Tıbbi müdahalelerin hukuka uygunluğu, yalnızca hekimin tıbbi standartlara uygun hareket etmesiyle değil, aynı zamanda hastanın bu müdahaleye özgür iradesiyle rıza göstermesiyle mümkündür. Sağlık hukukunda aydınlatılmış onam olarak adlandırılan bu kavram, hastanın vücut bütünlüğü üzerinde karar verme hakkının yasal bir tezahürüdür. Peki, bir tıbbi müdahale kusursuz şekilde gerçekleştirilmiş olsa bile, sadece onam formunun alınmamış olması hekim veya hastane açısından malpraktis (tıbbi uygulama hatası) ve dolayısıyla tazminat sorumluluğu doğurur mu?
Aydınlatılmış Onamın Yasal Temeli ve Niteliği
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17. maddesi gereğince, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz ve rızası olmadan üzerinde bilimsel ve tıbbi deneyler yapılamaz. Bu anayasal güvence, Hasta Hakları Yönetmeliği ve Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleriyle de detaylandırılmıştır.
Aydınlatılmış onam, hastanın kendisine uygulanacak teşhis ve tedavi yöntemleri, bunların riskleri, olası komplikasyonları ve alternatif tedavi seçenekleri hakkında hekim tarafından anlaşılır bir dille bilgilendirilmesini ve bu bilgilendirme sonucunda rızasının alınmasını ifade eder. Bu süreç, sadece bir kağıt parçasının imzalatılmasından ibaret olmayıp, hekim ile hasta arasında kurulması gereken aktif bir iletişim sürecidir.
Onam Formunun Bulunmaması Tek Başına Hukuka Aykırılık Oluşturur mu?
Hukuki açıdan bakıldığında, hastanın geçerli rızası alınmadan gerçekleştirilen her türlü tıbbi müdahale, tıp bilimine ve kurallarına ne kadar uygun olursa olsun, temelinde “hukuka aykırı” bir müdahale olarak kabul edilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere; hekimin tıbbi müdahaleyi kusursuz ve en yüksek mesleki standartlarda yapmış olması, aydınlatılmış onam eksikliğini gidermez.
Bu doğrultuda, geçerli bir onam formunun eksikliği durumunda hukuki süreç şu şekilde şekillenmektedir:
- Haksız Fiil Sorumluluğu: Rıza dışı yapılan müdahale, Türk Borçlar Kanunu kapsamında kişinin kişilik haklarına ve vücut bütünlüğüne yönelik bir haksız fiil olarak değerlendirilir.
- Komplikasyon ve Malpraktis Ayrımı: Tıbbi operasyonlarda ortaya çıkabilecek her türlü öngörülebilir risk (komplikasyon) hastaya önceden bildirilmelidir. Bildirilmeyen bir komplikasyon gerçekleştiğinde, operasyon ne kadar başarılı geçerse geçsin, rıza dışı risk üstlenildiği için hekim sorumlu tutulur.
- Tazminat Yükümlülüğü: Onam eksikliği nedeniyle hukuka aykırı hale gelen müdahale sonucunda hastanın uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini talep edilebilir.
Dolayısıyla onam formunun bulunmaması veya yasal şartlara uygun olmaması, tek başına hekimin ve sağlık kuruluşunun tazminat sorumluluğunu doğuran bir hukuka aykırılık nedenidir.
İspat Yükü Kimdedir?
Sağlık hukukundaki en kritik hususlardan biri ispat yüküdür. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarında belirtildiği üzere, hastanın gerektiği gibi aydınlatıldığı ve rızasının alındığı iddiasını ispat yükümlülüğü hekime ve sağlık kuruluşuna aittir. Yazılı bir onam formunun bulunmaması, mahkemeler nezdinde aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğine dair güçlü bir karine oluşturur. Hekim, hastayı sözlü olarak bilgilendirdiğini iddia etse dahi, bunu yazılı ve somut delillerle kanıtlayamadığı sürece hukuken sorumlu kabul edilir.
Onam Alınmasının Zorunlu Olmadığı İstisnai Durumlar
Yasal düzenlemeler kapsamında bazı acil ve istisnai durumlarda onam şartı aranmamaktadır. Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca; hastanın bilincinin kapalı olduğu, hayatı tehlikesinin bulunduğu ve rıza gösterebilecek yakınlarına ulaşılamayan acil durumlarda, tıbbi müdahale onam alınmaksızın gerçekleştirilebilir. Bu gibi durumlarda yaşam hakkının korunması önceliklidir ve müdahale hukuka uygun kabul edilir.
Sonuç
Özetlemek gerekirse, onam formunun bulunmaması teknik anlamda bir “tıbbi uygulama hatası” (operasyon hatası) olmasa da, yapılan tüm tıbbi müdahaleyi baştan itibaren hukuka aykırı hale getiren asli bir eksikliktir. Kusursuz bir tedavi uygulanmış olsa dahi, bilgilendirilmiş rıza alınmadığı takdirde hekim ve hastanenin tazminat sorumluluğu devam eder. Bu nedenle hem hekimlerin mesleki güvenceleri hem de hastaların haklarının korunması adına, aydınlatılmış onam sürecinin usulüne uygun şekilde işletilmesi ve belgelendirilmesi hayati önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : onam formu eksikligi

