Sağlık Hukukunda Zamanaşımını Durduran Haller İzmir

Sağlık hukuku zamanaşımı ve haklar

Sağlık hukuku, hem hastaların haklarını koruyan hem de hekimlerin mesleki sorumluluklarını düzenleyen karmaşık bir alandır. Bu alanın en kritik konularından biri ise tıbbi uygulama hataları, yani malpraktis davalarında gündeme gelen zamanaşımı süreleridir. Zamanaşımı, bir hakkın kanunla belirlenen süreler içerisinde kullanılmaması halinde, o hakkın dava yoluyla talep edilebilme imkanını ortadan kaldıran bir hukuki kurumdur. Bu yazımızda, İzmir özelinde ve genel olarak Türkiye’de sağlık hukukunda zamanaşımını durduran ve kesen halleri, hem hastalar hem de hekimler için anlaşılır bir dille ele alacağız.

Sağlık Hukukunda Genel Zamanaşımı Süreleri

Tıbbi müdahaleden kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi, olayın hukuki niteliğine göre değişiklik gösterir. Hekim ile hasta arasındaki ilişki genellikle bir vekâlet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) uyarınca zamanaşımı süresi genellikle beş yıldır. Ancak, bazı durumlarda hekimin eylemi aynı zamanda bir haksız fiil niteliği de taşıyabilir. Haksız fiil sorumluluğunda ise TBK m. 72’ye göre, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bu iki hukuki sebep (sözleşme ve haksız fiil) birbiriyle yarıştığında, hastanın lehine olan daha uzun zamanaşımı süresinin uygulanması kabul edilmektedir. Özellikle, tıbbi müdahale neticesinde ortaya çıkan eylem aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’na göre bir suç teşkil ediyorsa (örneğin taksirle yaralama veya taksirle ölüme sebebiyet verme), ceza davası için öngörülen daha uzun zamanaşımı süreleri tazminat davası için de geçerli olur. Bu duruma “uzamış ceza zamanaşımı” denir ve süreler suçun niteliğine göre 8, 15 yıl gibi daha uzun vadelere yayılabilir.

Zamanaşımını Durduran Haller Nelerdir?

Zamanaşımının durması, sürenin işlemeye başladığı andan itibaren, kanunda belirtilen bir sebebin varlığı halinde, o sebep ortadan kalkana kadar sürenin işlemeye devam etmemesi anlamına gelir. Durma sebebi ortadan kalktığında, süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Türk Borçlar Kanunu’nda zamanaşımını durduran başlıca haller şunlardır:

  • Alacaklının, borçlu üzerindeki velayet veya vesayeti devam ettiği sürece: Örneğin, zarara uğrayan hastanın reşit olmaması ve hekimin aynı zamanda hastanın vasisi olması durumunda, vesayet ilişkisi sona erene kadar zamanaşımı durur.
  • Borçlu üzerinde intifa hakkı bulunduğu sürece.
  • Evlilik birliği devam ettiği sürece eşlerin birbirlerinden olan alacakları için.
  • Hizmet ilişkisi süresince, hizmetçilerin ev başkanı veya işverenlerinden olan alacakları için.
  • Alacağın bir Türk mahkemesi önünde ileri sürülmesi imkanı bulunmadığı sürece.

Bu haller, alacaklının hakkını talep etmesinin önünde hukuki veya fiili bir engel bulunduğu varsayımına dayanır. Engel ortadan kalktığında, zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Zamanaşımını Kesen Haller Nelerdir?

Zamanaşımının kesilmesi ise, o ana kadar işlemiş olan sürenin tamamen ortadan kalkması ve sürenin yeniden, baştan başlaması demektir. Yani, kesilme anından itibaren kanunda öngörülen zamanaşımı süresi sıfırlanarak tekrar işlemeye başlar. Zamanaşımını kesen başlıca durumlar şunlardır:

  • Borçlunun borcu ikrar etmesi (kabul etmesi): Hekimin veya sağlık kuruluşunun, tıbbi uygulama hatasını ve bundan doğan borcu yazılı veya sözlü olarak kabul etmesi, faiz ödemesi veya kısmi bir ödeme yapması gibi eylemler borç ikrarı sayılır ve zamanaşımını keser.
  • Alacaklının dava açması veya icra takibinde bulunması: Hastanın, hekim veya hastaneye karşı bir tazminat davası açması veya ilamsız icra takibi başlatması, zamanaşımını kesen en önemli adımlardır.
  • Davanın veya takibin herhangi bir mahkeme kararıyla (örneğin, görevsizlik kararı) reddedilip süresi içinde yeniden işlem yapılması.
  • Alacağın bir hakem veya mahkemeye bildirilmesi.

Sonuç olarak, sağlık hukukunda zamanaşımı süreleri, hak kayıplarının önlenmesi adına hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için hayati öneme sahiptir. Sürelerin başlangıcı, hukuki nitelendirme ve zamanaşımını durduran veya kesen hallerin varlığı, her somut olayın özelliğine göre dikkatle değerlendirilmelidir. Bu nedenle, İzmir ve çevresinde bir tıbbi uygulama hatası mağduru olduğunuzu düşünüyorsanız veya bir hekim olarak hukuki bir süreçle karşı karşıyaysanız, alanında uzman bir sağlık hukuku avukatından destek almanız en doğru yaklaşım olacaktır.

Sağlık hukuku zamanaşımı ve haklar
Anahtar Kelime : sağlık hukuku zamanaşımı

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız