Diş hekimliği uygulamalarında tedavinin başarısı, yalnızca hekimin bilgi, beceri ve özenine bağlı değildir; aynı zamanda hastanın tedavi sürecine uyum sağlaması ve önerilen kontrol randevularına katılması da kritik önem taşır. Ancak klinik uygulamalarda, hastaların tedavileri yarım bırakması veya hekim tarafından belirlenen kontrol süreçlerini aksatması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu gibi durumlarda, sonradan ortaya çıkabilecek komplikasyonlar veya başarısız tedaviler karşısında diş hekiminin hukuki sorumluluğunun sınırları ciddi bir tartışma konusudur. Sağlık hukuku çerçevesinde, kontrole gelmeyen hastada diş hekiminin sorumluluğunun nasıl belirlendiğini ve yasal sınırlarını bilmek her iki taraf için de hayati öneme sahiptir.
Diş Hekimi ve Hasta Arasındaki Sözleşmenin Hukuki Niteliği
Hukuki açıdan diş hekimi ile hasta arasındaki ilişki, yapılacak işlemin niteliğine göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında değerlendirilir. Dolgu, kanal tedavisi veya diş çekimi gibi rutin müdahaleler genellikle vekalet sözleşmesi (TBK m. 502) hükümlerine tabidir. Vekalet sözleşmesinde hekim, işi tıp bilimi kurallarına uygun ve özenle yürütmeyi taahhüt eder ancak kesin bir başarı sonucu garanti etmez. Buna karşın protez, implant, kron veya estetik diş hekimliği uygulamaları, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında eser sözleşmesi (TBK m. 470) kapsamında kabul edilmektedir. Eser sözleşmesinde hekim, sadece özen göstermekle kalmayıp, kararlaştırılan sonucu (eseri) kusursuz bir şekilde meydana getirmekle yükümlüdür.
Hastanın İş Birliği Borcu ve Müterafık Kusur İlişkisi
Her iki sözleşme türünde de hastanın tedaviye katılım ve iş birliği borcu bulunmaktadır. Hasta, hekimin tıbbi talimatlarına uymak ve belirlenen kontrol randevularına sadık kalmak zorundadır. Hastanın kontrole gelmemesi veya tedaviyi yarıda bırakması durumunda, ortaya çıkan olumsuz sonuçlar ile hekimin eylemi arasındaki illiyet bağı (nedensellik bağı) kesilebilir veya zayıflayabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca, zarar görenin (hastanın) kendi kusuruyla zararın doğmasına veya artmasına sebep olması, hekimin tazminat sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırabileceği gibi, tazminat miktarında ciddi bir indirim yapılmasını da gerektirebilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; hastanın hekim tarafından yapılan uyarılara rağmen kontrollere katılmaması ve tedavi sürecini kendi ihmaliyle aksatması “zarar görenin müterafık kusuru” olarak kabul edilmektedir.
Diş Hekiminin İspat Yükümlülüğü ve Klinik Kayıtlar
Hukuki bir uyuşmazlık durumunda, hastanın kontrole gelmediğini ve bu durumun olumsuz tıbbi sonuçlara yol açtığını ispat yükü diş hekimindedir. Diş hekimlerinin olası tazminat davalarında haklılıklarını kanıtlayabilmeleri için şu hususları eksiksiz yerine getirmesi gerekir:
- Aydınlatılmış Onam Formu: Tedavi başlangıcında hastaya imzalatılan onam formunda, kontrol randevularının önemi ve kontrole gelinmemesi durumunda oluşabilecek spesifik riskler (enfeksiyon, implant kaybı, protez uyumsuzluğu, doku hasarları vb.) açıkça ve anlaşılır bir dille belirtilmelidir.
- Randevu ve İletişim Kayıtları: Hastaya verilen randevu kartları, gönderilen hatırlatma mesajları, hastanın aramaları veya ulaşılamayan durumlarda tutulan tutanaklar titizlikle arşivlenmelidir.
- Hasta Dosyası ve Epikriz: Hastanın gelmediği her randevu, hasta takip kartına veya dijital otomasyon sistemine “Hasta randevusuna gelmedi” veya “Tedaviyi yarım bıraktı” şeklinde açıkça not edilmeli ve hekim tarafından imzalanmalıdır.
Sorumluluğun Belirlenmesinde Bilirkişi İncelemesi
Yargıtay kararlarına yansıyan uyuşmazlıklarda, mahkemeler sorumluluk oranını belirlemek için Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin diş hekimliği fakültelerinden uzman bilirkişi heyetlerinden rapor talep eder. Bilirkişiler, hastanın kontrole gelmemesinin ortaya çıkan komplikasyon üzerindeki etkisini tıbbi açıdan değerlendirir. Eğer ortaya çıkan zarar, hekimin tedavi sırasındaki bir hatasından (malpraktis) değil de tamamen hastanın süreci takip etmemesinden ve kontrole gelmemesinden kaynaklanıyorsa, hekimin hukuki ve cezai sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak hekim ilk tedavi aşamasında hatalı davranmış ve hasta da kontrole gelmemişse, bilirkişi raporu doğrultusunda kusur oranları (örneğin %70 hekim, %30 hasta şeklinde) belirlenerek ortak bir sorumluluk dağılımı yapılır.
Sonuç
Kontrole gelmeyen hastada diş hekiminin sorumluluğu; hastanın iş birliği yükümlülüğünü ihlal etmesi ve bu ihmalin oluşan zarardaki etkisi oranında azalır veya tamamen ortadan kalkar. Hekimlerin yasal sorumluluktan muaf olabilmesi için “aydınlatma yükümlülüğünü” tam olarak yerine getirdiğini ve hastanın kontrolleri aksattığını yazılı belgelerle kanıtlaması şarttır. Hem hekimlerin mesleki güvencesi hem de hastaların sağlığının korunması adına, tedavi sürecindeki her adımın belgelenmesi en güvenli yoldur.

Anahtar Kelime : hasta gelmedi

