Hukuki uyuşmazlıkların çözümünde, özellikle tıbbi uygulama hataları (malpraktis), iş kazaları, cismani zararlar ve ceza yargılamalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hayati bir önem taşır. Bu tür teknik ve uzmanlık gerektiren konularda mahkemeler, bilimsel ve teknik görüş bildirmek üzere resmi bilirkişi sıfatına sahip olan Adli Tıp Kurumu’na (ATK) başvurur. Ancak bazen ilk derece ihtisas kurullarının verdiği raporlar tarafları tatmin etmeyebilir, çelişkili veya yetersiz bulunabilir. İşte bu aşamada, uyuşmazlığın kesin olarak çözüme kavuşturulması amacıyla Adli Tıp Üst Kuruluna başvuru süreci gündeme gelmektedir.
Adli Tıp Üst Kurulunun Görevi ve Hukuki Dayanağı
Adli Tıp Kurumu teşkilat yapısı, Resmi Gazete’de yayımlanan ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu hükümleri ile düzenlenmiştir. Kurum bünyesinde belirli uzmanlık alanlarında çalışan “Adli Tıp İhtisas Kurulları” ve bu kurulların üzerinde bir denetim ile nihai karar organı olarak görev yapan “Adli Tıp Üst Kurulları” yer alır. Adli Tıp Üst Kurulları; mahkemeler, hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen ve alt kurulların kararlarına yönelik bilimsel itirazları barındıran dosyaları inceleyerek kesin karara bağlayan en üst teknik mercidir.
Adli Tıp Üst Kuruluna Başvuru Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Her adli tıp raporuna karşı doğrudan Üst Kurula gidilmesi hukuken mümkün değildir. Mevzuat uyarınca, dosyanın Adli Tıp Üst Kuruluna sevk edilebilmesi için belirli yasal şartların oluşması gerekir. Bu durumlar genel olarak şunlardır:
- Raporlar Arasındaki Çelişkilerin Varlığı: Adli tıp ihtisas kurullarının kendi aralarında veya ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin verdiği raporlar arasında tıbbi bir çelişki bulunması halinde, bu çelişkinin giderilmesi için dosya Üst Kurula gönderilir.
- Raporun Yetersiz veya Kanaat Verici Bulunmaması: İlk derece ihtisas kurulunun düzenlediği raporun, mahkeme veya savcılık tarafından davanın aydınlatılması bakımından “kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici” bulunmaması ve bu durumun gerekçelendirilerek bildirilmesi halinde sevk gerçekleştirilir.
- Oybirliği Sağlanamamış Kararlar: Adli tıp ihtisas kurullarında ele alınan uyuşmazlıklarda üyeler arasında oybirliği sağlanamamış ve karar oyçokluğu ile alınmışsa, tarafların haklı itirazı üzerine dosyanın Üst Kurul tarafından değerlendirilmesi istenir.
- Üniversiteler veya Diğer Resmi Kurum Raporları ile Çelişki: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; üniversitelerin tıp fakültelerinden alınan bilimsel heyet raporları veya Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulu kararları ile Adli Tıp Kurumu raporları arasında çelişki olması durumunda, mahkemenin bu çelişkiyi gidermek amacıyla dosyayı Adli Tıp Üst Kuruluna göndermesi usuli bir zorunluluktur.
Hekimler ve Hastalar Açısından Üst Kurulun Önemi
Tıbbi malpraktis davalarında hem davacı hastalar hem de davalı hekimler açısından adli tıp raporları davanın kaderini belirleyen en önemli delildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde açılan tazminat davalarında, hekimin kusuru ve ortaya çıkan zarar arasındaki illiyet bağı (neden-sonuç ilişkisi) tıp biliminin kurallarına göre değerlendirilmelidir.
Hastalar açısından; hatalı tıbbi müdahale sonucu sağlığını kaybeden bir bireyin, ilk raporda maluliyet oranının eksik hesaplanması veya hekimin kusursuz bulunması durumunda, bu rapora bilimsel verilerle itiraz ederek dosyanın Üst Kurula taşınmasını isteme hakkı vardır. Bu, hak arama özgürlüğünün önemli bir parçasıdır.
Hekimler açısından ise; tıbbi standartlara uygun şekilde gerçekleştirilen bir müdahalenin, alt kurullarca hatalı yorumlanması veya komplikasyon-kusur ayrımının doğru yapılmaması durumunda, hekimin mesleki itibarını ve hukuki sorumluluğunu korumak adına Adli Tıp Üst Kuruluna başvurulması hayati önem taşır. Üst Kurul, farklı uzmanlık dallarından geniş bir akademisyen kadrosuyla dosyayı yeniden inceleyerek tıbbi uygulamanın tıp bilimi kurallarına uygunluğunu denetler.
Yargıtay Kararları ve Usul Hukuku İlkeleri
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, hakim çözümü uzmanlık gerektiren konularda bilirkişiye başvurmakla yükümlüdür ancak bilirkişi raporuyla doğrudan bağlı değildir. Bununla birlikte, dosyada birbirini tutmayan birden fazla tıbbi rapor varsa, hakim kendi bilgisiyle bu çelişkiyi gideremez. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, dosyadaki çelişkili raporlar giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemeler, maddi gerçeğe ulaşmak ve adil yargılanma hakkını tesis etmek adına çelişkili durumlarda dosyayı Adli Tıp Üst Kuruluna sevk ederek çelişkiyi gidermek zorundadır.

Anahtar Kelime : adli tip basvuru

