Özel Hastanelerde Tıbbi Uygulama Hataları ve Hukuki Süreç
Günümüzde sağlık hizmetlerinin önemli bir kısmı özel hastaneler aracılığıyla sunulmaktadır. Ancak tıbbi müdahaleler sırasında meydana gelen hekim hataları (malpraktis) veya organizasyon kusurları, hastaların maddi ve manevi zarara uğramasına yol açabilmektedir. Özel hastanede tedavi gören ve zarara uğrayan bir hastanın haklarını aramak amacıyla açacağı maddi ve manevi tazminat davasında en kritik aşamalardan biri, davanın doğru mahkemede açılmasıdır. Yanlış mahkemede dava açılması, davanın görev yönünden reddine ve ciddi bir zaman ile hak kaybına neden olur. Bu yazımızda, özel hastaneye karşı açılacak tazminat davalarında görevli ve yetkili mahkeme konusunu güncel mevzuat ve Yargıtay kararları çerçevesinde detaylandıracağız.
Görevli Mahkeme: Tüketici Mahkemesi
Özel bir hastanede gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler, hukuki niteliği itibariyle hasta ile hastane veya hekim arasında kurulan bir sözleşmeye dayanır. Bu sözleşme genellikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir vekalet sözleşmesi ya da özellikle estetik operasyonlarda eser sözleşmesi niteliğindedir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, mesleki veya ticari amaçlarla hareket etmeyen gerçek kişiler ile bu amaçla hareket eden sağlayıcılar arasındaki her türlü sözleşme bir “tüketici işlemi” olarak kabul edilmektedir.
Neden Tüketici Mahkemesi Görevlidir?
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da tutarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, hasta ile özel hastane arasındaki hukuki ilişki bir tüketici işlemi niteliğindedir. Hasta “tüketici”, özel hastane ve hekim ise “hizmet sağlayıcı” konumundadır. Bu nedenle, özel hastaneye ve burada çalışan hekime karşı açılacak malpraktis kaynaklı maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi’dir.
Tüketici Mahkemesi Olmayan Yerlerde Hangi Mahkemeye Gidilir?
Her ilçe veya il merkezinde müstakil bir Tüketici Mahkemesi bulunmayabilir. Davanın açılacağı adliyede müstakil bir Tüketici Mahkemesi kurulmamışsa, dava tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmak üzere Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır. Bu durumda dava dilekçesinin görev kısmında tüketici mahkemesi sıfatı açıkça belirtilmelidir.
Kamu ve Özel Hastane Ayrımı: İdare Mahkemeleri ile Karıştırılmamalıdır
Önemle belirtmek gerekir ki, tazminat davasının Tüketici Mahkemesi’nde açılabilmesi için hatanın özel bir hastanede veya özel bir klinikte (muayenehanede) gerçekleşmiş olması gerekir. Eğer tıbbi hata bir devlet hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya üniversite hastanesinde meydana gelmişse, bu durum “kamu hizmetinin kötü işlemesi” (hizmet kusuru) kapsamında değerlendirilir. Bu tür durumlarda davanın adli yargıda değil, idari yargıda (İdare Mahkemesi’nde) “tam yargı davası” olarak açılması zorunludur. Özel hastaneler ise özel hukuk tüzel kişisi olduklarından doğrudan Tüketici Mahkemesi’nin görev alanına girmektedir.
Dava Öncesi Zorunlu Adım: Arabuluculuk Süreci
Tüketici Mahkemesi’nde açılacak olan tazminat davalarında dikkat edilmesi gereken en önemli usul kurallarından biri de zorunlu arabuluculuk müessesesidir. 6502 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca, tüketici mahkemelerinde görülen ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak kabul edilmiştir.
- Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılması halinde, dava usulden (dava şartı yokluğu nedeniyle) reddedilir.
- Arabuluculuk sürecinde taraflar (hasta ve özel hastane/hekim) uzlaşamazsa, düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenerek Tüketici Mahkemesi’nde dava açılabilir.
Yetkili Mahkeme: Davanın Hangi İl veya İlçede Açılması Gerekir?
Görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu belirledikten sonra, davanın coğrafi olarak hangi yerdeki mahkemede açılacağı (yetkili mahkeme) sorusu gündeme gelmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve 6502 sayılı Kanun kapsamında hastaya bu konuda seçimlik haklar tanınmıştır:
- Tüketicinin (Hastanın) Yerleşim Yeri Mahkemesi: 6502 sayılı Kanun’un sağladığı koruyucu hükümler uyarınca, hasta kendi ikametgahının bulunduğu yerdeki Tüketici Mahkemesi’nde davayı açabilir. Bu durum, hastalar için büyük bir kolaylık sağlamaktadır.
- Davalının Yerleşim Yeri Mahkemesi: Davalı özel hastanenin merkezinin veya şubesinin bulunduğu yerdeki Tüketici Mahkemesi yetkilidir.
- Sözleşmenin İfa Edildiği / Zararın Doğduğu Yer Mahkemesi: Tıbbi müdahalenin ve tedavinin gerçekleştirildiği yerdeki mahkemede de dava ikame edilebilir.
Hukuki Dayanaklar ve Sonuç
Özel hastaneye karşı açılan tazminat davalarında sorumluluk, esasen Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmeye aykırılık (TBK m. 112) veya haksız fiil sorumluluğu (TBK m. 49) hükümlerine dayanır. Hekimin ve hastane yönetiminin göstermekle yükümlü olduğu özen borcuna aykırı davranması neticesinde doğan zararların tazmini talep edilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıklandığı üzere, hekimin en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu ilkesi titizlikle uygulanır.
Özetlemek gerekirse; özel hastanede sunulan tıbbi hizmet kusurundan kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini için açılacak davalar, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlanmasının ardından, hastanın kendi yerleşim yerindeki veya hastanenin bulunduğu yerdeki Tüketici Mahkemesi’nde açılmalıdır. Sağlık hukuku davaları, teknik bilirkişi raporlarının ve kusur incelemelerinin detaylı yapıldığı son derece teknik süreçler olduğundan, hak kayıplarını önlemek adına profesyonel bir hukuki destek alınması tavsiye edilir.

Anahtar Kelime : hastane tazminat davası

