Sağlık sektöründe dijitalleşme, hekimler ve hastalar arasındaki iletişimi kolaylaştırırken ciddi hukuki sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Günümüzde tanı, tedavi ve konsültasyon süreçlerinde pratikliği nedeniyle sıklıkla tercih edilen WhatsApp gibi anlık mesajlaşma uygulamaları, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde büyük riskler barındırmaktadır. Özellikle hastaların tıbbi süreçlerine ilişkin verilerin bu platformlar üzerinden paylaşılması, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) başta olmak üzere Türk Ceza Kanunu ve sağlık mevzuatı açısından ciddi yaptırımlara yol açabilmektedir.
Sağlık Verisi ve Özel Nitelikli Kişisel Veri Kavramı
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesinde kişilerin sağlık verileri, “özel nitelikli kişisel veri” olarak sınıflandırılmıştır. Özel nitelikli kişisel veriler, öğrenilmesi hâlinde ilgili kişinin mağdur olmasına veya ayrımcılığa maruz kalmasına yol açabilecek nitelikteki hassas verilerdir. Kanun gereği, sağlık verilerinin işlenmesi ve üçüncü kişilerle paylaşılması son derece sıkı şartlara bağlanmıştır. Hekimlerin veya sağlık kuruluşlarının, hastanın açık rızası olmaksızın ya da kanunda öngörülen sınırlı istisnalar dışında bu verileri paylaşması açıkça hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
WhatsApp Kullanımının KVKK Açısından Temel Riskleri
Anlık mesajlaşma uygulaması olan WhatsApp üzerinden hasta raporları, tahlil sonuçları, röntgen görüntüleri veya reçete bilgilerinin paylaşılması, hukuki açıdan iki temel risk alanını beraberinde getirmektedir:
1. Yurt Dışına Veri Aktarımı Engeli
WhatsApp, sunucuları Türkiye sınırları dışında yer alan yabancı menşeli bir platformdur. KVKK’nın 9. maddesine göre, kişisel verilerin yurt dışına aktarılması ancak belirli şartlar altında veya hastanın usulüne uygun şekilde bilgilendirilerek alınmış açık rızasıyla mümkündür. Sağlık verisi gibi özel nitelikli kişisel verilerin WhatsApp üzerinden paylaşılması, teknik olarak verinin yurt dışındaki sunuculara aktarılması anlamına gelir. Bu durum, yasal şartlar sağlanmadan veya açık rıza olmaksızın gerçekleştirildiğinde doğrudan bir KVKK ihlali oluşturur.
2. Veri Güvenliği Yükümlülüğünün İhlali
KVKK’nın 12. maddesi uyarınca veri sorumluları (hekimler ve sağlık kuruluşları), kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve bu verilere yetkisiz erişilmesini önlemek amacıyla gerekli her türlü teknik ve idari tedbiri almakla yükümlüdür. Bireysel kullanım için tasarlanmış anlık mesajlaşma uygulamaları, kurumsal veri güvenliği standartlarını tam anlamıyla karşılamamaktadır. Mobil cihazların kaybolması, çalınması, üçüncü kişilerin cihazı ele geçirmesi veya uygulamadaki olası güvenlik açıkları veri sızıntılarına yol açabilir.
Hukuki ve Cezai Yaptırımlar
Hasta verilerinin yetkisiz veya güvensiz platformlar üzerinden paylaşılması, sadece idari para cezaları ile sınırlı kalmamaktadır. Süreç; idari, cezai ve hukuki olmak üzere üç farklı boyutta yaptırıma tabidir:
- Kişisel Verileri Koruma Kurulu Cezaları: KVKK Kurulu, veri güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve veri sızıntılarına yol açan veri sorumlularına karşı yüksek miktarlarda idari para cezası uygulama yetkisine sahiptir.
- Türk Ceza Kanunu Kapsamındaki Sorumluluk: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesinde yer alan “Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme” suçu kapsamında, yetkisiz veri paylaşımları hapis cezası yaptırımı ile karşı karşıya kalabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında de rıza dışı kişisel veri paylaşımlarının TCK m. 136 kapsamında suç teşkil ettiği açıkça vurgulanmaktadır.
- Tazminat Yükümlülüğü: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin maddeleri ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da korunan kişisel hakların ihlali kapsamında, hastaların maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı saklıdır.
Hekimler ve Sağlık Kuruluşları Ne Yapmalı?
Hukuki ve cezai yaptırımlardan kaçınmak amacıyla sağlık çalışanlarının ve kurumlarının şu adımları atması hayati önem taşımaktadır:
- Konsültasyon veya hasta takibi amacıyla verilerin yurt içinde depolandığı, uçtan uca kurumsal güvenlik sağlayan ve KVKK uyumluluğu bulunan lisanslı yazılımlar tercih edilmelidir.
- WhatsApp üzerinden herhangi bir veri paylaşımı yapılmadan önce, hastadan tıbbi verilerin paylaşımına dair mutlaka yazılı, aydınlatılmış ve spesifik bir “Açık Rıza Beyanı” alınmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, açık rıza alınsa dahi veri güvenliği yükümlülüğü tamamen ortadan kalkmaz.
- Hekimler arası bilimsel bilgi paylaşımında veya konsültasyonlarda hastanın kimlik bilgileri (isim, soyisim, protokol numarası, yüz fotoğrafı vb.) tamamen maskelenmeli ya da anonim hale getirilerek sadece tıbbi veriler üzerinden iletişim kurulmalıdır.
Sonuç
Teknolojinin sunduğu pratik çözümler hekim-hasta iletişimini hızlandırsa da, özel nitelikli kişisel veri niteliğindeki sağlık bilgilerinin korunması anayasal ve yasal bir zorunluluktur. WhatsApp ve benzeri platformların yetkisiz ve tedbirsiz kullanımı, telafisi güç idari, cezai ve hukuki süreçlere zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, hem hekimlerin hem de sağlık kuruluşlarının dijital iletişim süreçlerini yasal mevzuata tam uyumlu hale getirmesi gerekmektedir.

Anahtar Kelime : kvkk hasta bilgisi

