Dövme sildirme işlemleri, estetik ve kozmetik amaçlı uygulamalar arasında giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak bu süreç, her zaman beklendiği gibi sonuçlanmayabilir. Lazerle dövme sildirme gibi yöntemlerin hatalı veya özensiz uygulanması, ciltte ciddi yanıklara, kalıcı izlere ve renk değişikliklerine yol açabilmektedir. Bu tür olumsuz sonuçlarla karşılaşan hastaların hukuki hakları ve tazminat süreçleri, sağlık hukukunun önemli bir alanını oluşturmaktadır. Bu yazıda, dövme sildirme işlemi sonrası meydana gelen yanıklar ve bu duruma bağlı tazminat talepleri hukuki bir perspektiften ele alınacaktır.
Dövme Sildirme İşleminin Hukuki Niteliği ve Hekimin Sorumluluğu
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, estetik amaçlı yapılan tıbbi müdahaleler, bir “eser sözleşmesi” olarak kabul edilmektedir. [9] Tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerden farklı olarak, estetik işlemlerde hekim belirli bir sonucu (güzelleşme, dövmenin silinmesi gibi) taahhüt etmektedir. [8, 9] Bu nedenle, dövme sildirme işleminde istenilen sonuca ulaşılamaması veya işlemin yanık gibi olumsuz bir zararla neticelenmesi durumunda, hekimin “sonuç sorumluluğu” gündeme gelir. [8, 11] Hekim, işlemin tıp biliminin standartlarına uygun yapıldığını ve gerekli tüm özenin gösterildiğini ispatlamadığı sürece, ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulabilir.
Aydınlatma Yükümlülüğü ve Onam Formunun Önemi
Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, dövme sildirme işleminden önce de hekimin hastayı “aydınlatma yükümlülüğü” bulunmaktadır. Hekim, uygulanacak yöntemi, işlemin başarı oranını, olası riskleri, yan etkileri (yanık, iz kalması, pigmentasyon sorunları vb.) ve işlem sonrası bakım sürecini hastaya açık ve anlaşılır bir dille anlatmak zorundadır. [12] Bu bilgilendirmenin yapıldığı ve hastanın riskleri anlayarak işleme rıza gösterdiğini belgeleyen “Aydınlatılmış Onam Formu” hukuki süreçlerde büyük önem taşır. Ancak onam formunun alınmış olması, hekimin tüm sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Özellikle işlemin standartlara aykırı yapılması veya bariz bir hata (malpraktis) olması durumunda, onam alınmış olsa dahi hekimin sorumluluğu devam eder.
Komplikasyon ve Malpraktis (Tıbbi Hata) Ayrımı
Hukuki sorumluluğun belirlenmesinde en kritik noktalardan biri, ortaya çıkan zararın bir “komplikasyon” mu yoksa “malpraktis” mi olduğunun tespitidir. [9]
- Komplikasyon: Tıp biliminin standartlarına uygun, özenli ve doğru bir müdahale yapılmasına rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilir ancak her zaman engellenemeyen istenmeyen sonuçlardır. [5] Örneğin, lazerle dövme silme sonrası ciltte hafif bir kızarıklık veya geçici kabuklanma beklenen bir reaksiyon olabilir. [19]
- Malpraktis (Tıbbi Uygulama Hatası): Hekimin veya sağlık personelinin tecrübesizliği, bilgisizliği, özensizliği veya standart tıbbi uygulamalardan sapması sonucu hastaya zarar vermesidir. [7] Lazer cihazının yanlış dozda ayarlanması, cilde uygun olmayan bir cihazın kullanılması veya işlem sonrası gerekli takibin yapılmaması sonucu oluşan ikinci veya üçüncü derece yanıklar, malpraktis kapsamında değerlendirilir. [24, 25]
Yargıtay kararlarında, estetik müdahalelerin eser sözleşmesi niteliği taşıması nedeniyle, komplikasyon iddiasının hekimi her zaman sorumluluktan kurtarmadığı vurgulanmaktadır. Hekim, sonucun neden taahhüt edildiği gibi gerçekleşmediğini ve süreç yönetiminde bir kusuru olmadığını kanıtlamakla yükümlüdür. [8]
Tazminat Hakları ve Yargılama Süreci
Dövme sildirme işlemi sonrası yanık gibi bir zarara uğrayan hasta, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. [7, 10]
- Maddi Tazminat: Yanık tedavisi için yapılan tüm masraflar, ilaç giderleri, ek estetik operasyon (iz düzeltme gibi) maliyetleri ve iş gücü kaybı gibi somut maddi zararları kapsar.
- Manevi Tazminat: Yaşanan fiziksel acı, ıstırap, estetik görünümdeki bozulma nedeniyle duyulan üzüntü ve psikolojik yıpranma için talep edilen tazminattır. [5]
Estetik amaçlı bu tür işlemler “tüketici işlemi” sayıldığından, görevli mahkeme genellikle Tüketici Mahkemeleri‘dir. [3, 6, 11] Dava açmadan önce arabuluculuk sürecine başvurmak yasal bir zorunluluktur. [6] Yargılama sürecinde, mahkeme tarafından atanacak bir bilirkişi (genellikle Adli Tıp Kurumu veya alanında uzman bir dermatolog/plastik cerrah) işlemde bir tıbbi hata olup olmadığını, zararın boyutunu ve hekimin kusur oranını belirten bir rapor hazırlar. Mahkeme, bu raporu ve diğer delilleri göz önünde bulundurarak kararını verir.
“`

Anahtar Kelime : malpraktis

