Sağlık hukuku davaları, hem hastalar hem de hekimler için oldukça hassas ve karmaşık süreçlerdir. Tıbbi süreçlerin teknik yapısı gereği, mahkemeler uyuşmazlıkları çözerken tıp alanındaki uzmanların görüşlerine başvurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında delil niteliği taşıyan bilirkişi raporları, davanın kaderini belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Ancak adaletin tam anlamıyla tecelli edebilmesi için bilirkişiye yöneltilecek soruların doğru, somut ve hukuki temellere dayalı olması gerekir.
Bilirkişi Sorularının Hukuki Temeli ve Önemi
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ve 506. maddesinde yer alan vekilin özen borcu, tıbbi malpraktis davalarının temel hukuki dayanaklarını oluşturur. Hekimin hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için bir kusurun, zararın ve bu ikisi arasında illiyet bağının bulunması şarttır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da sıkça vurgulandığı üzere; bilirkişi raporlarının denetlenebilir, bilimsel verilere dayalı, şüpheden uzak ve gerekçeli olması zorunludur. Bu doğrultuda tarafların, bilirkişiden doğru yanıtları alabilmek için teknik ve hukuki açıdan kusursuz sorular sorması gerekmektedir.
Bilirkişiye Sorulması Gereken Kritik Sorular
Sağlık hukuku davalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla bilirkişi heyetine yöneltilmesi gereken temel sorular şunlardır:
1. Komplikasyon ve Tıbbi Uygulama Hatası (Malpraktis) Ayrımı
Tıbbi müdahalelerin doğasında her zaman belirli riskler bulunur. Önemli olan, yaşanan olumsuz durumun izin verilen risk (komplikasyon) sınırları içinde kalıp kalmadığıdır.
- Soru: Meydana gelen olumsuz sonuç, tıp biliminin kabul ettiği olağan bir komplikasyon mudur, yoksa hekimin bilgi, beceri veya özen eksikliğinden kaynaklanan bir tıbbi uygulama hatası (malpraktis) mıdır?
- Soru: Eğer durum bir komplikasyon ise, bu komplikasyon hekim tarafından zamanında teşhis edilmiş ve tıp standartlarına uygun şekilde yönetilmiş midir?
2. Aydınlatılmış Onam Sürecinin İncelenmesi
Hastanın rızası olmadan yapılan her türlü tıbbi müdahale, hukuka aykırılık teşkil eder. Bu rızanın geçerli olabilmesi için hastanın yeterince bilgilendirilmiş olması şarttır.
- Soru: Müdahale öncesinde hastaya, uygulanacak tedavinin riskleri, alternatif yöntemleri ve olası sonuçları hakkında yasal mevzuata uygun şekilde aydınlatılmış onam verilmiş midir?
- Soru: Onam formunda yer alan açıklamalar, somut olayın risklerini kapsayacak nitelikte açık, anlaşılır ve kişiye özel midir?
3. İlliyet Bağı (Nedensellik İlişkisi)
Bir hekimin hatalı davranışı olsa dahi, meydana gelen zarar ile bu davranış arasında doğrudan bir bağ yoksa tazminat sorumluluğu doğmaz.
- Soru: Davacı hastada oluşan bedensel zarar ile hekim veya sağlık kuruluşunun gerçekleştirdiği eylem/ihmal arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmakta mıdır?
- Soru: Hastanın mevcut kronik rahatsızlıkları veya tedaviye uyumsuzluğu, oluşan bu zararda bir etken midir?
4. Tıbbi Kayıtların ve Takip Sürecinin Uygunluğu
Sağlık Bakanlığı yönetmelikleri ve tıbbi etik kuralları uyarınca, hastaya ait tüm verilerin eksiksiz kaydedilmesi gerekir.
- Soru: Ameliyat notları, epikriz raporları, rıza formları ve hastanın vital bulgularını gösteren takip formları tıp standartlarına uygun olarak tutulmuş mudur?
- Soru: Hastanın ameliyat sonrası (post-op) takibi yeterli sıklıkta ve tıp biliminin gerektirdiği özenle yapılmış mıdır?
Sonuç
Sağlık hukuku davalarında bilirkişi incelemesi, davanın çözülmesinde anahtar rol oynar. Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, mahkeme bilirkişi raporuyla bağlı olmasa da, teknik bir konuda raporun aksine karar verebilmesi için bilimsel bir gerekçeye dayanmalıdır. Bu nedenle, tarafların dosyaya sunacağı somut sorular, bilirkişileri yüzeysel değerlendirmelerden uzaklaştırarak bilimsel ve denetlenebilir raporlar hazırlamaya zorlar. Hak kayıplarının önüne geçilmesi adına bu soruların alanında uzman bir sağlık hukuku avukatı rehberliğinde hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : bilirkişi soruları

