Malpraktis Davası Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılabilir mi?

Malpraktis davası ve belirsiz alacak davası malpraktis davasi belirsiz alacak

Giriş: Malpraktis Davaları ve Belirsiz Alacak İlişkisi

Tıbbi malpraktis, sağlık çalışanlarının teşhis, tedavi veya bakım süreçlerinde mesleki standartlara aykırı, kusurlu veya ihmalkar davranışları sonucu hastanın zarar görmesidir. Bu tür durumlarda hastaların uğradığı zararların tazmini için açılan davalar, büyük oranda teknik bilgi ve uzman incelemesi gerektirir. Hukuk sistemimizde, dava açarken talep edilen tazminat miktarının tam olarak belirlenemediği haller için “belirsiz alacak davası” müessesesi öngörülmüştür. Peki, doktor hatasından kaynaklanan bir malpraktis davası, belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi? Bu sorunun cevabı, maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından farklılık göstermektedir.

Belirsiz Alacak Davası Nedir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemeyeceği ya da bunun objektif olarak imkansız olduğu durumlarda başvurulan bir dava türüdür. Bu davada davacı, başlangıçta asgari bir miktar belirterek davayı açar; yargılama sürecinde deliller toplandıktan ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra alacağın gerçek miktarı netleşince talebini herhangi bir hak kaybına uğramadan artırabilir.

Malpraktis Davalarında Maddi Tazminat Belirsiz Alacak Olarak Açılabilir mi?

Evet, malpraktis nedeniyle talep edilen maddi tazminat talepleri belirsiz alacak davası olarak açılabilmektedir. Tıbbi uygulama hatası neticesinde geçici veya sürekli iş göremezlik, organ kaybı ya da sürekli bakım ihtiyacı gibi ağır bedensel zararlar meydana gelebilmektedir. Bu tür bedensel zararların ekonomik karşılığı; kişinin maluliyet oranı, gelecekteki tedavi giderleri, aktif ve pasif çalışma dönemleri gibi pek çok teknik verinin aktüerya uzmanları ve Adli Tıp Kurumu gibi resmi heyetler tarafından hesaplanmasını gerektirir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık hükümleri kapsamında ele alınan bu zararların, dava açılış aşamasında davacı tarafından kuruşu kuruşuna hesaplanması hayatın olağan akışına aykırıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, davacının dava açarken bu karmaşık hesaplamaları yapması ve kesin tazminat miktarını öngörmesi kendisinden beklenemez. Bu nedenle, malpraktise dayalı maddi tazminat davalarının belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Manevi Tazminat Talepleri Belirsiz Alacak Davasına Konu Edilebilir mi?

Malpraktis davalarında en çok yanılgıya düşülen konulardan biri de manevi tazminat taleplerinin belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürülüp sürülemeyeceğidir. Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, manevi tazminat, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık nedeniyle kişinin yaşadığı acı, elem ve kederin kısmen de olsa giderilmesini amaçlar.

Yargıtay kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, manevi tazminat alacağının bölünmesi ve kısmi ya da belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmesi mümkün değildir. Manevi zararın miktarını takdir yetkisi tamamen hakime aittir. Davacı, yaşadığı manevi acının karşılığı olarak uygun gördüğü ve talep ettiği miktarı dava dilekçesinde kesin olarak belirtmek zorundadır. Bu nedenle, malpraktis davalarında manevi tazminat istemleri belirsiz alacak davası olarak açılamaz; doğrudan kesin bir miktar üzerinden talep edilmelidir.

Belirsiz Alacak Davası Olarak Açmanın Avantajları Nelerdir?

Maddi tazminat taleplerinin malpraktis davalarında belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının taraflara sağladığı önemli hukuki avantajlar şunlardır:

  • Zamanaşımının Kesilmesi: Belirsiz alacak davası açıldığında, davanın açıldığı tarih itibarıyla alacağın tamamı için zamanaşımı kesilir. Yargılama sırasında bilirkişi raporuyla belirlenen ve artırılan miktar için zamanaşımı def’i ileri sürülemez.
  • Faiz Başlangıcı: Davanın belirsiz alacak davası olarak açılması durumunda, hükmedilecek tazminatın tamamına (sonradan artırılan kısım da dahil olmak üzere) haksız fiil veya dava tarihinden itibaren faiz işletilir.
  • Düşük Harç Maliyeti: Davanın başlangıcında yüksek harç ödemek istemeyen davacılar, asgari bir miktar üzerinden davayı açarak yargılama harçlarını başlangıçta düşük tutabilir ve miktar kesinleştikten sonra tamamlayabilirler.

Sonuç ve Öneriler

Sağlık hukuku kapsamında açılan malpraktis davaları, hem hastalar hem de hekimler açısından son derece hassas ve teknik detaylar içeren süreçlerdir. Maddi tazminat taleplerinin HMK’nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılması davacılara büyük usuli kolaylıklar sunarken; manevi tazminat taleplerinin bu usulle açılamayacağı unutulmamalıdır. Hak kayıplarının önüne geçilmesi ve davanın usulden reddedilmemesi adına sürecin alanında uzman bir sağlık hukuku avukatı ile takip edilmesi kritik öneme sahiptir.

Malpraktis davası ve belirsiz alacak davası
Anahtar Kelime : malpraktis davasi belirsiz alacak

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız