Dövme sildirme, estetik amaçlı yapılan ve uzmanlık gerektiren bir tıbbi işlemdir. Lazer teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen bu prosedür, doğru uygulandığında başarılı sonuçlar verirken, hatalı veya özensiz uygulamalar sonucunda ciltte ciddi yanıklar, kalıcı izler ve renk değişiklikleri gibi istenmeyen durumlara yol açabilmektedir. Özellikle İzmir gibi büyük şehirlerde bu tür hizmetleri sunan merkezlerin artmasıyla birlikte, işlem sonrası mağduriyet yaşayan kişilerin hukuki hakları daha da önem kazanmıştır.
Dövme Sildirme İşleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, estetik amaçlı yapılan tıbbi müdahaleler, hukuken “eser sözleşmesi” olarak kabul edilmektedir. Bu durumun hasta lehine önemli sonuçları vardır. Normal bir tedavi sözleşmesinde hekimin “özen borcu” bulunurken, eser sözleşmesinde işlemi yapan uzman, belirli bir sonucun elde edilmesini, yani dövmenin estetik olarak kabul edilebilir bir şekilde silinmesini taahhüt etmiş sayılır. Beklenen bu sonucun elde edilememesi veya işlem nedeniyle vücutta yanık gibi bir zararın oluşması, uzmanın sorumluluğunu doğurur.
Uygulayıcının Sorumluluğu: Tıbbi Hata (Malpraktis) ve Komplikasyon Ayrımı
Sağlık hukukunda sorumluluğun tespiti için iki önemli kavram ön plana çıkar: malpraktis ve komplikasyon.
- Tıbbi Hata (Malpraktis): Uygulayıcının bilgi, beceri eksikliği, dikkatsizliği veya özensizliği nedeniyle tıp biliminin standartlarına aykırı hareket etmesi sonucu hastanın zarar görmesidir. Örneğin, lazer cihazının cilt tipine uygun olmayan dozda ayarlanması veya işlemin yetkisiz kişilerce yapılması sonucu oluşan yanıklar, tipik birer malpraktis örneğidir.
- Komplikasyon: Tıbbi standartlara uygun ve özenli bir şekilde yapılan bir müdahaleye rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilir ancak her zaman önlenemeyen istenmeyen sonuçlardır. Ancak dövme sildirme gibi estetik işlemlerde “komplikasyon” savunması daha dar yorumlanır. Çünkü asıl olan, vaat edilen estetik sonuca ulaşmaktır ve bu süreçte hastaya zarar verilmemesidir.
Aydınlatılmış Onamın Rolü ve Önemi
Her tıbbi müdahaleden önce, işlemi yapacak olan hekim veya uzmanın, hastayı yapılacak işlem, riskleri, olası sonuçları ve alternatif tedavi yöntemleri hakkında açık ve anlaşılır bir dille bilgilendirmesi yasal bir zorunluluktur. Bu bilgilendirme sonrası hastanın özgür iradesiyle işleme rıza göstermesine “aydınlatılmış onam” denir. İşlem öncesinde olası yanık riski gibi komplikasyonlar hakkında yeterli bilgilendirme yapılmamışsa veya imzalatılan onam formu genel ve soyut ifadeler içeriyorsa, ortaya çıkan zarardan dolayı uygulayıcının sorumluluğu ortadan kalkmaz. Yargıtay, aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmediği durumlarda, ortaya çıkan zararın komplikasyon olarak kabul edilse dahi hekimin sorumlu olacağına hükmetmektedir.
Yanık Mağdurlarının Tazminat Hakları
İzmir’de dövme sildirme işlemi sonrası yanık gibi bir zararla karşılaşan hastalar, hukuki yollara başvurarak uğradıkları zararların tazminini talep edebilirler. Bu talepler genel olarak iki başlık altında toplanır:
- Maddi Tazminat: Yanık tedavisi için yapılan tüm masraflar (doktor, hastane, ilaç, krem vb.), tedavi sürecinde çalışılamayan günler için yaşanan gelir kaybı ve eğer yanık kalıcı bir ize neden olmuşsa, bu durumun gelecekteki ekonomik kayıplara etkisi gibi kalemleri kapsar.
- Manevi Tazminat: Yaşanan olay nedeniyle çekilen fiziksel acı, elem, keder, üzüntü ve estetik görünümdeki bozulmanın yarattığı psikolojik travma için talep edilen tazminattır. Yanıkların neden olduğu kalıcı izler, kişinin sosyal yaşamını ve özgüvenini olumsuz etkileyebileceğinden, manevi tazminat bu tür davalarda önemli bir yer tutar.
İzmir’de Dava Süreci Nasıl İşler?
Dövme sildirme yanığı mağdurları, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren Türk Borçlar Kanunu’nda belirtilen zamanaşımı süreleri içinde dava açmalıdır. Dava, genellikle zarara neden olan işlemin yapıldığı yer olan İzmir’deki yetkili mahkemelerde görülür. Sürecin başında, yanığın tespiti için bir devlet hastanesi veya adli tıp kurumundan rapor alınması, delillerin toplanması açısından kritik öneme sahiptir. Yargılama sırasında mahkeme, uygulamanın tıbbi standartlara uygun yapılıp yapılmadığını, bir kusur olup olmadığını ve aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğini uzman bilirkişiler aracılığıyla değerlendirir. Sağlık hukuku alanında uzman bir avukat ile çalışmak, sürecin doğru yönetilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi için tavsiye edilmektedir.

Anahtar Kelime : malpraktis

