Doktora Karşı Açılan Davada Arabuluculuk Zorunlu Mu?

doktora-karsi-acilan-davada-arabuluculuk-zorunlu-mu

Doktora Karşı Açılan Davada Arabuluculuk Zorunlu mu?

Sağlık hizmetlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, hem hastalar hem de hekimler açısından karmaşık ve hassas süreçler barındırmaktadır. Özellikle doktorlara karşı açılan davalar, gerek maddi gerekse manevi tazminat talepleriyle gündeme gelmektedir. Son yıllarda yargı süreçlerinin hızlanması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla bazı uyuşmazlıklarda arabuluculuk sistemi devreye alınmıştır. Peki, doktora karşı açılan davalarda arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı konusu nedir?

Arabuluculuk Nedir?

Arabuluculuk, taraflar arasında oluşan uyuşmazlıkların, mahkeme yoluna gitmeden, tarafsız bir üçüncü kişi olan arabulucu yardımıyla çözülmeye çalışılması sürecidir. Türkiye’de bazı davalarda dava şartı olarak arabuluculuk uygulanmakta, yani mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurmak zorunlu tutulmaktadır.

Doktora Karşı Açılan Davalar ve Arabuluculuk

Doktorlara karşı açılan davalar çoğunlukla tıbbi müdahale sonucu oluşan zararlar nedeniyle gündeme gelmektedir. Bu tür davalarda genellikle Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi gereğince haksız fiil sorumluluğu esas alınır. Hekime karşı yöneltilen maddi ve manevi tazminat talepleri de bu kapsamda değerlendirilmektedir.

2018 yılında yürürlüğe giren ve Resmi Gazete’de yayımlanan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile bazı alacak ve tazminat davalarında arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ve diğer ilgili mevzuatta ticari uyuşmazlıklar bakımından arabuluculuk dava şartı olarak öngörülmüştür.

Sağlık Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk Kapsamı

Sağlık hukuku kapsamında, doktorlara karşı açılan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuk zorunluluğu, davanın tarafına ve hukuki sebebine göre değişiklik gösterebilir. Eğer uyuşmazlık hasta ile doktor arasında, doktorun kamu veya özel hastanede görev yapması nedeniyle ilgili hastane aleyhine açılıyorsa, genellikle özel hukuk hükümleri uygulanır. Bu durumda arabuluculuk zorunluluğu, hastanenin bir ticari işletme olup olmadığına veya davanın konusuna bağlı olarak değerlendirilmektedir.

  • Özel hastane ve doktor aleyhine açılan davalar: Başvurulan tazminat talebi, doğrudan hizmet ilişkisinden kaynaklanmasına ve ticarî nitelik taşımasına göre arabuluculuk zorunlu olabilir.
  • Kamu hastanelerinde görevli hekimler aleyhine açılan davalar: Burada hekimin kamu görevlisi statüsünde olması nedeniyle genellikle idari yargının görevli olduğu durumlar söz konusu olur. Bu tür davalarda arabuluculuk zorunluluğu bulunmamaktadır.

Yargıtay İçtihatları ve Uygulama

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, hekimlere yönelik açılan davalarda arabuluculuk zorunluluğunun olup olmadığı, davanın taraflarının medeni hukuk ya da idare hukuku çerçevesinde değerlendirilmesine bağlıdır. Örneğin, bireysel olarak hizmet veren bir özel hekim veya özel hastaneye karşı açılan maddi tazminat davalarında, arabuluculuk başvurusu dava şartı olarak kabul edilebilir.

Bununla birlikte, kamu hastaneleri ve kamu görevlisi statüsündeki hekimler ile ilgili davalarda ise idare mahkemelerinin görevli olması nedeniyle arabuluculuk sistemi uygulanmamaktadır.

Mevzuat ve Resmi Veriler

Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemelere ve Sağlık Bakanlığı duyurularına göre; özel sağlık kuruluşları ve özel hekimlerin sunduğu sağlık hizmetleri sırasında doğan tazminat taleplerinde, uyuşmazlık ticari nitelikli ise arabuluculuk dava şartı olarak zorunlu hale gelmiştir. Ancak kamu hastaneleri söz konusu olduğunda, T.C. Anayasası ve idari yargı usulleri bağlamında arabuluculuk zorunlu değildir.

Sonuç

Doktora karşı açılan davalarda arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı; davanın kimi, hangi sebeple ve hangi mahkemede açıldığına göre değişmektedir. Özel hastane ya da özel hekim aleyhine açılan bazı tazminat davalarında arabuluculuk zorunlu olabilmekte, fakat kamu hastanelerinde görevli hekimler hakkındaki davalarda arabuluculuk dava şartı olarak aranmaz. Uyuşmazlığın doğru şekilde değerlendirilebilmesi için, ilgili yasal düzenlemeler ve Yargıtay’ın yerleşik kararları dikkate alınmalı; her somut olay kendi özelliklerine göre analiz edilmelidir.

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız