Hizmet Kusuru Nedeniyle İdareye Karşı Tazminat Davası
Günümüzde sağlık hizmetlerinden beklenen kalite ve güvenin sağlanamaması durumunda, birçok kişi ya da hekim, kamu hastanelerinin işleyişine ilişkin hatalar nedeniyle mağdur olabilmektedir. Bu tür mağduriyetlerde hizmet kusuruna dayalı olarak idareye karşı tazminat davası açmak mümkündür. Özellikle devlet hastaneleri ve kamuya ait sağlık kuruluşlarından alınan hizmetlerde yaşanan aksaklıklar, Türk hukukunda “hizmet kusuru” kavramı ile açıklanmaktadır.
Hizmet Kusuru Nedir?
Hizmet kusuru; devletin (idarenin) sunduğu kamu hizmetinin hiç verilmemesi, geç verilmesi veya kusurlu verilmesi sonucunda bireylere zarar vermesini ifade eder. Kamu sağlık kuruluşlarının teşhis, tedavi ya da bakım hizmetlerinde gerçekleşen hatalar, gecikmeler veya eksik hizmetler bu kapsamda değerlendirilmektedir. İdarenin sağlık hizmeti sunumundaki her türlü eksiklikten doğan zararların tazmini ise idari yargıda açılacak tam yargı davalarıyla mümkündür.
Hizmet Kusurunun Hukuki Dayanağı
Türkiye’de hizmet kusuruna dayalı tazminat taleplerinin hukuki dayanağı, Anayasa’nın 125. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu gibi genel idare hukuku kurallarıdır. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49’da da genel tazminat ilkeleri düzenlenmiştir. Yargıtay ve Danıştay’ın yerleşik içtihatları da, sağlık alanındaki kamu hizmeti kusurlarında hastaların ve yakınlarının idareye karşı tazminat davası açabileceğine açıkça işaret etmektedir.
Hizmet Kusuru Nedeniyle Tazminat Davası Açma Şartları
- Bir kamu hizmeti sunulmuş olmalı: Davanın konusu, bir kamu kurumu tarafından verilen sağlık hizmetidir.
- Kusurlu veya eksik hizmet: Sağlık hizmeti, gerek mevzuata gerekse tıbbi standartlara uygun şekilde sunulmamış olmalıdır.
- Zararın doğması: Hekim veya hastanın bu nedenle kişisel, maddi ya da manevi bir zarara uğraması gerekir.
- Nedensellik bağı: Oluşan zarar ile kusurlu sağlık hizmeti arasında doğrudan bir bağ bulunmalıdır.
- Yargı yoluna başvuru süresi: Zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde olaydan itibaren 5 yıl içinde idareye başvuru yapmak gereklidir.
Tazminat Davası Süreci
Sürecin ilk adımı, idareye başvurarak zarar ve tazminat talebini yazılı olarak bildirmektir. İdare talepleri 60 gün içinde karara bağlamazsa veya olumsuz ya da yetersiz bulursa, bu cevaba karşı idari yargıda tam yargı davası açma hakkı doğar. Bu davalarda, olayın kusur olup olmadığı, oluşan zarar ve uygun bir tazminat tutarı mahkeme tarafından bilirkişi ve resmi kayıtlar aracılığıyla araştırılır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, uygulanan tıbbi işlemlerde özen yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği titizlikle incelenir.
Maddi ve Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
Sağlık hizmetlerinin kusurlu şekilde sunulması halinde, hem maddi (tedavi giderleri, gelir kaybı, vb.) hem de manevi (acı, elem, üzüntü gibi) zararların tazmini talep edilebilir. Anayasa ve Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, somut olayın şartlarına göre mahkemeler tarafından uygun bir tazminata hükmedilmektedir.
Sonuç
Kamuya ait sağlık kuruluşlarında verilen hizmetlerde hatadan kaynaklanan zararlarda, hastalar ve hekimler idareye karşı tazminat davası açma hakkına sahiptir. Davanın doğru şekilde açılması ve yürütülmesi için sürelere dikkat edilmeli, hukuki süreç uzman bir sağlık hukuku avukatı desteğiyle takip edilmelidir. Sağlık Bakanlığı ve resmi makamların açıklamalarında da vurgulandığı gibi, idarenin sorumluluğu kapsamındaki bu tür davalar, toplumsal olarak hizmet kalitesinin artmasına da katkı sağlamaktadır.

