Tıbbi uygulama hatası, yani halk arasındaki adıyla malpraktis, hem hastalar hem de hekimler için karmaşık ve zorlu bir hukuki süreci ifade eder. İzmir özelinde bir malpraktis davası açmayı düşünen veya böyle bir davayla karşı karşıya kalan tarafların en çok merak ettiği konuların başında ise dava sürecindeki masraflar gelmektedir. Bu rehber, bilirkişi ücretinden harçlara, malpraktis davalarının maliyet kalemlerini anlaşılır bir dille açıklamaktadır.
Malpraktis Davasının Temel Masraf Kalemleri Nelerdir?
Malpraktis davaları, niteliği gereği özel uzmanlık ve titiz bir çalışma gerektirir. Bu süreçte ortaya çıkan maliyetler birkaç ana başlık altında toplanabilir. Dava açılırken davacı tarafından karşılanan bu masraflar, davanın kazanılması durumunda davalı taraftan tahsil edilebilir. Ancak, davanın kaybedilmesi halinde bu masraflar davacının üzerinde kalacaktır.
1. Harç ve Gider Avansı
Her davada olduğu gibi, malpraktis davalarında da devlete ödenmesi gereken harçlar bulunur. Dava değerine, yani talep edilen tazminat miktarına göre hesaplanan bu harçlar, davanın başında mahkeme veznesine yatırılır. Buna ek olarak, tebligat giderleri, keşif masrafları gibi yargılama sürecinde ortaya çıkacak çeşitli masrafları karşılamak üzere bir “gider avansı” alınır. Bu miktar, davanın seyrine göre değişebilir ve eksik kalması durumunda mahkeme tarafından tamamlanması istenebilir.
Özellikle özel hastanelerdeki tıbbi uygulamalardan kaynaklanan uyuşmazlıklar, genellikle Tüketici Mahkemelerinde görülür. Tüketici uyuşmazlıklarından kaynaklanan davaların birçoğu harçtan muaf olabilmektedir. Ancak bu durum, davanın tüm masraflardan muaf olduğu anlamına gelmez.
2. Bilirkişi Ücreti: Davanın Kilit Noktası
Malpraktis davalarının en önemli ve çoğu zaman en maliyetli kalemlerinden biri bilirkişi ücretidir. Tıbbi uygulama hatasının olup olmadığını, hekimin kusur durumunu ve oluşan zararın boyutunu tespit etmek, hâkimin tek başına karar verebileceği teknik bir konu değildir. Bu nedenle mahkeme, alanında uzman hekimlerden oluşan bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verir.
Bilirkişi raporu, davanın seyrini büyük ölçüde etkileyen en kritik delillerden biridir. Mahkeme tarafından belirlenen bilirkişi sayısı ve uzmanlık alanlarına göre ücret de değişkenlik gösterir. Genellikle bir veya birden fazla tıp uzmanından görüş alınır ve her bir bilirkişi için ayrı bir ücret takdir edilir. Bu ücret, davanın başında yatırılan gider avansından karşılanır veya mahkeme tarafından ek olarak talep edilebilir.
- Raporun Önemi: Bilirkişi raporu, hekimin uyguladığı tedavinin tıp biliminin standartlarına uygun olup olmadığını objektif bir şekilde değerlendirir.
- Ücretin Belirlenmesi: Bilirkişi ücretleri, her yıl Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir. Ancak dosyanın karmaşıklığı ve uzmanlık gerektiren niteliği, bu ücretin artmasına neden olabilir.
- İtiraz Süreci: Tarafların, sunulan bilirkişi raporuna itiraz etme hakkı vardır. Bu durumda yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilebilir ve bu da ek bir masraf anlamına gelir.
3. Avukatlık Ücreti
Malpraktis davalarının karmaşık yapısı, bu alanda uzman bir avukatla çalışmayı zorunlu kılar. Avukatlık ücreti, avukat ile müvekkil arasında serbestçe belirlenir ancak Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki miktarlardan az olamaz. Ücret genellikle dava değeri üzerinden bir yüzde olarak veya maktu (sabit) bir bedel olarak kararlaştırılır.
Dava kazanıldığında, mahkeme tarafından hükmedilen tazminatın yanı sıra, davayı kazanan taraf lehine “karşı vekâlet ücreti”ne hükmedilir. Bu ücret, davayı kaybeden tarafça ödenir ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesaplanır.
4. Diğer Olası Masraflar
Yukarıda sayılan ana kalemlerin dışında, dava sürecinde başka masraflar da ortaya çıkabilir. Bunlar arasında tanık dinletme giderleri, başka şehirlerden getirilmesi gereken belgeler için posta ve noter masrafları gibi kalemler yer alabilir.
İzmir’de Malpraktis Davası Süreci
İzmir’de açılacak bir malpraktis davasında yetkili mahkeme, genellikle haksız fiilin gerçekleştiği yer, yani tıbbi müdahalenin yapıldığı yer mahkemesidir. Özel hastanelere karşı açılacak davalar Tüketici Mahkemelerinde, kamu hastanelerine karşı açılacak davalar ise İdare Mahkemelerinde görülür. Bu ayrım, davanın tabi olacağı usul ve masraflar açısından da önem taşır.
Sonuç olarak, bir malpraktis davasının maliyeti, davanın niteliğine, talep edilen tazminat miktarına ve yargılama sürecinin uzunluğuna göre önemli ölçüde değişiklik gösterebilir. Sürecin başında tüm bu potansiyel masraf kalemleri hakkında bilgi sahibi olmak, hem hastalar hem de hekimler için adil bir yargılama sürecinin ve hak arama özgürlüğünün temel bir parçasını oluşturur.

Anahtar Kelime : malpraktis davasi

