Hayatın devamlılığı için kritik öneme sahip tıbbi cihazlara bağlı hastalar için elektrik enerjisi, su gibi, hava gibi yaşamsal bir unsurdur. Solunum cihazları, diyaliz makineleri, kalp destek üniteleri gibi ekipmanlar, kesintisiz bir enerji akışına muhtaçtır. Peki, planlı veya ani bir elektrik kesintisi yaşandığında ve bu cihazlar durduğunda ortaya çıkan zarardan kim sorumludur? Bu yazıda, hem hastaların hem de sağlık profesyonellerinin bilmesi gereken hukuki çerçeveyi, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve ilgili mevzuat ışığında, anlaşılır bir dille ele alacağız.
Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Hukuki Sorumluluğu
Elektrik dağıtım şirketleri, tüketicilere kesintisiz ve kaliteli enerji sağlama yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, şirket ile abone arasında kurulan abonelik sözleşmesinden ve ilgili yasal düzenlemelerden kaynaklanır. Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili yönetmelikler, dağıtım şirketlerinin hizmet kalitesine ilişkin standartları belirler. Sık yaşanan veya uzun süren kesintiler, bu hizmetin ayıplı olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Özellikle yaşam destek cihazlarına bağlı hastaların durumu göz önüne alındığında, bu sorumluluk daha da ağırlaşmaktadır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, elektrik dağıtım şirketleri, altyapı eksikliği veya yetersizliği gibi nedenlerle meydana gelen kesintilerden doğan zararlardan sorumludur. Bu sorumluluk, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerine dayanabileceği gibi, duruma göre kusursuz sorumluluk ilkelerine de dayanabilir. Yani, şirket bir kusuru olmasa dahi, faaliyetinin doğasındaki riskler nedeniyle sorumlu tutulabilir. Hastanın cihazının elektrik kesintisi nedeniyle durması ve hastanın bu durumdan zarar görmesi halinde, dağıtım şirketinin tazminat yükümlülüğü doğacaktır. Zarar ile kesinti arasındaki “uygun illiyet bağı”nın, yani zararın kesinti nedeniyle meydana geldiğinin ispat edilmesi bu noktada kritik öneme sahiptir.
Evde Bakım Gören Hastalar İçin Özel Durum
Evde yaşam destek ünitesine bağlı olan hastaların durumu, hukuki olarak daha hassas bir zemindedir. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde bu konuda özel düzenlemeler bulunmaktadır. Yaşam destek cihazlarına bağlı olduğunu geçerli bir sağlık raporuyla belgeleyen tüketicilerin, borçları olsa dahi elektriklerinin kesilmemesi esastır. Bu hastaların bilgilerinin dağıtım şirketine önceden bildirilmesi, olası kesintilerde öncelik tanınması ve bilgilendirme yapılması açısından hayati önem taşır. Bu bildirime rağmen gerekli özenin gösterilmemesi, şirketin sorumluluğunu ağırlaştıran bir unsur olacaktır.
Sağlık Kuruluşlarının (Hastaneler) Sorumluluğu
Hastaneler, bünyelerinde tedavi gören hastaların can güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, sadece tıbbi müdahaleleri değil, aynı zamanda tedavinin kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi için gerekli altyapıyı sağlamayı da kapsar. Elektrik kesintileri, hastaneler için öngörülebilir bir risktir.
Bu nedenle, tüm hastanelerin yasal olarak kesintisiz güç kaynaklarına (jeneratör, UPS vb.) sahip olması ve bu sistemlerin düzenli olarak bakımını yaparak çalışır durumda tutması zorunludur. Elektrik kesintisi anında jeneratörün devreye girmemesi veya yetersiz kalması sonucu cihaza bağlı bir hastanın zarar görmesi durumunda, hastane idaresinin “organizasyon kusuru” gündeme gelir. Bu durum, hastanenin tazminat sorumluluğunu doğuran önemli bir hizmet kusurudur. Hasta ile hastane arasındaki ilişki bir vekalet veya eser sözleşmesi olarak kabul edildiğinden, hastane, en hafif kusurundan dahi sorumlu olacaktır.
Sorumlulukların Belirlenmesi ve Hak Arama Yolları
Bir zarar meydana geldiğinde, sorumluluğun kime veya kimlere ait olduğunun tespiti için somut olayın tüm koşulları bir arada değerlendirilmelidir. Zararın ortaya çıkmasında hem elektrik dağıtım şirketinin hizmet kusuru hem de hastanenin organizasyon kusuru birlikte etkili olmuşsa, “müteselsil sorumluluk” söz konusu olabilir. Yani, hasta zararının tamamını taraflardan herhangi birinden veya her ikisinden talep edebilir.
Mağdur olan hasta veya yakınları, zararlarının tazmini için şu adımları izleyebilir:
- Delil Tespiti: Olayın hemen ardından, zararın boyutunu ve kesintinin nedenini tespit ettirmek için mahkemeye başvurarak delil tespiti yaptırmak önemlidir.
- Şikayet ve Başvuru: Durum, hem dağıtım şirketine yazılı olarak bildirilmeli hem de Sağlık Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) gibi ilgili idari kurumlara şikayet edilmelidir.
- Dava Yolu: Maddi (tedavi masrafları, cihaz hasarı vb.) ve manevi (yaşanan acı, elem ve ızdırap) zararların tazmini için, zararın miktarına göre Tüketici Hakem Heyetlerine veya Tüketici Mahkemelerine dava açılabilir. Eğer zarar bir kamu hastanesinde meydana gelmişse, idari yargıda tam yargı davası açılması gerekecektir.
Önemli Not: Bu süreçlerin her biri teknik ve hukuki bilgi gerektirdiğinden, bir sağlık hukuku avukatından profesyonel destek almak, hak kayıplarını önlemek adına en doğru yaklaşım olacaktır.

Anahtar Kelime : hasta haklari

