Günümüzde diş hekimliği uygulamaları, yalnızca bir sağlık gereksinimi değil, aynı zamanda estetik beklentilerin de yüksek olduğu tıbbi müdahalelerdir. Protez diş tedavileri, hastaların çiğneme fonksiyonlarını geri kazanması ve estetik bir görünüme kavuşması amacıyla sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak, tedavi sonrasında protez dişin sürekli kırılması gibi problemler, hastalar açısından hem fiziksel hem de psikolojik mağduriyetlere yol açmaktadır. Peki, hukuki açıdan protez dişin sürekli kırılması ayıplı sağlık hizmeti olarak kabul edilir mi? Diş hekimi ile hasta arasındaki bu uyuşmazlıklar hangi yasal çerçevede çözümlenir?
Diş Protez Tedavilerinde Hukuki Niteliğin Belirlenmesi: Eser Sözleşmesi
Hukukumuzda diş hekimi ile hasta arasındaki ilişki, uygulanan tedavi türüne göre farklı sözleşme tiplerine tabi tutulmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; dolgu, kanal tedavisi gibi genel tedaviler “vekalet sözleşmesi” kapsamında değerlendirilirken; implant, protez, zirkonyum kaplama ve estetik diş uygulamaları eser sözleşmesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 470 vd.) kapsamında kabul edilmektedir.
Eser sözleşmesinde yüklenici konumunda olan diş hekimi, sadece özen göstermekle yükümlü değildir; aynı zamanda hastaya taahhüt ettiği sonucu (eseri) eksiksiz, fonksiyonel ve ayıpsız bir şekilde teslim etmekle borçlanır. Dolayısıyla, protez diş tedavisinde hekim, hastanın ağız yapısına uygun, dayanıklı ve çiğneme fonksiyonunu yerine getirebilecek bir protezi “garanti” etmiş sayılır.
Sürekli Kırılan Protez Diş “Ayıplı Eser” midir?
Bir protez dişin sürekli kırılması, gevşemesi veya ağıza uyum sağlamayarak hastaya acı vermesi, taahhüt edilen sonucun gerçekleşmediğini gösterir. Bu durum, Türk Borçlar Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ayıplı hizmet veya ayıplı eser olarak nitelendirilir.
Protezin sürekli kırılması; hekimin ölçüyü yanlış alması, laboratuvar aşamasındaki hatalar, hatalı malzeme seçimi ya da oklüzyon (kapanış) dengesinin doğru kurulamaması gibi tıbbi hatalardan kaynaklanıyorsa, ortada açık bir ayıplı sağlık hizmeti mevcuttur. Hastanın bu süreçte hak kaybına uğramaması için protezdeki kırılmaları ve şikayetlerini gecikmeksizin hekime bildirmesi (ayıp ihbarı) önem arz eder. Kanuni süreler içinde yapılmayan ihbarlar, eserin zımnen kabul edildiği anlamına gelebilir.
Ayıplı Hizmet Karşısında Hastanın Seçimlik Hakları Nelerdir?
Protez dişin ayıplı olduğunun tespit edilmesi halinde, hastanın kanunen kullanabileceği belirli seçimlik hakları bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca hasta şu haklara sahiptir:
- Sözleşmeden Dönme: Eğer protezdeki ayıp, hastanın kullanamayacağı derecede ağır ve giderilemez nitelikteyse, hasta ödediği ücretin tamamının iadesini isteyerek sözleşmeden dönebilir.
- Bedelden İndirim İsteme: Protez işlevini kısmen görüyorsa ancak kalitesinde ciddi bir eksiklik varsa, ayıp oranında fiyattan indirim talep edilebilir.
- Ücretsiz Onarım veya Yeniden Yapım: Aşırı bir masraf gerektirmediği sürece hasta, protezin ücretsiz olarak onarılmasını ya da yeniden yapılmasını talep edebilir.
- Tazminat Hakkı: Ayıplı hizmet sebebiyle hastanın uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini de genel hükümler çerçevesinde hekimden veya klinikten talep edilebilir.
Komplikasyon mu, Hekim Hatası mı?
Her protez kırılması doğrudan hekim hatası olarak değerlendirilemez. Hukuki süreçte en kritik aşama, kırılmanın neden kaynaklandığının tespit edilmesidir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, uyuşmazlık durumunda üniversitelerin Diş Hekimliği Fakültelerinden uzman akademisyenlerden oluşan bir bilirkişi heyeti kurulması istenir. Yapılan inceleme neticesinde;
- Kırılma; hastanın diş sıkma (bruksizm) alışkanlığından, hekimin uyarılarına aykırı olarak aşırı sert gıdalar tüketmesinden veya yetersiz ağız hijyeninden kaynaklanıyorsa bu durum “hasta kusuru” veya öngörülemeyen bir “komplikasyon” olarak kabul edilir. Bu durumda hekimin hukuki sorumluluğu doğmaz.
- Kırılma; malzemenin dayanıksızlığından veya hekimin uygulama hatasından kaynaklanıyorsa, bu durum tıbbi malpraktis ve ayıplı hizmettir; sorumluluk tamamen hekime aittir.
Görevli Mahkeme ve Süreç
Eğer tedavi özel bir diş kliniğinde veya serbest çalışan bir diş hekiminin muayenehanesinde gerçekleştirilmişse, uyuşmazlığın çözümü için görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Davadan önce arabuluculuk sürecine başvurulması yasal bir zorunluluktur. Tedavi kamu hastanelerinde veya devlet üniversitesi diş fakültelerinde yapılmışsa, idari sorumluluk ilkeleri çerçevesinde tam yargı davası açılması ve davanın İdare Mahkemelerinde görülmesi gerekir.
Hastaların haklarını ararken tedaviye dair tüm faturaları, epikriz raporlarını, protezin röntgen görüntülerini ve yapılan yazışmaları saklaması ispat kolaylığı sağlayacaktır. Hekimler açısından ise aydınlatılmış onam formlarının eksiksiz doldurulması ve hastaya tedavi sonrası bakım talimatlarının yazılı olarak tebliğ edilmesi hayati önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : protez dis surekli kirilma

