiye’de hak arama imkanları mevcuttur. Dava açılmadan önce tıbbi belgelerin eksiksiz toplanması, mağduriyetin ayrıntılı tespiti ve uzman bir sağlık hukuku avukatından destek alınması büyük önem taşır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, uluslararası tıbbi hizmetlerden doğan sorumluluk davalarında süreç karmaşık olabilmekte, dikkatli bir hazırlık gerektirmektedir. Bu nedenlerle, tedavi planı yapmadan ve dava sürecini başlatmadan önce hukuki danışmanlık alınması önerilir.

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız