Malpraktis Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Başvurusu: Dava Şartı mı?
Sağlık hizmetleri kapsamında malpraktis yani tıbbi hata iddiaları, hastalar ve hekimler için önemli hukuki süreçlere neden olabilmektedir. Malpraktis uyuşmazlıklarında, hasta zarar gördüğünü iddia ettiğinde veya hekim/tıp kurumu kusur ile suçlandığında, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak çeşitli başvuru yolları gündeme gelir. Son yıllarda, gerek 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu gerekse Arabuluculuk Kanunu kapsamında “arabuluculuk” süreci ön plana çıkmıştır. Peki, malpraktis davalarında arabuluculuk zorunlu bir dava şartı mıdır? Süreç nasıl işler? İşte bu soruların yanıtları.
Malpraktis Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Zorunluluğu
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile belirli alanlarda arabuluculuk dava açmadan önce zorunlu hale getirilmiştir. Özellikle 2018 sonrası dönemde, tazminat talepli birçok uyuşmazlıkta arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilir. Sağlık hukuku bakımından, “malpraktis” sebebiyle açılacak tazminat davaları da, nitelik olarak bir özel hukuk tazminat davası olduğundan, genellikle arabuluculuğa tabi tutulmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, hasta ile gerçek veya özel hastane arasındaki malpraktis uyuşmazlıklarında, ilk adım olarak arabuluculuk başvurusu yapılması gerekmektedir.
- Kamu hastanelerine karşı açılacak davalar ise idari yargı alanına girdiğinden, burada arabuluculuk zorunlu değildir.
- Özel hastaneler ve serbest çalışan hekimler aleyhine açılacak tazminat davalarında ise arabuluculuk zorunludur.
Bu kural, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen 49. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu’nun ilgili hükümlerine dayanmaktadır.
Arabuluculuk Başvuru Süreci ve Uygulaması
Malpraktis iddiası ile karşı karşıya kalan hasta ya da hasta yakını, öncelikle Arabuluculuk Bürosu’na başvurarak süreci başlatabilir. Başvuru ücretsiz olup, tüm başvurular ilgili mahkemelerin bulunduğu adliyelerde kurulu olan arabuluculuk merkezlerinde yapılabilir.
- Başvuru yapıldıktan sonra, dosya bir arabulucuya atanır ve arabulucu, taraflara uygun bir toplantı günü belirler.
- Taraflar, vekilleriyle birlikte toplantıya katılabilir. Bu aşamada zararın tespiti, kusur oranı veya tazminat miktarı gibi hususlarda müzakere yürütülür.
- Anlaşma sağlanırsa, imzalanan anlaşma belgesi mahkeme ilamı niteliği kazanır ve doğrudan icra edilebilir.
- Anlaşma sağlanamazsa, arabulucu buna dair bir tutanak düzenler ve taraflar, artık dava açma hakkına sahip olur.
Bu süreçte, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında arabuluculuk görüşmelerinin içerik olarak mahkemeler önünde gizli kaldığı, toplantı sırasında yapılan beyanların ileride taraf aleyhine delil olarak kullanılamayacağı hatırlatılmalıdır.
Arabuluculuk Anlaşmasının Sonuçları
Taraflar arasında arabuluculuk yoluyla varılan anlaşma, mahkeme kararı gibi bağlayıcı sonuçlar doğurur. Anlaşma belgesinin, noter onayına veya mahkeme tasdikine ihtiyaç duyulmaksızın ilam niteliğinde olduğu Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda açıkça belirtilmiştir.
Bu çerçevede; arabuluculuk yoluyla çözülen malpraktis uyuşmazlıklarında yeniden aynı konuda dava açılamaz. Anlaşmanın kapsamı dışında kalan hususlarda ise genel dava hakkı her zaman saklıdır.
Sonuç ve Öneriler
Malpraktis uyuşmazlıklarında, özel hastane veya serbest hekimlere karşı açılacak tazminat davalarında arabuluculuk başvurusu artık bir dava şartı olup, bu aşama geçilmeden dava açılamaz. Arabuluculuk, uyuşmazlıkların hızlı, ekonomik ve taraflar arasındaki güven ilişkisine zarar vermeden çözülmesi açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Ancak, arabuluculuk aşamasında yapılan başvuruların hukuki olarak dikkatli şekilde yürütülmesi ve gerekirse bir hukukçu desteği alınması önerilmektedir. Yasal değişiklikler ve Yargıtay içtihatlarının takibi, süreçte hak kaybına uğramamak açısından önemlidir.

Anahtar Kelime : malpraktis uyuşmazlığı arabuluculuk

