Doğum, bir ailenin en mutlu anlarından biri olması gerekirken, ne yazık ki bazen tıbbi ihmal veya hatalar nedeniyle hem bebek hem de anne için ömür boyu sürecek zorlukların başlangıcı olabilmektedir. Doğum sırasında veya sonrasında meydana gelen bir tıbbi uygulama hatası (malpraktis) sonucu bebekte kalıcı veya geçici bir hasar oluşması durumunda, ailelerin hukuki yollara başvurarak tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu süreç, hem hukuki hem de tıbbi boyutları olan karmaşık bir yapıya sahiptir.
Doğumda Malpraktis (Tıbbi Uygulama Hatası) Nedir?
Malpraktis, hekimin veya diğer sağlık personelinin, tıp biliminin genel kabul görmüş standartlarına ve tecrübelere aykırı hareket ederek, bilgisizlik, deneyimsizlik, ihmal veya özensizlik sonucu hastaya zarar vermesidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, hekimin müdahalesi, tecrübeli bir uzman hekim standardına uygun olmalıdır. Doğum özelinde malpraktis; yanlış doğum yönteminin seçilmesi, doğumun takibinde eksiklik, anne ve bebeğin sağlık durumunun yetersiz izlenmesi, gerekli müdahalelerde geç kalınması gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir.
Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımı
Her olumsuz sonucun bir tıbbi hata olmadığını anlamak önemlidir. Tıpta “komplikasyon” olarak adlandırılan, hekimin tüm özeni göstermesine ve doğru işlemleri yapmasına rağmen ortaya çıkabilen, öngörülemeyen ve önlenemeyen istenmeyen sonuçlar bulunmaktadır. Bir zararın malpraktis sayılabilmesi için hekimin veya sağlık kuruluşunun kusurlu bir eyleminin veya ihmalinin bulunması ve bu kusur ile zarar arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisinin kurulması şarttır.
Malpraktis Davası İçin Temel Kriterler ve Şartlar
Doğumda bebekte oluşan hasar nedeniyle bir tazminat davası açılabilmesi için belirli şartların bir araya gelmesi gerekmektedir:
- Tıbbi Standartlardan Sapma: Hekimin veya sağlık personelinin, teşhis, tedavi veya doğum sonrası bakım süreçlerinde tıp biliminin standart uygulamalarını yapmaması, bilgi ve beceri eksikliği göstermesi gerekmektedir.
- Zararın Meydana Gelmesi: Bu hatalı veya eksik uygulama neticesinde bebekte veya annede fiziksel ya da ruhsal bir zarar ortaya çıkmalıdır.
- Nedensellik (İlliyet) Bağı: Meydana gelen zarar ile hekimin standartlara aykırı eylemi arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulabilmelidir. Yani, zararın hekimin hatası yüzünden kaynaklandığı ispatlanmalıdır.
- Kusur: Hekimin veya sağlık kuruluşunun eyleminde ihmal veya özensizlik gibi bir kusurun varlığı aranır.
Delillerin Toplanması ve İspat Yükümlülüğü
Malpraktis davalarında ispat, davanın en kritik aşamasıdır. Davacı taraf, iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Bu süreçte toplanması gereken temel deliller şunlardır:
- Tüm Tıbbi Kayıtlar: Gebelik takip süreci, doğum notları, anne ve bebeğe ait tüm tetkikler, raporlar ve hastane kayıtları eksiksiz olarak toplanmalıdır.
- Bilirkişi Raporları: Davanın en önemli delili, Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından alınacak olan uzman bilirkişi raporlarıdır. Bu raporlarda, yapılan tıbbi uygulamanın standartlara uygun olup olmadığı, bir hata veya ihmal bulunup bulunmadığı ve zarar ile eylem arasındaki nedensellik bağı bilimsel olarak değerlendirilir.
- Tanık Beyanları: Gerekli görüldüğü takdirde, doğum sürecine tanıklık eden kişilerin ifadelerine başvurulabilir.
Ayrıca, “aydınlatılmış onam” formu da önemli bir delildir. Hastanın, uygulanacak tıbbi müdahalenin riskleri ve olası komplikasyonları hakkında yeterli ve anlayabileceği bir dilde bilgilendirildiğine ve buna rıza gösterdiğine dair yazılı belge, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini göstermesi açısından kritiktir. Aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirildiğinin ispatı hekim veya hastaneye aittir.
Tazminat Talepleri
Doğumda malpraktis nedeniyle açılan davalarda iki tür tazminat talep edilebilir:
Maddi Tazminat
Meydana gelen zarar nedeniyle yapılan ve gelecekte yapılacak olan tüm masrafları kapsar. Bunlar; tedavi ve hastane giderleri, rehabilitasyon masrafları, bebeğin gelecekteki bakım ve eğitim giderleri, iş gücü kaybı gibi kalemlerden oluşur.
Manevi Tazminat
Yaşanan olay nedeniyle bebeğin, annenin ve babanın duyduğu derin acı, elem ve üzüntüyü bir nebze olsun hafifletmeyi amaçlar. Manevi tazminat miktarı, olayın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu gibi faktörler göz önünde bulundurularak hakim tarafından takdir edilir. Amaç, bir zenginleşme aracı yaratmak değil, adaleti sağlamak ve idareyi benzer olayların yaşanmaması için uyarmaktır.
“`

Anahtar Kelime : malpraktis davasi

