Eksik veya Değiştirilmiş Tıbbi Kayıtlar Malpraktis Davasını Nasıl Etkiler?

Malpraktis davası tıbbi kayıtlar eksiklik tibbi kayitlar malpraktis

Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) davaları, hem hastalar hem de hekimler için son derece hassas ve karmaşık hukuki süreçlerdir. Bu davaların seyrini belirleyen en kritik unsurlardan biri ise şüphesiz ki tıbbi kayıtlardır. Hastanın tedavi geçmişini, uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerini gösteren bu belgeler, davanın adeta hafızasını oluşturur. Tıbbi kayıtların eksik olması veya sonradan değiştirilmesi, davanın gidişatını radikal bir şekilde etkileyebilir.

Tıbbi Kayıt Tutma Yükümlülüğünün Hukuki Temeli

Hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının hastaya ait tıbbi kayıtları eksiksiz, düzenli ve zamanında tutma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yasal zorunluluk, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile Hasta Hakları Yönetmeliği hükümlerine dayanmaktadır. Yönetmeliğin ilgili maddeleri uyarınca, hastanın kendi dosyasına erişim ve kayıtları inceleme hakkı bulunurken, sağlık personeli de bu verileri doğru şekilde arşivlemekle yükümlüdür. Bu kayıtlar, tıbbi müdahalenin tıp bilimine ve meslek kurallarına uygun yapılıp yapılmadığının tespiti açısından en somut kanıttır.

Eksik Tıbbi Kayıtlar ve İspat Yükünün Yer Değiştirmesi

Normal şartlarda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 49 çerçevesinde haksız fiil sorumluluğuna dayanan davalarda, kusuru ispat yükü iddia eden tarafa, yani hastaya aittir. Ancak malpraktis davalarında tıbbi kayıtların eksik veya hiç tutulmamış olması, bu genel ispat kuralının istisnasını oluşturur.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere; sağlık kuruluşu ve hekim, hastanın tanı ve tedavi sürecine dair tüm belgeleri eksiksiz şekilde dosyalamak ve mahkemeye sunmakla yükümlüdür. Ameliyat raporu, epikriz, rıza formları veya hayati bulguların takip edildiği gözlem kağıtları gibi kritik belgelerin eksik olması durumunda, ispat yükü yer değiştirir. Bu durumda, hekimin veya hastanenin kusursuz olduğunu ispat etmesi beklenir. Bilirkişi heyetleri, belgelendirilemeyen bir tıbbi işlemin usulüne uygun yapıldığını varsayamaz; bu durum, davalı tarafın aleyhine sonuç doğurur.

Tıbbi Kayıtların Değiştirilmesi ve Tahrif Edilmesinin Sonuçları

Tıbbi kayıtların sonradan değiştirilmesi, geriye dönük eklemeler yapılması veya tahrif edilmesi, davayı hukuki boyuttan çıkarıp cezai bir boyuta da taşıyabilir. Bu durumun yaratacağı temel sonuçlar şunlardır:

Cezai Sorumluluk

Kayıtların gerçeğe aykırı düzenlenmesi veya tahrif edilmesi, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında kamu görevlisi veya özel sağlık çalışanı olunmasına göre “Resmi Belgede Sahtecilik” ya da “Özel Belgede Sahtecilik” suçunu oluşturur. Bu durum, hekim veya ilgili sağlık personeli hakkında hapis cezası istemiyle kamu davası açılmasına yol açabilir.

Hukuki Güvenilirliğin Kaybı

Mahkeme sürecinde belgelerin tahrif edildiğinin bilirkişi incelemesi veya adli tıp raporu ile tespiti, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Yargıtay kararlarında da kabul gördüğü üzere, delil karartan veya tahrif eden tarafın savunmasına itibar edilmez. Mahkeme, tahrif edilen belgenin varlığını doğrudan kusurlu davranışın gizlenmeye çalışıldığına dair güçlü bir karine olarak kabul eder ve tazminat sorumluluğuna hükmedebilir.

Hekimler ve Hastalar İçin Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Hukuki ihtilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına tarafların şu hususlara azami dikkat göstermesi gerekir:

  • Sağlık Profesyonelleri İçin: Tedaviye dair her türlü karar, uygulanan ilaç dozu ve aydınlatılmış onam formları eksiksiz şekilde kaydedilmelidir. Kayıtlarda sonradan hata fark edilirse, eski kayıt silinmeden yasal usullere uygun şekilde düzeltme şerhi düşülmelidir.
  • Hastalar İçin: Olası bir tıbbi uygulama hatası şüphesinde, Hasta Hakları Yönetmeliği çerçevesinde vakit kaybetmeden tüm tıbbi dosyaların onaylı birer örneği yazılı dilekçe ile talep edilmelidir. Bu hamle, belgelerin sonradan değiştirilmesi veya kaybolması riskini en aza indirir.

Sonuç olarak; eksik veya tahrif edilmiş tıbbi kayıtlar, malpraktis davalarında adaletin tecellisini engelleyen en büyük unsurlardır. Yargı organları, kayıtların eksik tutulmasını hekimin veya kurumun bir hizmet kusuru olarak görme eğilimindedir. Şeffaf, zamanında ve doğru belgelendirme, hem hastanın sağlığını hem de hekimin mesleki güvencesini koruyan en temel unsurdur.

Malpraktis davası tıbbi kayıtlar eksiklik
Anahtar Kelime : tibbi kayitlar malpraktis

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız