Modern diş hekimliğinde, dental fobiye sahip hastalar, engelli bireyler veya pediatrik hastalar için sedasyon ve genel anestezi altında tedavi yöntemleri sıklıkla tercih edilmektedir. Bu yöntemler hastaya konfor sağlarken, diş hekimleri ve anestezi uzmanları açısından ciddi hukuki sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Bu sorumlulukların en önemli hukuki sacayağını ise “aydınlatılmış onam” oluşturur. Sedasyon ve anestezi altında gerçekleştirilen diş tedavilerinde geçerli bir onamın alınması, yalnızca etik bir görev değil, hekimi hukuki ve cezai sorumluluktan koruyan hayati bir zorunluluktur.
Aydınlatılmış Onamın Hukuki Temeli ve Önemi
Sağlık hukukunda her tıbbi müdahale, temelinde hastanın vücut bütünlüğüne yönelik bir müdahaledir. T.C. Anayasası’nın 17. maddesi uyarınca, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz ve rızası olmadan üzerinde bilimsel ve tıbbi deneyler uygulanamaz. Bu anayasal güvence, diş hekimliğindeki tüm müdahalelerin de temel dayanağıdır.
Hasta Hakları Yönetmeliği ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun uyarınca, hastaya yapılacak her türlü müdahale öncesinde hastanın (veya veli/vasisinin) bilgilendirilmesi ve rızasının alınması şarttır. Sedasyon ve genel anestezi gibi hastanın bilincinin kısmen veya tamamen ortadan kalktığı durumlarda ise bu rızanın önemi katbekat artmaktadır.
Sedasyon ve Anestezi Altındaki Tedavilerde Onamın Özellikleri
Sedasyon ve anestezi altında yapılan diş tedavilerinde onam süreci, rutin dental işlemlere göre çok daha kapsamlı olmalıdır. Hukuken geçerli bir onamın varlığından söz edebilmek için şu unsurların eksiksiz yerine getirilmesi gerekir:
- Ayrıntılı Bilgilendirme: Hastaya sadece yapılacak diş tedavi süreci (dolgu, çekim, implant vb.) değil, uygulanacak anestezi veya sedasyon yöntemi, bu yöntemin olası yan etkileri, riskleri ve alternatifleri de açıkça anlatılmalıdır.
- Yazılı Olma Şartı: Hasta Hakları Yönetmeliği kapsamında, anestezi ve girişimsel işlemler için onamın yazılı olarak alınması yasal bir zorunluluktur. Sözlü olarak alınan rızanın hukuki bir geçerliliği bulunmamaktadır.
- Bilinç Açıkken Alınması: Onam, işlem anında değil, hastaya düşünme ve değerlendirme süresi tanınacak makul bir zaman dilimi öncesinde, hastanın bilinci tamamen açık ve iradesi serbestken alınmalıdır.
Yargıtay İçtihatları Işığında Onamın Rolü
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi, başlı başına bir tazminat sorumluluğu doğurur. Hatta yapılan tıbbi müdahale tıp bilimine tamamen uygun ve başarılı olsa dahi, hastanın usulüne uygun onamı alınmamışsa, bu müdahale hukuka aykırı (haksız fiil) kabul edilmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil ve vekalet sözleşmesi hükümlerine göre; rıza dışı yapılan müdahalelerde hekim, ortaya çıkan komplikasyonlardan doğrudan sorumlu tutulabilir. Yargıtay kararlarında, aydınlatılmış onam formunun maktu ve genel ifadeler içermemesi gerektiği, hastanın özel durumuna ve yapılacak spesifik işleme özgülenmiş olması gerektiği sıklıkla hatırlatılmaktadır. Bu nedenle “Her türlü riski kabul ediyorum” şeklindeki genel geçer ifadeler içeren formların hukuki koruyuculuğu oldukça düşüktür.
Geçerli Bir Onam Formunda Neler Yer Almalıdır?
Sedasyon ve anestezi altında gerçekleştirilecek diş tedavileri için hazırlanacak onam formlarında şu hususların açıkça belirtilmesi yasal açıdan kritik önem taşır:
- Hastanın teşhisi, önerilen tedavi planı ve bu tedavinin amacı,
- Sedasyon veya anestezi uygulayacak hekimin uzmanlığı (anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanı kontrolünde yapılması yasal gerekliliktir),
- Uygulamanın riskleri, nadir de olsa karşılaşılabilecek komplikasyonlar ve bu durumlarda yapılacak acil müdahaleler,
- Tedavi sonrası hastanın uyması gereken kurallar, diyet kısıtlamaları ve ilaç kullanımları,
- Hastanın soru sorma hakkının tanındığı ve tüm sorularına tatmin edici yanıtlar aldığına dair beyanı.
Sonuç
Sedasyon ve anestezi altında diş tedavisi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiği gibi üst düzey bir hukuki hassasiyet de gerektirir. Hekimlerin ve kliniklerin, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına ve yürürlükteki mevzuata uygun, detaylı ve hastaya özel onam süreçleri işletmesi; olası uyuşmazlıklarda en güçlü hukuki kalkanı sağlayacaktır. Hastalar açısından ise onam süreci, kendi bedenleri üzerinde alınacak kararlarda söz sahibi olmalarını sağlayan en temel insan hakkıdır.

Anahtar Kelime : onam hukuki onemi

