Tıbbi malpraktis (hekimliğin kötü uygulaması) davalarında, meydana gelen zarardan yalnızca hekimin veya sağlık kuruluşunun sorumlu olup olmadığı sorusu hukuki sürecin merkezinde yer alır. Hukuk sistemimizde, bir zarar meydana geldiğinde sadece failin değil, zarar görenin de davranışları mercek altına alınır. Bu kapsamda, hastanın tedavi sürecindeki ihmal, kusur veya tıbbi yönlendirmelere uymama gibi davranışları “birlikte kusur” (müterafık kusur) olarak adlandırılır ve tazminat miktarının belirlenmesinde kritik bir rol oynar.
Birlikte Kusur (Müterafık Kusur) Nedir?
Birlikte kusur, zarar gören kişinin, zararın doğmasına veya artmasına kendi kusurlu davranışıyla sebebiyet vermesidir. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi bu durumu açıkça düzenlemektedir. İlgili kanun maddesine göre; zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın artmasında ya da doğmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Sağlık hukuku çerçevesinde bu genel hüküm, hastanın hekimin talimatlarına aykırı hareket etmesi durumunda doğrudan uygulama alanı bulmaktadır.
Hekim-Hasta İlişkisinde Hastanın Kusurlu Davranışları Nelerdir?
Hekimin hastasını özenle tedavi etme yükümlülüğü olduğu gibi, hastanın da tedaviye aktif katılım ve iş birliği yükümlülüğü bulunmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, hastanın birlikte kusuru kapsamında değerlendirilen başlıca durumlar şunlardır:
- Eksik veya Yanıltıcı Bilgi Vermek (Anamnez Hatası): Hastanın geçmiş hastalıklarını, kullandığı ilaçları veya alerjilerini hekime eksik ya da yanlış bildirmesi nedeniyle yanlış bir tedavi uygulanırsa, bu durum hastanın kusuru olarak kabul edilir.
- Tedavi ve İlaç Talimatlarına Uymamak: Hekim tarafından reçete edilen ilaçların düzenli kullanılmaması veya önerilen diyet, istirahat, pansuman gibi kurallara riayet edilmemesi zararı artırırsa, bu durum tazminattan indirim sebebidir.
- Kontrol Randevularını Aksamaktır: Tedavi sonrası kritik öneme sahip olan kontrol muayenelerine gidilmemesi, olası bir komplikasyonun erken teşhis edilmesini engelleyebilir.
- Gerekli Tedaviyi Reddetmek: Ortaya çıkan bir komplikasyon sonrasında hekimin önerdiği acil müdahaleyi veya ek tedaviyi haklı bir gerekçe olmaksızın reddetmek, hastanın zararın büyümesine kendi rızasıyla yol açtığını gösterir.
Hastanın Birlikte Kusurunun Tazminata Etkisi Nasıl Hesaplanır?
Bir tıbbi uygulama hatası davasında malpraktis iddiası varsa, mahkeme öncelikle meydana gelen zararda tarafların kusur oranlarını belirlemek için bilirkişi incelemesine başvurur. Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından alınan uzman heyet raporları doğrultusunda, hekimin kusuru ile hastanın kusuru oranlanır.
Hâkim, TBK m. 52 kapsamında takdir yetkisini kullanarak belirlenen kusur oranına göre tazminat miktarında indirime gider. Örneğin; hekimin ameliyatta yaptığı bir hata nedeniyle %60 kusurlu olduğu, ancak hastanın ameliyat sonrasındaki bakım talimatlarına uymayarak dikişlerini patlatması sonucu enfeksiyon kaptığı ve bu nedenle zararın %40 oranında arttığı tespit edilirse, hükmedilecek maddi ve manevi tazminat miktarından %40 oranında indirim yapılır. Bazı istisnai durumlarda, hastanın kusuru o kadar ağır olabilir ki, hekimin eylemi ile zarar arasındaki illiyet (nedensellik) bağı tamamen kesilir. Bu durumda hekim veya hastanenin tazminat sorumluluğu tamamen ortadan kalkabilir.
İspat Yükü Kimdedir?
Hukuk yargılamasında iddia eden taraf iddiasını ispatla yükümlüdür. Ancak tıbbi malpraktis davalarında hastanın birlikte kusurlu olduğunu savunmak hekimin veya sağlık kuruluşunun sorumluluğundadır. Yargıtay’ın yerleşik kararları uyarınca, hekimin hastayı olası riskler, uyması gereken kurallar ve tedaviyi aksatmasının sonuçları hakkında aydınlattığını (aydınlatılmış onam) ve hastanın bu kurallara uymadığını yazılı tıbbi kayıtlarla ispatlaması gerekir. Bu nedenle, hasta dosyalarının titizlikle tutulması, reçetelerin, kontrol randevularının ve hastanın uyarılara uymadığına dair tutanakların kayıt altına alınması, hekimler açısından hayati önem taşımaktadır.
Sonuç olarak; tıbbi süreçlerde başarı hekim ve hastanın ortak çabasına bağlıdır. Hastanın kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi, açılacak malpraktis davalarında talep edilebilecek tazminat miktarını önemli ölçüde azaltabileceği gibi, davanın tamamen reddedilmesine de yol açabilir.

Anahtar Kelime : hasta kusuru tazminat

