Malpraktiste Hak Düşürücü Süre Var Mı: Hukuki Değerlendirme Ve Uygulama Rehberi

malpraktiste-hak-dusurucu-sure-var-mi-hukuki-degerlendirme-ve-uygulama-rehberi

Malpraktiste Hak Düşürücü Süre Var mı? Hukuki Değerlendirme ve Uygulama Rehberi

Malpraktis, yani tıbbi uygulama hatası, hastaların ve hekimlerin sıkça karşı karşıya kaldığı, ciddi hukuki sonuçlara yol açabilen bir olgudur. Sağlık hizmeti sunumunda bir hata veya ihmal ortaya çıktığında, mağdur tarafın haklarını koruyabilmesi için zamanaşımı ve hak düşürücü süreler büyük önem taşır. Bu yazıda, malpraktis davalarında hak düşürücü süre olup olmadığı, ilgili hukuki düzenlemeler ve uygulamadaki yeri değerlendirilecektir.

Malpraktis Nedir? Kimler İçin Geçerlidir?

Malpraktis; hekim, diş hekimi, hemşire gibi sağlık mesleği mensuplarının, mesleklerini icra ederken bilgi, deneyim veya özen eksikliğiyle hastaya zarar vermesi anlamına gelir. Türk hukukunda, hem hastanın hem de sağlık çalışanının hakları koruma altına alınmıştır. Ancak, bir zararın tazmini veya cezası için belirli usul ve süre kuralları vardır.

Malpraktiste Hak Düşürücü Süre Var mı?

Malpraktise ilişkin taleplerin değerlendirilmesinde, öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre ayrımı iyi kavranmalıdır. Hak düşürücü süre; mahkeme veya karşı taraf dikkate alsa da almasa da süre dolduğunda hakkı tamamen ortadan kaldıran süredir. Zamanaşımı ise, süre dolduğunda talep hakkını ortadan kaldırmaz; borçlu itiraz ederse bunu ileri sürebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, malpraktis olaylarında genel hükümler uygulanır. Türk Borçlar Kanunu 72. maddesine göre, zarar gören, zarar ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde tazminat davası açabilir. Bu süreler, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulanan, zamanaşımı süreleridir.

Ceza hukuku bakımından ise, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suça ilişkin zamanaşımı süreleri uygulama bulur; ayrıca sağlık çalışanları hakkında disiplin işlemlerine yönelik idari süreçlerde de farklı süreler söz konusu olabilmektedir.

Hak Düşürücü Süre Uygulanıyor mu?

Malpraktis vakalarında, genel olarak hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Yani, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş özel bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Buradaki ana fark, zamanaşımı süresi geçen taleplerin, karşı tarafça ileri sürülürse sonuç doğuracağı; hak düşürücü sürede ise davanın herhangi bir aşamasında resen dikkate alınacağıdır.

Kamu hastanelerinde görevli sağlık çalışanlarının eylemlerinden kaynaklanan tazminat taleplerinde ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği, idare aleyhine dava açmadan önce zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren idareye başvuru süresi 1 yıl, olay tarihinden itibaren ise 5 yıl ile sınırlıdır. Bu idari başvuru süresi hak düşürücü nitelikte kabul edilmektedir. Ancak, idareye karşı başvuru süresinin geçirilmesi, hekim aleyhine doğrudan adli yargıda açılabilecek davaları etkilemez; bu durumda yine genel zamanaşımı süreleri dikkate alınır.

Yargıtay Kararlarında Uygulama

  • Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında; malpraktis davalarına genellikle 2 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
  • Ancak idari davalarda, idareye başvuru süresi hak düşürücü olarak kabul edilmekte ve süre geçtikten sonra dava açılması mümkün olmamaktadır.

Sonuç ve Öneriler

Hastalar ve hekimler açısından malpraktisle ilgili süreçlerde, hangi eylem için hangi sürenin uygulanacağının doğru değerlendirilmesi büyük önem taşır. Hak kaybı yaşamamak adına, zararın ve failin öğrenildiği andan itibaren hukuki destek alınmalı ve sürelere dikkat edilmelidir. Hukuki süreçlerde tereddüt edilen noktalarda, Yargıtay’ın ve ilgili kanunların güncel hükümleri dikkate alınmalıdır. Her zaman resmî kaynaklar ve uzman görüşlerine başvurulması tavsiye edilir.

malpraktis hak düşürücü süre
Anahtar Kelime : malpraktis hak düşürücü süre

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız