İş hayatında çalışanların en hassas olduğu konuların başında şüphesiz kişisel sağlık bilgileri gelmektedir. İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları kapsamında işyeri hekimleri tarafından gerçekleştirilen muayeneler ve tetkikler, işçinin özel yaşamına dair birçok hassas bilgiyi barındırır. Peki, işyeri hekimi sağlık verilerini işverenle paylaşabilir mi? Bu sorunun yanıtı, hem işçi haklarının korunması hem de hekimlerin ve işverenlerin hukuki sorumluluktan kaçınması açısından kritik bir öneme sahiptir. İş ve sağlık hukukunun kesişim noktasında yer alan bu konuyu yasal mevzuatlar çerçevesinde inceleyelim.
Sağlık Verisi Nedir ve Neden Özeldir?
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) uyarınca, kişilerin sağlık durumuna ilişkin her türlü bilgi “özel nitelikli kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Özel nitelikli veriler, başkaları tarafından öğrenilmesi hâlinde kişinin ayrımcılığa maruz kalmasına veya toplum nezdinde mağduriyet yaşamasına yol açabilecek nitelikteki hassas bilgilerdir. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı, kişisel verilerin korunmasını da doğrudan kapsar. Bu doğrultuda kanun koyucu, sağlık verilerinin işlenmesini ve üçüncü kişilerle paylaşılmasını çok daha sıkı şartlara bağlamıştır. İş ilişkisinde işçinin hamilelik durumu, kronik rahatsızlıkları, psikolojik analizleri veya geçmişte geçirdiği ameliyatlar gibi detaylar bu koruma şemsiyesi altındadır.
İşyeri Hekiminin Sır Saklama Yükümlülüğü ve Yasal Dayanaklar
Hekimlik mesleğinin en temel etik ve hukuki ilkelerinden biri sır saklama yükümlülüğüdür. İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca da işyeri hekimleri, çalışanların kişisel sağlık dosyalarındaki bilgileri gizli tutmakla yükümlüdür. İşyeri hekimi ile çalışan arasındaki ilişki, özünde bir hasta-hekim ilişkisidir. Dolayısıyla hekim, mesleki faaliyeti sırasında edindiği tıbbi sırları işveren dâhil hiç kimseyle sınırsız ve kontrolsüz bir şekilde paylaşamaz. KVKK’nın 6. maddesi uyarınca sağlık verileri, ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler tarafından açık rıza aranmaksızın işlenebilir. Bu durum işyeri hekimine veriyi işleme yetkisi verse de bu veriyi doğrudan işverene aktarma serbestisi tanımaz.
İşyeri Hekimi Sağlık Verilerini İşverenle Paylaşabilir mi?
Bu sorunun hukuki cevabı nettir: Hayır, işyeri hekimi çalışanın detaylı tıbbi verilerini, tanılarını ve tahlil sonuçlarını işverenle doğrudan paylaşamaz. Ancak kanun, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) hizmetlerinin yürütülebilmesi için belirli sınırlar dâhilinde bir veri akışına izin vermiştir. Konunun sınırları şu yasal ilkelerle belirlenmiştir:
- Veri Minimizasyonu İlkesi: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenin çalışanların sağlık gözetimini yapma yükümlülüğü vardır. Ancak bu yükümlülük, işverene işçinin tüm geçmiş sağlık geçmişini bilme hakkı vermez. İşyeri hekimi, sadece çalışanın yapacağı işe uygun olup olmadığını gösteren “işe elverişlilik” raporunu (yani sonuç kısmını) işverene sunmalıdır.
- Tıbbi Detayların Gizliliği: İşyeri hekimi, çalışana koyduğu spesifik tanıları, laboratuvar tahlil sonuçlarını veya detaylı epikriz raporlarını işverene ya da insan kaynakları birimine aktaramaz. Sadece “tozlu ortamda çalışamaz”, “ağır kaldırması uygun değildir” veya “gece vardiyasında çalışamaz” gibi işin yürütülmesini doğrudan etkileyen kısıtlamaları ve önerileri bildirebilir.
- Açık Rıza ve Aydınlatma Şartı: İlgili kişinin özgür iradesiyle verilmiş açık rızası bulunmadığı sürece, mevzuattaki zorunlu sınırlar dışında kalan hiçbir sağlık verisi işverene aktarılamaz. Çalışanın rıza göstermesi durumunda dahi, öncesinde kendisine detaylı bir aydınlatma yapılmış olması zorunludur. İş ilişkisindeki bağımlılık unsuru nedeniyle, işçiden alınan rızanın gerçekten özgür iradeye dayanıp dayanmadığı da hukuken hassasiyetle incelenmektedir.
Yasal Aykırılıkların Hukuki Sonuçları
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararlarında da önemle vurgulandığı üzere; çalışanın sağlık verilerinin rızası hilafına veya yasal sınırların dışına çıkılarak işverenle ya da diğer çalışanlarla paylaşılması açık bir hak ihlalidir. Bu durumun tespiti hâlinde şu hukuki yaptırımlar gündeme gelir:
- İdari Para Cezaları: KVKK kapsamında öngörülen veri güvenliği yükümlülüklerine aykırı davranılması durumunda Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından veri sorumlusu olan işverene çok ciddi miktarlarda idari para cezaları uygulanmaktadır.
- Türk Ceza Kanunu Kapsamında Sorumluluk: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca, kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek (TCK m. 135) veya yaymak ve ele geçirmek (TCK m. 136) hapis cezası gerektiren birer suçtur. Sır saklama yükümlülüğünü ihlal eden hekimler ve bu verileri yetkisiz şekilde işleyen işverenler cezai sorumlulukla karşı karşıya kalabilir.
- İş Sözleşmesinin Haklı Feshi: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, işçinin sağlık verilerinin rızası dışında işyerinde ifşa edilmesi veya yetkisiz personelle paylaşılması, işçi yönünden iş sözleşmesini haklı nedenle fesih (4857 sayılı İş Kanunu m. 24) hakkı doğurur.
Sonuç
Sonuç olarak, işyeri hekimi iş sağlığı ve güvenliği süreçlerini yönetirken işçinin mahremiyet sınırlarına sadık kalmak zorundadır. İşverene sunulan bilgiler, yalnızca çalışanın işe uygunluğunu belirten sonuç raporlarıyla ve gerekli iş organizasyonu kısıtlamalarıyla sınırlı kalmalıdır. Detaylı teşhis, tanı ve tahlil verileri hekim sırrı olarak kesinlikle gizli tutulmalıdır. Sağlık verilerinin korunması, hem işyeri barışının korunması hem de ciddi hukuki ve cezai yaptırımların önlenmesi adına her iki taraf için de hayati önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : isyeri hekimi verileri

