Diş hekimliği uygulamaları, sadece cerrahi müdahaleleri veya dolgu, kanal tedavisi gibi fiziki işlemleri değil; tedavi öncesi ve sonrasında hastaya reçete edilecek ilaçların doğru şekilde belirlenmesini de kapsamaktadır. Diş hekiminin hastaya yanlış, eksik, aşırı dozda veya kontrendike (hastanın sağlık durumuna uygun olmayan) bir ilaç yazması, tıp hukukunda “tıbbi uygulama hatası” yani malpraktis olarak nitelendirilir. Bu gibi durumlarda, hastanın fiziksel veya ruhsal bir zarara uğraması hâlinde diş hekiminin hukuki sorumluluğu ve tazminat ödeme yükümlülüğü doğmaktadır.
Diş Hekiminin Hukuki Sorumluluğu ve Özen Borcu
Diş hekimi ile hasta arasındaki hukuki ilişki, özel hastanelerde, tıp merkezlerinde veya serbest çalışan muayenehane hekimlerinde genellikle Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir vekalet sözleşmesi (TBK m. 502 vd.) olarak kabul edilir. Vekalet sözleşmesi gereğince hekim, hastanın tedavisini özenle yürütmekle yükümlüdür. Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesi uyarınca, hekimin özen borcu, benzer alanda faaliyet gösteren basiretli ve uzman bir hekimin göstermesi gereken özen derecesine göre belirlenir.
Yanlış ilaç yazılması durumu, sadece sözleşmeye aykırılık oluşturmakla kalmaz; aynı zamanda Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil hükümlerine de aykırılık teşkil eder. Zira hekim, yanlış ilaçla hastanın vücut bütünlüğüne zarar vermeme genel yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Kamu hastanelerinde veya diş sağlığı merkezlerinde çalışan kamu görevlisi diş hekimleri bakımından ise süreç farklı işler; anayasal kural gereği dava doğrudan idareye karşı (Sağlık Bakanlığı veya ilgili üniversite) idari yargıda tam yargı davası olarak açılır.
Diş Hekimliğinde Reçete Hatası Türleri
Hekimin reçete hazırlarken yapabileceği hatalar oldukça çeşitlidir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan yanlış ilaç yazma durumları şunlardır:
- Hastanın bilinen bir alerjisi (örneğin penisilin alerjisi) olmasına ve bu durum hekime bildirilmesine rağmen alerjen ilaç reçete etmek,
- Hastanın mevcut diğer sistemik hastalıkları (kalp, karaciğer, böbrek yetmezliği vb.) ile etkileşime girecek riskli ilaçlar yazmak,
- Tedavi için tıp bilimi gereğince gerekli olmayan veya aşırı yüksek dozda ilaç belirleyerek hastanın zehirlenmesine ya da organ hasarı yaşamasına yol açmak,
- Reçeteye yanlış ilacın ismini veya miligramını yazarak hastanın yanlış etken maddeye maruz kalmasına sebebiyet vermek.
Tazminat Davası Açılabilmesinin Şartları
Diş hekimine veya idareye karşı maddi ve manevi tazminat davası açılabilmesi için belirli hukuki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
- Kusur ve Hukuka Aykırı Fiil: Hekimin tıp bilimi kurallarına, mesleki standartlara ve özen borcuna aykırı hareket ederek yanlış ilaç yazmış olması gerekir.
- Zarar: Hastanın bu yanlış ilaç kullanımı sebebiyle vücut bütünlüğünün bozulması, ek tedavi masraflarının ortaya çıkması, organ kaybı veya iş gücü kaybı yaşaması gibi somut bir zarara uğraması şarttır.
- İlliyet Bağı: Oluşan zarar ile hekimin yazdığı yanlış ilaç arasında doğrudan, nedensel bir bağlantı (illiyet bağı) bulunmalıdır. Yani ortaya çıkan zarar, başka bir kronik hastalıktan değil, doğrudan yanlış ilacın kullanımından kaynaklanmış olmalıdır.
Bu şartların varlığı hâlinde hasta, uğradığı tedavi giderleri ve iş gücü kayıpları için maddi tazminat; yaşadığı fiziksel acı, psikolojik yıpranma ve ıstırap için ise manevi tazminat talep edebilir.
Yargıtay İçtihatları ve İspat Süreci
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da önemle vurgulandığı üzere, hekimin sorumluluğu belirlenirken “en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı” ilkesi geçerlidir. Yargıtay kararlarına göre, diş hekiminin hastanın anamnezini (sağlık geçmişini) eksiksiz alması, hastanın alerji durumunu ve düzenli kullandığı ilaçları sorgulaması asli bir özen yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmediğinin tespiti, hekimin kusurlu kabul edilmesi için yeterlidir.
Davada ispat yükü kural olarak davacı hastadadır. Yanlış ilacın zarara yol açtığının tespiti için mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili kürsülerinden tıbbi bilirkişi raporu alınır. Reçete kayıtları, hastane epikriz raporları, eczane dökümleri ve varsa tahlil sonuçları bu süreçte davanın seyrini belirleyen en önemli delillerdir.
Zamanaşımı Süreleri
Özel hastane veya serbest çalışan diş hekimlerine karşı sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu uyarınca genel olarak 5 yıl veya haksız fiil hükümlerine göre zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıldır. Kamu hastanelerinde açılacak tam yargı davalarında ise zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde idareye yazılı başvuru yapılması zorunludur. Tıbbi süreçlerin karmaşıklığı ve sürelerin kaçırılmaması adına, hak kaybına uğramamak için uzman bir sağlık hukuku avukatından profesyonel hukuki destek alınması önem arz etmektedir.

Anahtar Kelime : yanlis ilac yazimi

